Krize karşı, uluslararası bir işbirliğinin geliştirilemediğini belirten İstanbul Gelişim Üniversitesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Fatih Fuat Tuncer, “Özellikle Avrupa Birliği’ne (AB) üye devletlerin kendi çarelerini araması ve hatta kaldırdıkları sınır uygulamalarını yeniden aktif hale getirmeleri bu durumun en büyük göstergesi. COVID-19 bu anlamda ulus devletler için iç ve dış egemenliğin önemini bir kez daha gösteriyor” diye konuştu.

“KÜRESELLEŞME BİRÇOK ZORLUĞU DA BERABERİNDE GETİRİYOR”

Küreselleşmenin, soğuk savaş sonrası dönemin en popüler kavramı haline geldiğini ifade eden Dr. Tuncer şunları söyledi:“Küreselleşme, ticaretin ve kültürel değişimin kitlesel olarak artmasının bir sonucu olarak dünyanın gittikçe birbirine bağlı hale geldiği bir süreç. Ancak 1990’lardan itibaren bu sürecin muazzam bir hız kazandığı görülüyor. Soğuk Savaş’ın bitişi ile ulaşım ve iletişim teknolojisindeki gelişme dünyada olumlu karşılanmış ve o dönem başlayan ‘küreselleşmeye övgü’ bugün yerini küresel terörizm, özellikle ‘COVID-19’ örneğinde olduğu gibi küresel sağlık tehdidi, küresel ekonomik kriz ve iklim değişikliği tartışmaları ile küreselleşmeye kuşkulu bakışa dönüşmüş görünüyor. Yani küreselleşme, insanlığa birçok kolaylığı getirdiği gibi birçok zorluğu da beraberinde getirmiş gibi görülüyor”

“İNSANLAR ARTIK UZMANLARI DİNLİYOR”

Virüs ile ortaya çıkan pandeminin bir diğer etkisinin de insanların artık hayal satanları değil uzmanları dinlemek istemesi olduğuna değinen İstanbul Gelişim Üniversitesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Fatih Fuat Tuncer, “COVID-19 ile birlikte ilk etapta ortaya çıkan komplo teorileri, virüsün bütün dünyayı etkisi altına alması ile sona ermiş durumda. Bu süreçte, insanların siyasetçilere değil bilime önem verdikleri görülüyor. Yani uzmanlaşmanın önemi, siyasetçilerin ortaya sürdüğü ‘Çin Virüsü’, ‘sürü bağışıklığı’ ve ‘havalar ısınınca virüs biter’ söylemlerinin önüne geçmiş durumda. Özellikle Çin yönetimi, bir yandan virüs konusundaki bilgileri dünya ile geç paylaşmak ile suçlanırken bir yandan da Çin’deki insanları kontrol edebilme, gücü ile salgının etkisini azaltması ile de dikkat çekmektedir. Özellikle Avrupa ve ABD’de ‘evde kal’ çağrıları bir ricadan öteye geçememiş ve virüs yayılımına engel olmak için geç kalınmışken bundan sonraki süreçte otoriter yönetim tarzı tartışmasının başlaması olasıdır” şeklinde konuştu.