Rusya Cumhurbaşkanı’nın İslam İşbirliği Teşkilatı nezdindeki temsilciliğini yapan Popov, Sovyetler Birliği ve Rusya Federayonu’nun Yemen, Libya ve Tunus’taki elçilik görevlerini yerine getirmiş bir isim.

Birgün'den Alp Kadıoğlu Rusya Uluslararası İlişkiler Konseyi (RIAC) üyesi ve Moskova Devlet Diplomasi Enstitüsü’ndeki Medeniyetler Ortaklığı Merkezi Müdürü Veniamin Popov’la Suriye’deki son gelişmeleri ve Rusya’nın Ortadoğu’daki rolüyle ilgili konuştu.

İşte o ropörtaj:

ABD’nin Suriye’nin kuzeyinden askerlerini çekmesini nasıl yorumluyorsunuz?

Bu konuda söyleyebileceğim kararın ABD Başkanı Donald Trump tarafından alınmış olması. Amerikalı siyasi elitler Trump’ın kararını onaylamıyor. Kongrede büyük bir tepki var. Temsilciler Meclisi’nde bu kararı tersine çevirmek için girişimler var. Trump’ın mensubu olduğu Cumhuriyetçi Parti’de bile büyük bir tepki var. Medyadan gördüğüm kadarıyla da Amerikan ordusu bu karardan pek memnun değil. Ancak bu kararın Trump’ın seçim kampanyasında verdiği sözlerle uyumlu olduğunu düşünüyorum. Trump, bölgedeki çatışmalardan bütün Amerikan askerlerini çekme sözünü vermişti. Sözlerini tutup tutmayacağı da ona bağlı.

ABD İLE RUSYA ARASINDA ANLAŞMA YAPILMADI

ABD’nin Rusya ile koordineli bir şekilde çekildiği fikrine katılıyor musunuz? İki ülke arasında bir anlaşma mı var?

İki ülke arasında kapsamlı bir anlaşma olduğunu düşünmüyorum. Rusya’nın ABD’yle ilişkileri o kadar iyi değil. Bir çatışmayı önlemek için iki ülkenin arasında bölgede görev yapan askeri personeller arasında bir koordinasyon olabilir. Ancak iki ülke arasında kesinlikle stratejik bir ortaklık ya da anlaşma yok. Biz kendi politikamızı yürütüyoruz. Rusya’nın farklı bir politika yürüttüğü de yapılan diplomatik açıklamalardan anlaşılıyor. Avrupa Birliği ve ABD Türkiye’nin operasyonunu kınarken Rusya “Türkiye orantılı güç kullanmalı” gibi daha dikkatli diplomatik bir açıklamada bulundu.

Türk-Rus ilişkilerinin kötüleşmesini bekliyor musunuz? Suriye’de Astana süreci devam ediyor mu?

Kişisel olarak, kısıtlı bir iyimserlikle, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 22 Ekim’de Soçi’de düzenlenecek toplantıda iki ülkenin ihtilaflarını giderip bir anlaşmaya varmasını bekliyorum. Geçtiğimiz yaz iki ülke arasında sıkıntılar yaratan İdlib konusu da görüşülecektir. Türkiye ve Rusya cumhurbaşkanlarının kişisel ilişkileri oldukça iyi ve bir anlaşmaya varmaları daha kolay. Astana sürecinin bittiğini de düşünmüyorum. Yakın bir gelecekte olmasa da Suriye’de bir anlaşma, bir uzlaşı olacak. Belki bu da Türkiye ve Suriye arasındaki ilişkilerin normalleşmesine yol açabilir. Sonuç olarak Suriye’deki çatışmanın barışla sonuçlanması ülkenin anayasasının başarılı bir şekilde hazırlanmasının önünü açar.

Erdoğan Putin’le görüştükten sonra Trump’la görüşecek. Bu konuda ne söylersiniz?

Erdoğan’ın Trump’la görüşmeden önce Putin’le görüşmesi bence oldukça önemli. Erdoğan’ın Putin’le alınan kararlarla Trump’a gitmesi ABD yönetimine de güçlü mesajlar verir.

SOVYETLER İDEOLOJİKTİ RUSYA İSE PRAGMATİST

Sizce ABD askerlerinin çekilmesi, Rusya ve Türkiye’nin arasını açma hamlesi mi?

Rusya’nın dış politikası prensipler üzerine kuruludur. Başka bir ülkenin dezavantajı için bir ülkeyle iyi ilişkiler geliştirmeye çalışmak bizim prensiplerimize aykırıdır. Rusya her ülkeyle iyi ilişki içinde olmak istiyor çünkü bunu kendi çıkarlarına uygun görüyor. Rusya, Sovyetler Birliği gibi ideolojik fikirlerle hareket etmeyip pragmatik bir şekilde hareket ediyor ve her ülkeyle iyi ilişkiler geliştirmeyi arzuluyor. Suudi Arabistan, İran, İsrail, Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır gibi ülkelerle iyi ilişkiler içinde. Bu Rusya’ya Ortadoğu’da saygınlık kazandırıyor. Yakında da Rusya’nın Afrika’da inisiyatif aldığını göreceksiniz. Afrikalı liderlerin toplanacağı Putin ve Mısır Cumhurbaşkanı Sisi’nin başkanlığını yapacağı bir toplantı düzenlenecek.

