• BIST 108.489
  • Altın 152,396
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 12 °C

CHP'li Böke: Daha iyi bir yaşam mümkün

CHP'li Böke: Daha iyi bir yaşam mümkün
Böke CHP’ye yapılan neoliberalleşme eleştirilerine yanıt verdi.

SEBAHAT KARAKOYUN / Birgün - Bilkent Üniversitesi İktisat bölümünde öğretim üyesi olarak görev yapan Selin Sayek Böke, CHP’nin son kurultayında Parti Meclisi üyesi seçildi ve ekonomiden sorumlu Genel Başkan Yardımcılığına getirildi. Böke’nin daha önce Dünya Bankası projelerinde danışman, IMF’nin Washington DC ofisinde ekonomist olarak görev yapmış olması bu görevlendirmenin ardından bazı tartışmalara neden oldu. Yapılan görevlendirmeyle “CHP’nin neo-liberal, küreselleşmeci politikalardan yana tercihini netleştirdiği” eleştirilerine hedef olan Böke, “Hayatımın temelindeki ilkeleri sözlü olarak tartışmak ve bu eleştirilerin ne derece yersiz olduğunu yaşantımdan sözlü olarak aktarmak yerine kısaca yazılı olan bilimsel çalışmalarım üzerinden aktarmak isterim” diyor. AKP’nin uyguladığı politikalar ile “ekonomide şeffaflık ve hesap verilebilirlik kalmadığını, keyfiyetin ekonomi yönetimini teslim aldığını” belirten Selin Sayek Böke, sorularımızı yanıtladı:

>>Son kurultayın ardından ekonominin başına getirilmenize yönelik, “CHP’nin neoliberal, küreselleşmeci politikalardan yana tercihini netleştirdiği” eleştirileri yapıldı. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Ekonomi politikalarımızın merkezinde ekonomik kurumların bağımsızlığı, sendikal haklar, kadın ve gençlerin ekonomik ve sosyal düzenin entegre bir parçası olmaları, hukukun üstünlüğü, kuvvetli bir sosyal devlet ve muhtaçlığı ortadan kaldırmayı hedefleyen ekonomik gelişmeler var. Bunların hangisi neoliberal politika?

Küreselleşmenin hem faydalarını hem de zararlarını bizzat deneyimledi Türkiye. Bu durumda ekonomi politikasına düşen görev toplumsal faydamızı önceleyerek küreselleşmenin zararlarını ortadan kaldıracak politikaları uygulamaktır. Adil paylaşım sadece ulusal düzeyde değil uluslararası düzeyde de önemsenmesi gereken bir ekonomik konu. Sanırım buna en iyi yanıt yaptığım bilimsel çalışmalar olacaktır. Hayatımın temelinde olan ilkeleri sözlü olarak tartışmak ve bu eleştirilerin ne derece yersiz olduğunu yaşantımdan sözlü olarak aktarmak yerine kısaca yazılı olan bilimsel çalışmalarım üzerinden aktarmak isterim.

'PROJELERİMİZ VAR'

>>CHP’nin 2015 yılı seçimlerine giderken geçen seçim bildirgesinde yer alan “aile sigortası” benzeri yeni, somut projeleri olacak mı?

Tabii ki olacak. Bizim derdimiz tüm bireylerin daha iyi bir hayat yaşamasını mümkün kılacak adımların atılmasını sağlamak. Daha iyi bir yaşam için gereken projeleri ve bu sorunları çözecek uygulamalar üzerinde büyük bir ekip olarak hazırlanıyoruz. Çok yakında bu heyecan verici projelerimizi
paylaşıyor olacağız.

>>AKP ve CHP’nin ekonomi politikalarıyla ilgili temel farklılıklar hangi başlıklar altında sıralanabilir?

Vahşice yürütülen ekonomik düzende tek hedef var, o da ekonomik büyüme yaratmak. Ne pahasına olursa olsun ekonomik büyüme yaratmak hedef olunca önüne gelen her şeyi silip süpüren bir düzen oluyor. Bizim için hedef bu değil. Burada önemli olan mesele ekonomik büyümeyi tek başına bir hedef olarak değil topyekun kalkınmanın itici güçlerinden biri olarak görmek.

>>Üçüncü çeyrek büyüme rakamlarının hedeflenenin altında gerçekleşmesi önümüzdeki sürece nasıl yansır?

