"Battir köyünün hikayesi, Hasan Mustafa isimli bir gazeteciyle de bağlantılı. Çünkü o olmasaydı bu köy, Filistin köyü olarak kalmayacaktı ve yıkılmış köyler listesine dahil edilecekti."

Bu ifadeler, Beytüllahim’in batısındaki bir köy sakinine ait. Mustafa, o dönemde İsrail saldırılarından korkan halkın bölgeyi terk etmesinin ardından vatandaşların evlerine girerek gaz lambaları yaktı. Lambaları aydınlatması, İsraillilerin bu bölgede insanların yaşadığını düşünmesini ve köye yaklaşmamalarını sağladı. Böylece vatandaşlar, sonrasında evlerine geri döndü ve bölge, Filistin toprağı olarak kaldı.

Ardından İsrail-Filistin çatışması başladı. Köy toprakları, 1949 yılında Rodos Anlaşması’nda tanınan Yeşil Hat’ın içerisindeydi. Daha sonra bu topraklardan Kudüs-Yafa’ya giden Osmanlı-Hicaz Demiryolu geçmeye başladı. Demiryolunun, bölgeden güvenli şekilde geçmesi şartıyla köylülerin, demiryolunun arkasındaki arazilere erişmesine izin verildi.

Filistinli Emil Abdul Latif’e göre, 2014 yılında İsrail’in planı kapsamında Ayrım Duvarı’nın bu köyün içerisinden geçmesi, ilistin Turizm ve Eski Eserler Bakanlığı’nı köyün risk altındakiler listesine dahil edilmesi ve köyün duvar inşasından ve topraklarına el koyulmasından korumak amacıyla "Battir" ismini UNESCO’ya bağlı Dünya Miras Komitesi’ne taşımaya itti.

Abdul Latif, uzun yıllar boyunca aynı sulama yönteminin korunması, Romalılar ve Kenanlıların göletlerinin ve eski yolları çevreleyen evlerin onarılmış olması dolayısıyla önerinin kabul edildiğini belirtti.

Battir’de yaklaşık 12 su kaynağı bulunuyor. Emil Abdul Latif, Battir’in miras listesine kabul edilmesinin, İsrail’in birçok toprağına el koymasına yol açacağı Ayrım Duvarı’nı inşa etme kararını askıya almasına yol açtığını ifade etti.

UNESCO’ya sunulacak uzun liste

Independent Arabia’dan Phantina Sholi’nin haberine göre Battir, UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki tek Filistinbölgesi değil.

Turizm ve Eski Eserler Bakanlığı’ndaki Dünya Mirası Departmanı yetkilisi Ziyad Cabir, 2011 yılında Filistin’in UNESCO’ya dahil olduğunu ve bölgelerin tescili sürecinin başladığını belirtti. Bu çerçevede İsrail ihlallerine maruz kalan bölgelere dikkati çekerek, kültürel veya doğal mirası içeren bölgelerin uzun bir listesinin hazırlandığını ifade etti.

Şu ana kadar dört yer risk altındakiler listesine kaydedildi. 1981 yılında Ürdün aracılığıyla kaydedilen Kudüs’ün yanı sıra Battir köyü, el-Halil’deki eski belde, Beytüllahim’deki Doğuş Kilisesi ve Hacılar Yolu. Bakanlık, Nablus, Eriha, Sebastia köyü ve Gazze’nin bazı bölgelerinin de yakında listeye dahil edileceğini ifade etti.

İsrail ihlalleri ana kaygı sebebi

Ziyad Cabir, bölgelerin listeye kayıt sebeplerinin değişebileceğini ifade etti. Ancak genellikle sebebin, İsrail saldırılarına yönelik korkular, binaların yıkılması, arazilere el koyulması ve el-Halil’deki İbrahim Mescidi’nin bölünmesi gibi mevcut gerçekliği değiştirme politikalarına dair endişeler olduğu ifade edildi.

Temmuz ayı başlarında Doğuş Kilisesi ve Hacılar Yolu, UNESCO’da Filistin’in kabulü sonrasında yerel ve uluslararası çabalarla başlatılan restorasyon çalışmalarının tamamlanması nedeniyle risk altındakiler listesinden normal listeye taşındı.

Herhangi bir bölgenin listeye dahil edilmesi sonrasında Filistin Turizm Bakanlığı, yerel kuruluşlar ve ilgili bakanlıklarla işbirliği dahilinde her bir bölgenin özel ihtiyaçlarının karşılanması üzerinde çalışıyor.

Bunun yanı sıra öğrenciler, ziyaretçiler ve bölge sakinlerinin taleplerini değerlendirecek belirli program ve faaliyetleri belirlemek amacıyla 10 yıldır ayrıntılı bir plan üzerinde çalışıyor.

Cabir’e göre, İsrail ihlallerine dair tüm miras alanlarındaki periyodik raporlar, genellikle İsrail’in bu kararlara cevap verilmemesi baskısı altında UNESCO’ya gönderiliyor.

UNESCO’nun kararları İsrail’i rahatsız ediyor

UNESCO’nun bu yılki son oturumunda, İsrail’in Kudüs’teki Mescid-i Aksa ve tarihi eski şehirlere karşı yasadışı eylemlerini ve ihlallerini sonlandırması ve şehrin kültürel kimliğini değiştirme çabalarını durdurması taleplerini de içeren bazı kararlar alındı.

Söz konusu kararlar Filistin genelinde memnuniyetle karşılanırken, Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki de olayları yakından takip etmesi için Kudüs’e daimi temsilci gönderilmesini talep etti. Maliki ayrıca, uluslararası topluma da İsrail’e "miras, kültür ve tarihe yönelik ihlallerinden dolayı dünyaya karşı hesap vermesi için” baskı yapma çağrısında bulundu.

“Filistin tarafını tuttuğu" gerekçesiyle Filistin bölgeleriyle ilgili hiçbir karar, İsrail tarafından kabul edilmedi. 2017 yılında kireç taşıyla kendine özgü mimari geliştirmesi nedeniyle el-Halil, Dünya Mirası Listesi’ne dahil edildi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 2018 yılının sonlanmasıyla kuruluştan geri çekilme önerisinde bulundu.

Analistler, Filistin’in UNESCO’ya dahil edilmesinin ve topraklarının da Miras Listesi’ne eklenmesi çabasının “uluslararası hukuka başvuru yapılması, miraslara ve kutsal alanlara uluslararası koruma sağlaması” için bir fırsat teşkil ettiğini vurguladı. Analistler, bu durumun, İsrail’in hiçbir karara aldırış etmemesine rağmen uygulamalarını sınırlandırabildiğini ve Filistinlilerin kültürel ve doğal mülkiyet haklarını koruyabildiğini ifade etti.

Kaynak: Independent Türkçe