İngiltere basını, Türkiye'nin Barış Pınarı Harekatı'nı gündemine taşıdı. İngiliz gazetelerinde yer alan yorumlarda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Suriye'de harekat başlatmasıyla büyük riskler aldığına ilişkin görüşler hakim.

GUARDIAN YAZARI: ERDOĞAN'IN EN BÜYÜK KUMARI OLABİLİR

Guardian gazetesinin yazarı Simon Tisdall, Erdoğan'ın Suriye konusunda önünün açılmasıyla birlikte esasında bazı zor seçeneklerle karşı karşıya kaldığı savunuluyor.

Tisdall, yazısında "Şu ana kadar istediğini alan Erdoğan, bazı zor kararlarla karşı karşıya. Ne kadar ileri gidecek? Düşmanı kim? Bu kadar büyük bir operasyon ne kadar sürdürülebilir? Bu, risk almasıyla bilinen siyasetçinin şu ana kadarki en büyük kumarı olabilir" ifadelerine yer verdi.

Erdoğan'ın bilinmezliklerle karşı karşıya olduğunu belirten Tisdall, "Türkiye'nin tek başına IŞİD'le mücadeleyi yürütme ve şu an Kürtler tarafından korunan IŞİDli kamplarının kontrolünü sağlama kapasitesinin olup olmadığı bilinmiyor. Diğer herkes gibi Erdoğan da Trump'ın bundan sonraki adımının ne olacağını bilmiyor. Rusya için de aynı şüpheler geçerli. Erdoğan hakkında hayal kırıklığına uğramış ve ekonomik sıkıntılardan bunalmış Türk halkının, bu masraflı ve ucu açık çatışmaya nasıl bakacağı da belirsiz" diyor.

Erdoğan'ın harekatın başlarında "dikkatli" olmasını beklediğini söyleyen Tisdall, "Erdoğan ilk olarak, Suriye Milli Ordusu (Türkiye'nin güdümündeki silahlı güç) savaşçılarını sahada kullanıp, onlara havadan destek verebilir. ABD'li yetkililer çok büyük çaplı bir işgal olmasını beklemiyor ve harekatın ilk adımlarının Suriye içinde muharebe noktaları oluşturmakla sınırlı kalabileceğini tahmin ediyor" görüşünü kaleme aldı.

TIMES: TÜRKİYE SONU OLMAYAN SAVAŞA GİDEBİLİR

Times gazetesinin Ortadoğu muhabiri Richard Spencer, harekatın Erdoğan ve TSK için ciddi riskler barındırdığını yazdı.

Spencer, yazısında şu ifadelere yer verdi:

"İlk hedeflerin Ras el Ayn ve Tel Abyad olduğu görülüyor. Buralar tarihsel olarak Arapların yaşadığı bölgeler, yani YPG'nin doğal kontrol alanının dışında. ABD ordusu tüm sınır bölgesinden değil, bu iki kasabadan çekildi. Bu da ABD ordusunun, harekatın ilk etapta buralarda sınırlı kalmasını istediğini gösteriyor.

Ancak Erdoğan amacının 30 km derinlik olduğunu söylüyor. Bu, iddialı bir hedef ve birçok cevapsız soruyu beraberinde getiriyor. Bu, daha çok sayıda Amerikan askerinin güneye inmesi anlamına gelebilir ve o bölgenin büyük kısmı Suriye rejiminin kontrolünde.

Türk ordusunun teçhizat ve hava kuvvetleri bakımından çok önemli bir avantajı olsa da, Kürtler gerilla savaşında yetenekli ve araziyi tanıyor. Türk güçler, YPG'nin sürekli saldırılarına maruz kalacakları bir bataklığa kolayca çekilebilir."

Trump'ın planladığı gibi Suriye'nin doğusunu terk etmesi durumunda Erdoğan'ın Rakka ve Deyrezzor'a ilerleyebileceğini belirten Spencer, Trükiye'nin o bölgelerde IŞİD'le karşılaşabileceği ihtimali üzerinde duruyor.

Spencer, "Bu ölçekte bir operasyon, Türkiye'nin 1974'teki Kıbrıs işgalinden bu yana yaptığı en büyük ve riskli operasyon olabilir. Kıbrıs işgali onyıllardır çözülemeyen bir çatışma doğurdu ve Türkiye'nin dış dünya ile ilişkilerini çürüttü" diyor.

FT: KISA VADEDE SİYASİ KAZANIM, UZUN VADEDE EKONOMİK SIKINTI

Financial Times gazetesi ise, Erdoğan'ın harekatla birlikte içeride milliyetçi kesimin desteğini alarak siyasi kazanım elde edebileceğini, ancak bu kazanımın uzun vadede boy gösterecek eknomoik krizle gölgelenebileceğini belirtti.

Yazıda, "Operasyonun geçen yılki kur krizinden sonra hâlâ toparlanmaya çalışan ekonomi üzerinde etkili olması halinde, bu kısa vadeli siyasi kazanımlar gölgede kalabilir" ifadesi yer aldı.