Rakamlar bildiğimiz gerçekleri bir kez daha gözler önüne serdi, ekonomi uzun zamandır yavaşlıyor. Doktora gitmeye çekinen kalp hastası görünümü gittikçe açığa çıkıyor. Damarları her geçen gün daha çok tıkanan, dolaşımdaki soruna müdahale edilmeyen her gün müdahale ihtiyacı derinleşen bir kalp hastası. Zaman geçtikçe hasar daha kalıcı hale geliyor ve geri dönülmesi zorlaşıyor. Kalp krizi olmadan hastaya müdahale edilmeli. Türkiye kendi potansiyeli kadar üretemiyor, ürettiğini de hakça paylaşmıyor. Hastalığın özü bu esasında. Cumhuriyet tarihimiz boyunca yılda ortalama yüzde 5 büyümüşken 2007’den beri yılda ortalama yüzde 3,5 büyüdük. 2014 yılında ise yüzde 3 büyünmüş olacak. Bu idare eder halin tek sorumlusu var o da siyasi iktidar. Sadece büyümeyi dert edinince ancak bu kadar oluyor. Büyüme uğruna feda edilen tüm sosyallik içerici politikaların sonucu zaten Türkiye’nin potansiyelini gerçekleştirememesi anlamına geliyor.

'DEĞİŞİKLİK GEREK'

>>Ekonomik büyümenin gelir dağılımına etkisi açısından Türkiye’deki tablo nasıl yorumlanabilir?

Her ekonomik büyüme gerçekleştiğinde gelirin daha hakça dağıldığı ve eşit paylaşıldığı görüşüne karşı en kuvvetli örneklerden birisi de maalesef son dönemlerdeki Türkiye. 2013 verilerine göre Türkiye’de gelirin yüzde 31’ini en zengin yüzde 10’luk kesim elde ederken, en yoksul yüzde 10’luk kesimin aldığı pay yüzde 2 ile sınırlı. Aradaki fark kabul edilemez bir fark. Son dönemde kuvvetlenmiş olan ekonomik yavaşlama ile birlikte Türkiye’nin gittikçe derinleşen, sosyal ve ekonomik maliyetleri çok yüksek olan gelir eşitsizliği sorununa da çözüm getirecek bir yönetim değişikliğine ihtiyacı var.

'PLAKET ÜZÜCÜ'

>>Başbakan Davutoğlu’nun açıkladığı kamuda tasarruf önlemleriyle ilgili değerlendirmeniz nedir?

Kamunun etkin rolünün tartışılması gerekirken biz “kamuda tasarruf önlemleri” başlığı altında plaket verilmesini tartışıyoruz. Bu Türkiye için üzücü ve acıklı bir durum. Bunca israfın içerisinde meseleyi plakete indirgemiş yaklaşım kamuda etkinleşmeyi sağlayamayacaktır. Tekrar tekrar telaffuz edilen, sözle ifadenin ötesinde bir eyleme dönüştürülmeyen bu temenniler artık hiçbir inanırlık barındırmıyor. Seçim öncesi bir oyalama taktiği olduğu çok belli. Gerçekten niyet ekonomik sorunları çözmek olsaydı hiç vakit kaybetmeden tespit edilen sorunlara çözümler işleme koyulurdu. Bu paketler ve eylem planlarını sadece bir vitrin olarak kullanan ekonomi yönetimi işini yapmayıp sadece sorun tespit eden ve kendini kendine şikâyet eden bir görüntü sergiliyor.

Bu “plaket eylem planı” da yeni değil. 18 Ocak 2007 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan genelgede “mevzuat gerekleri dışında, kurum ve kuruluşların tasarrufları altında bulunan kaynaklardan plaket, hatıra, hediye, eşantiyon türü işler yaptırılmayacaktır’’ deniliyor. 2007’den beri plaket çözemeyen yönetimin daha büyük ekonomik sorunları çözeceğine nasıl güvenebiliriz? İşin özü şu ki; eylemlerini gerçekleştirme yetkinliği olmayan hükümet genelge ve temenni belgesi yayınlamanın önüne geçemiyor. 2007’den beri ciddi bir yavaşlama dönemine girmiş olan Türkiye işte bu sebeple de takılıp kaldı.

>>Kentsel dönüşüme karşı partinizin alternatif modeli nedir?

