En önemli cinsel taciz davalarını kazanmış bir avukat olan ve kendisini feminist ilan eden Seul Belediye Başkanı'nın cinsel taciz suçlamasının ardından intihar etmesi, Güney Kore'yi karıştırdı.

Feministler, eski destekçilerinin ardından 'toplum önünde utanç duymak, ceza çekmekten kaçmak ve kendisini suçlayan kadını susturmak' suçlamasını getirdi.

Güney Kore'de önde gelen siyasetçilerden Seul Belediye Başkanı Park Won-soon'un cinsel tacizle suçlanmasının ardından intihar etmesi, cinsiyetçilik meselesini yeniden tartışmaya açtı. 

Eski bir insan hakları avukatı olan Park Won-soon, kadın haklarını savunan ve cinsiyet ayrımcılığıyla mücadele eden erkeklerin başında geliyordu ve ülkenin en önemli cinsel taciz davalarını kazanan avukat olarak tanınmıştı. Başkentin 'feminist' belediye başkanı olarak da cinsiyet eşitliği meseleleriyle ilgili özel danışman atamış, kadınlar için daha güvenli ortamlar ve çalışan bekar kadınlar için erişilebilir konutlar sağlamaya yönelik politikalar uygulamaya koymuştu.

Dün cansız bedeninin getirildiği hastane önünde toplaşan destekçileri, gözyaşlarına boğulurken "Seni seviyoruz", "Çok üzgünüz" sloganları attı. İsmi internette Güney Korelilerin en çok aradığı kelime haline gelirken, sosyal medyada taziye mesajları sel oldu. TV programlarında katılımcılar kendisinden bahsederken sesleri titreyerek sustu. 

Ancak eski sekreterinin hakkında cinsel taciz suçlamasında bulunmasının ertesi günü intihar etmesi, feminist hareketin 'suçlu bulunmak, toplum önünde utanç duymak ve ceza çekmekten kaçtığına' dair eleştirilerini de beraberinde getirdi. 

1980 ve 90'larda siyasi aktivistleri savunan Park, 1988'de genç bir kadın sendikacının erkek polis memuruna açtığı işkence davasını, 10 yıl sonra ülkenin ilk işyerinde cinsel taciz davasını kazanmış, böylece işyerinde cinsel tacizin suç haline gelmesini sağlamıştı. 

Geçen yıl kamuya açık bir toplantıda feminist olduğunu söyleyen ve genç bir annenin cinsiyetçi bir toplumda verdiği mücadeleyi konu alan feminist bir romandan parçalar okuyan Park'ın eski sekreteri tarafından cinsel tacizle suçlandığının, iç çamaşırlarıyla çektiği selfiler göndermesinin suçlamalar arasında yer aldığının öğrenilmesi, bazı kesimlerde tepki yarattı.

Cumhurbaşkanı Moon Jae-in’in görev süresi 2022'de dolduğunda halefi olması beklenen Park'ın intiharı, aynı zamanda hakkındaki ter türlü polis soruşturmasının otomatik olarak kapanması anlamına geliyor.

Aktivistler, kendisini itham eden kadın suçlamalarını yasalar önünde kanıtlama fırsatından ve toplum belediye başkanının kendisini nasıl savunacağı bilgisinden mahrum kalacağına dikkat çekti.

Kadın hakları savunucusu Yun Dan-woo, Park'ın intihar ederek 'onurlu konumunu ve resmi statüsünü koruma' yoluna gittiğini belirtti.

Diğerleri de belediye başkanının intihar ederek kendini suçlayan kadını susturduğunu, artık kadının suçlamalarının toplum tarafından dikkate alınmayacağını dile getirdi.

Muhalefetteki Adalet Partisi'nden Ryu Ho-jeong da sosyal medyada Park'ın ardından saygılarını sunmayacağına dair açıklamada bulundu. Kadın milletvekili, suçlamada bulunan kadına hitap ederek "Yalnız olmadığını umarım biliyorsundur" dedi. 

Kore Üniversitesi profesörlerinden Yi Han Sang da Seul yerel yönetiminin belediye yakınında Park'ın yasının tutulması için mekan oluşturma ve gelecek haftaki cenaze için resmi fonları kullanma planını eleştirdi.

Erkek profesör, Seul yerel yönetiminin taciz kurbanı olduğunu söyleyen kadının kamuoyunun şimşeklerini çekmesine yol açacak eylemlere son vermesi, kadını korumaya ve suçlamalarla ilgili gerçekleri ortaya çıkarmaya odaklanması gerektiğini söyledi.

Park'ın mensubu olduğu iktidardaki merkez sol Demokratik Parti'nin önde gelen isimleri hastaneye giderek belediye başkanının naaşına saygılarını sunarken, partinin lideri olan eski başbakanlardan Lee Hae-chan burada gazetecilerin sorularıyla karşılaştı. Cinsel taciz suçlamasının Park'ın ardından nasıl işlem göreceğini soran gazeteciyi, Lee, kaba bir soru sorduğu, bunun yerinin burası olmadığına dair azarladı.

#MeToo kampanyasının geniş yankı bulduğu Güney Kore'de iktidar partisinin Park dahil pek çok önde gelen ismi cinsel tacizle suçlanmış durumda.

2017'de Demokratik Parti'nin cumhurbaşkanı adaylığını kazanmak için yarışmış eski vali Ahn Hee-jung, eski asistanı tarafından defalarca tecavüz etmekle suçlanmasının ardından geçen yıl 'gücünü kötüye kullanarak cinsel ilişkiye zorlamaktan' mahkumiyet almıştı.

İkinci büyük kent Busan'ın Belediye Başkanı Oh Keo-don da 'bir kadın çalışanla gereksiz fiziksel temas kurduğunu' kabul ederek üç ay önce istifa etmişti. 

Seul'deki Kore Kadın Gelişim Enstitüsü'nün araştırmacılarından Lee Soo-yeon, bu manzarayı "Siyasi olarak ister muhafazakar ister liberal olsunlar, tüm Güney Kore erkekleri konu cinsiyete gelince çok geleneksel ve ataerkil oluveriyor, güç ve tanınma peşindeki politikacılar istisna değil" diye değerlendirdi.

Erkek politikacıların özel hayatın aynı zamanda politik olduğunu anlamadıklarını söyleyen kadın araştırmacı, "Siyasi kariyerlerine yardımcı olacaksa feminizm destekçisi kesilirler, ama gerçek yaşamda, mesela evde ya da işte kadınlara nasıl muamele ettiklerinin de önemli olduğunu hiç düşünmezler" dedi. 

Aktivistler kendisini 'feminist' diye niteleyen Cumhurbaşkanı Moon Jae-in'in de kadınları akamete uğrattından söz ederken, Harvard Üniversitesi'nin Koreli araştırmacılarından Keung Yoon Bae "Bu hem bireyin hem de siyasi partinin başarısızlığı" yorumunu yaptı. 

Keung "Kore Solu içinde şovenizm, kadın düşmanlığı ve kadınların sorunlarına yönelik körlüğün uzun bir tarihi vardır, taa öğrenci aktivizmine dek dayanır, bu öyle üzerine gitmeden olduğu gibi bırakılamaz" dedi.