• BIST 105.268
  • Altın 162,850
  • Dolar 3,9604
  • Euro 4,6498
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara -4 °C

Darbe koşulları devam ediyor

Salman Altundal

Türkiye dünyanın darbe sayısı kabarık ülkelerinden birisi. 

94 yılık Cumhuriyet tarihinin büyük  bölümü (60yıldanfazla) açık 

gizli darbelerle, sıkıyönetimlerle, OHAL’le geçti. 

Devleti ele geçiren işbirlikçi büyük sermaye ve onun derin 

güçleri gerek yükselen halk hareketini gerkse kendi iç çelişkilerini 

çözmek için hep darbelerlere başvurdular. 

Her seferinde toplumsal yapıyı kendi ve dayandıkları 

çokuluslu güçlerin çıkarlarına göre düzenlemeye çalıştılar.

 

12 Eylül Askeri darbesi ABD emperyalizmiyle açık organik bağı, 

terörün tırmandırıldığı hazırlık süreci, sahneye konulma biçimiyle 

diğerlerine benzesede tarihimizde çok özel bir yere sahip.

Üzerinden 37 yıl geçmesine karşın kelimenin tam anlamıyla 

yara kanamaya devam ediyor ve malesef arada kalan 

3-4 kuşak bu karanlık dönemi bilmiyor, ya da unuttu.

İşte, 12 Eylül 1980’darbesinin toplumsal ve siyasal 

bilançosundan bazı örnekler.

* 1 milyon 683 bin kişi ‘fiş’lendi.

*650 bin kişi gözaltına alındı.

* Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı.

*7 bin kişi idam istemiyle yargılandı.

*517 kişiye idam cezası verildi.

*259 kişinin idam dosyası Yargıtayca onandı.

*49 kişi idam edildi.

*71 bin kişi 141, 142 ve 163’den yargılandı.

*98 bin 404 kişi ‘örgüt üyesi’ olmak suçundan yargılandı.

*388 bin kişiye pasaport verilmedi.

*14 bin kişi vatandaşlıktan çıkarıldı.

*30 bin kişi siyasi mülteci olarak yurtdışına gitti.

*Cezaevlerinde 300 kişi ‘kuşkulu bir şekilde’ öldü.

*171 kişinin ‘işkenceden öldüğü belgelerle kanıtlandı.

*14 kişi cezaevindeki uygulamaları protesto etmek için 

yaptıkları ‘açlık grevi’ sonucu yaşamını yitirdi.

*16 kişi “kaçarken” vuruldu.

* 95 kişi “çatışmada” öldü.

* 73 kişiye “doğal ölüm raporu” verildi.

* 43 kişinin “intihar ettiği” bildirildi.

*30 bin kişi sakıncalı olduğu için işten atıldı.

*1402 sayılı yasa nedeni ile 3 bin 854 öğretmenin 

ve 120 öğretim görevlisinin işine son verildi.

* 9 bin 400 kişi kamu görevinden atıldı ya da sürüldü.

*47 yargıç görevden atıldı.

*7 bin 233 devlet görevlisi bölgeleri dışına sürüldü.

*937 film ‘sakıncalı’ bulunduğu için yasaklandı.

*23 bin 667 derneğin faaliyeti durduruldu .

* İstanbul’da gazeteler toplam 300 gün yayımlanmadı.

*13 büyük gazete için 303 dava açıldı.

*31 gazeteci cezaevine konuldu.

*Gazeteciler hakkında toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi.

* Gazetecilere toplam 3 bin 715 yıl hapis cezası verildi.

*300 gazeteci saldırıya uğradı, 3 gazeteci öldürüldü.

*49 ton gazete, dergi ve kitap, sakıncalı olduğu için imha edildi.

On yıllar boyunca tüm ülke bir açık hava hapishanesine çevrildi. 

Darbe görece, güdük demokrasimizin üzerinden silindir gibi geçti. 

Siyasi partiler, sendikalar, kitle örgütleri darmadağın edildi.

Toplum bir deli gömleğinin içine sokuldu. 

12 EYLÜL MAĞDURLARILARI HALA ARAMIZDA

1980 askeri darbesinin yaptığı cinayetlere, idamlara, işkencelere, 

kovuşturmalara, insanların hayatını zindana çeviren uygulamalara, 

faturası halka ödetilen ekonomik yaptırımlara tanıklık 

etmiş, yaşamış çok insan var hala aramızda. 

Bilmeyenler, merak edenler bu karanlık dönemin tanıklarından bilgi almalı. 

Çünkü o dönem bilinmezse, unutulursa bu günü de anlamak güçleşir.

12 Eylül döneminin mağduru olduğunu bildiğimiz bir kesim

‘Atatürkçü’ 'ulusalcı' ‘sosyal demokrat’ görünerek darbe yasalarını, 

bildik ceberut sistemi savunur konuma gelmesi ise hazin. 

Onlar, 12 Eylülde yapılan, toplumumuzun çok kimlikli, çok inançlı, çok 

kültürlü yapısını dışlayan anayasayı sahiplendiler. 