Eğer ABD askerleri Suriye’nin doğusundan tümden çekilirse bölgeye Rus askerleri girebilir mi?

Hayır. Rusya Suriye’nin başka bölgelerine asker göndermek istemiyor. Bunu Putin açıkça birkaç kez söyledi. Seçimlerden sonra Suriye’ye yeni bir liderlik gelir ve Rus askerlerinin ülkeden çıkmasını isterse, Rusya’nın Suriye’den çekileceğini de açıkladı. Şu an Fırat’ın doğusunda yaşanan askeri durum ise oldukça karışık. Türkler, Kürtler ve Suriye hükümeti Rusya’dan askeri destek talep etti. Rusya olarak ise biz arabuluculuğa yoğunlaşıyoruz. Hmeymim’deki Rus üssünde Kürtler ve Suriye yönetiminin üyeleri toplantılar gerçekleştirdi. Bu da Rusya’nın taraflarla girdiği anlaşmalar üzerinden yapıyor. Suriye’de olacakları tahmin etmenin de zor olduğunu söyleyebilirim.

Rusya’nın Türkiye’den beklentisi nedir?

Türkiye’nin Şam yönetimiyle masaya oturmasını istediğimiz bir sır değil. İki ülke arasında dostane bir ilişki geliştirilmesi oldukça zor olsa da uzun vadede Suriye ve Türkiye’nin çıkarı ilişkilerinin normalleşmesinden geçiyor. Bunu başlatmak için de şu an iyi bir şans var. Bence iki ülkenin terörizmle mücadelede önemli çıkarları var.

Ancak iki ülkenin terör tanımı farklı. Türkiye, YPG-PYD’yi “terörist” olarak tanımlıyor…

Tabii ki Suriye’deki aktörler konusunda farklı görüşler var. Ancak Suriye konusunda Rusya’nın Türkiye ve İran’dan farklı görüşleri vardı. Yine de bu üç ülke Astana süreci çerçevesinde terörizm ile mücadele konusunda önemli ortak kararlara imza attı. Astana zirveleri Suriye’deki çatışmanın çözümü için siyasi süreci de başlattı. Bu bize müzakerelerin çatışmadan çok daha hayırlı olduğunu gösteriyor.

Rusya, Suudi Arabistan ile İran arasındaki gerginlikte arabuluculuk yapar mı?

Birkaç hafta önce Basra Körfezi’nde yeni bir kolektif güvenlik sistemi oluşturmak için Rusya bir teklif sundu. Körfez’deki tansiyonun düşürülebilmesi için bölgedeki ülkelerin buna yönelik iradeleri olması lazım. Cumhurbaşkanımız Rusya’nın başka ülkelere bir şey empoze etmeyi sevmediğini açıkladı. O yüzden her şeyden önemlisi bu ülkelerin birbiriyle konuşmaya hazırlıklı olması

PETROL VE GAZ KONUSUNDA KÖRFEZLE İŞBİRLİĞİ MEVCUT

Rusya, Ortadoğu’daki artan nüfuzunu ekonomik çıkara dönüştürebiliyor mu?

Ortadoğu ülkeleriyle iyi ilişkiler geliştirmenin Rusya’ya ekonomik faydaları olduğu tartışılmaz. Örneğin Rusya’nın önemli ihracat malzemelerinden bir tanesi tahıl. Milyonlarca ton tahıl ihraç ediyoruz ve bunun yüzde 70’i Türkiye, İran, Mısır, Suudi Arabistan, Fas ve Endonezya gibi Müslümanların yoğunlukta olduğu ülkelere ihraç ediliyor. İkinci faktör ise yeni teknolojiler. Örneğin Rusya, Birleşik Arap Emirlikleri’nden bir kozmonotun uzaya çıkmasına vesile oldu. Nükleer enerji konusunda da bölge ülkeleriyle çok fazla ortak proje var. Rus şirketleri Türkiye’de, Mısır’da ve İran’da nükleer santraller yapıyor. Bir diğer nokta da içilebilir su. Rusya’nın milyonlarca tatlı su kaynağı var ve Ortadoğu’daki su kıtlığı yaşanan ülkelere su ihraç ediyoruz. Mevcut trendler suyun önümüzdeki senelerde değerleneceğini gösteriyor ve bu kaynağın Ortadoğu’ya ihracatı Rusya’ya oldukça faydası dokunacak. Petrol ve gaz konusunda da Rusya görünürde Ortadoğu ülkeleriyle rekabet içinde. Ancak sahaya baktığımızda, Suudi Arabistan ve İran gibi petrol ve gaz üreten ülkelerle işbirliği kurabiliyor. Bu ülkelerle petrol fiyatının belirlenmesi ve istikrara kavuşturulması konusunda anlaşmalar yapıyor. O yüzden Rusya’nın Ortadoğu ülkeleriyle iş birliğinin çok yönlü olduğunu söyleyebiliriz.