AKP’nin şehirlere bakışı “kentsel dönüşüm” kisvesi altında rantın oligarklarına dağıtılmasının ötesine geçemiyor. CHP’nin şehirlere bakışı ise Gezi’den çıkan çoğulcu ve katılımcı yönetim anlayışıdır. Şehirlerde kurulan muhtaçlık ekonomisini ortadan kaldıracak, onurlu bir yaşamı mümkün kılacak bir ekonomik modeli hedeflemek zorundayız.Türkiye’nin ekonomi yönetiminde şeffaflık ve hesap verilebilirlik kalmadı. En basit örnek Meclis’e gelmeyen Sayıştay raporları. Buna ek olarak açıklanan orta vadeli planlardaki hiçbir hedefin tutmadığını görüyoruz. Ancak bunların sonucu olarak kimse bedel ödemiyor. Keyfiyet ve opaklık ekonomi yönetimini teslim almış durumda. CHP tam olarak burada AKP’den farklılaşıyor. Biz diyoruz ki politikalar daha şeffaf olsun ve daha katılımcı süreçler sonucunda üretilsin. Hükümetin eylemleri bağımsız denetleme mekanizmaları tarafından denetlensin ve toplumla açıklıkla paylaşılsın.

İNSAN, DEĞERLİ SERMAYEMİZ

>>Ecevit’in “hakça düzen” sloganından bu yana CHP’nin ekonomik alanda bir temel hedefinin olmadığı eleştirileri var. Bugünün dünyasında sosyal demokrat bir partinin temel hedefi ve bu hedefin sloganlaştırılmış hali ne olmalıdır?

Sosyal demokrat sosyoekonomik politikalarının ne olması gerektiği tüm dünyada sosyal demokratlar tarafından tartışılıyor. Vahşi kapitalizm ve dizginlenmemiş piyasaların yarattığı zararlar ortada, biz yaşamı hiçe sayan değil yaşamı merkezine alan adil bir işleyiş istiyoruz. Güçlü bir sosyal devletle hem sınıflar arası hem bölgeler arası eşitsizlikleri ve adaletsiz gelir dağılımını düzeltecek politikaları önceliyoruz. İnsana yatırım yapan, bilgi ekonomisinden herkesin fayda sağlayacağı ve sosyal fayda yaratacağı bir düzen hedefimiz.

***

AKP özelleştirmede ulusal çıkarları göz ardı ediyor

>>Soma ve Ermenek’teki iş cinayetleriyle birlikte “özelleştirme” adı altında yürütülen politikalar bir kez daha tartışma konusu oldu. Mevcut özelleştirme uygulamaları ve giderek yaygınlaşan taşeronlaşma ile ilgili yaklaşımınız nedir?

Hiçbir ekonomik çıkarı insan hayatının üstünde görmemiz mümkün değildir. Ayrıca şunu görmeliyiz, özelleştirme dünyanın her yerinde yapılmakla beraber oldukça farklı sonuçlar ortaya çıkmaktadır. İnsan hayatının önceliğimiz olduğunu unutmadan özelleştirme tartışmasının “siyah veya beyaz” bir mesele olmadığını düşünüyorum. Gerekli denetimlerin yapıldığı ve kanunların uygulandığı bir ortam olması durumunda Soma ve Ermenek facialarının yaşanmayacağını, inşaatlarda asansörlerin düşmeyeceğini görmemiz lazım. Ekonomi politikası perspektifine döndüğümüzde ise kamu yararına olmayan her tür ekonomik politikaya karşıyım. Bu durumda kamunun yararına olmayacağı ortada olan özelleştirmelere de karşıyım. Doğal tekel özelliği taşıyan sektörlerde özelleştirmelerde özel sektör tekelleri ortaya çıkacağından bu alanlarda kanunun rolünün çok önemli olduğu bir gerçek.

Türkiye’de özelleştirme gelir yaratma faaliyeti olarak uygulanıyor. Bütçe disiplinini yitirmiş olan hükümetin giderlerini karşılamak için tek seferlik gelirlerle günü kurtarmak için özelleştirme yapılıyor. AKP’nin bu politikasının temel politika yapma anlayışının bir unsuru olarak görüyorum, kısa dönemi kurtaracak, miyop çerçeveli ve ekonomisinin yabancı yatırımcıya iyi gözükeceği, vitrinini temiz tutmaya gayret gösteren ama Türkiye’nin ulusal çıkarlarını göz ardı eden bir yaklaşım.

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2017 Gerçek Gündem | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.