Kürtleri inkar eden 66 maddedeki “herkes Türktür” ifadesiyle başlayıp 

devam eden tekçi, ırçı maddesini hala hararetle savunuyorlar.

Bir de AKP’nin ustalıkla yaptığı manevralara inanan, 

uzattığı havuçları dişleyen kendine ‘sol’, ‘sosyalist’ ‘liberal’ 

falan diyen kesimler var. Onlarda AKP Rejiminin yoluna 

taş döşediler, değirmenine su taşıdılar. 

AKP REJİMİ DARBEDEN BESLENİP CANAVARLAŞTI

Son 15 yıldır Türkiye yeni bir süreç yaşıyor. 

Çokuluslu güçler ve devlet içindeki derin odaklar darbe ikliminin besleyip büyüttüğü özgün bir parti olan AKP’ye iktidar yolunu açtılar. 

Sonrasında gelişen süreci izliyoruz.

15 temmuzda yine bazılarının “konturolu” bazılarının “Matruşka darbesi” dediği darbede askerler kullanıldı sonrasında  sivil bir karakterle devam eti. oyun içinde oyun, darbe içinde darbe süreci devam ediyor. 

12 Eylül düzeni yeni koşullarda AKP eliyle sürdürülüyor.

AKP 12 Eylül askeri rejimine katkılar yaparak onu ‘Yeni Türkiye’ 

adıyla bir üst düzeye yükseltti. 12 Eylül darbesinin siyasi, sosyal ve ideolojik sonuçlarının yürürlükte kalması için elinden geleni yaptı, yapıyor.

 AKP Rejiminin gerçek tavrını görmek istiyorsanız.

“15 Temmuz” darbesinden  sonraki döneme bakın.

Sıkıyönetim uygulamaların bir diğer adı olan OHAL’e, 

TBMM’ni dışlayan ülkeyi KHK'lerle yönetilmesine,

tamamen ortadan kaldırlan yargının bağımsızlığına, 

dışlanan evrensel hukuka, ortadan kaldırılan yargıç güvencesine, 

rafa kaldırılan basın ve ifade özgürlüğüne, milletvekillerinin, yazarların tutuklanmasına, keyfi biçimde hapishaneler atılan  171 gazeteciye,

kapatılan 187 basın yayın kuruluşuna, işinden atılan 150 binden fazla kamu çalışanına,10 yılda yüzde 191 arttarak 250 bine dayanan cezaevindeki insan sayısına, ayuka çıkan yolsuzluk, rüşvet, kamu mallarının yağmanmasana,

rant ekonomisine, yandaş zengin etme politikalarına bakın.

Ekonomideki çöküntüye, sanayinin durmasına, tarım, hayvancılıktaki gerilemeye bakın. Dış politikada bataklığa saplanan Türkiye’e bakın.

Bunların dışında yakın tarihte yaşanan Gezi Direnişine bakın. 

Taksim'e, Ankara Tuzluçayır’a, İzmir’e, Adana’ya, Diyarbakır'a, Liceye, ülkenin dört bir yanında yükselen demomokratik direnişlere bakın. 

Kürt sorununa yönelik kurnaz, çıkarcı iki yüzlü ve sonunda inkar ve 

“güvenlikçi” politikalara yeniden dönmesine bakın.

Halka uygulanan devlet terörüne, polis saldırısına bakın. 

Öldürülen tüm gencecik fidanlarımıza bakın. 

Soma’daki, rezidanslardaki iş cinayetlerine bakın.

Hergün ülke toprağına damlayan emekçi kanına bakın. 

TÜRKİYE AKP İLE HESAPLAŞACAK

AKP günümüzde egemen sınıfların yükselen, diğerlerini de hizaya 

getiren en hırslı kesimlerinin temsilcisi konumuna geldi. 

Darbeciler tarafından dizayn edilmiş kurumları artık AKP yönetiyor. 

Bir tür başkanlığa dönüştürülen Cumhurbaşkanlığı makamı, 

yargı sistemi, TSK, polis, kamu kuruluşları, Diyanet, YÖK, RTÜK, 

medya ve diğerleri elinde AKP Rejiminin tepe tepe kullandığı 

aparatlar haline geldi. RTE’nin tek adam olduğu rejim zorbalık, her 

adımda farklı bir 'düşman' yaratarak, maniplasyon, algı yönetimi 

ve kural tanımaz demogojiyle sürdürülüyor, kurumsallaştırılmaya çalışılıyor.

Tek parti diktatörlüğünü kalıcılaştırmak için ‘devlet çarkı’ 

seferber olmuş durumda. 

İçerde baskıcı, dışarda kanlı sonuçlar doğuran bu maceracı 

ve tehlikeli politikaları Türkiye daha fazla kaldıramaz...

12 Eylül darbesinin hesabı daha görülmedi. 

AKP Rejiminden hesap sorulmadan da görülemeyecek
 

Bu yazı toplam 4583 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2017 Gerçek Gündem | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.