İstanbul Veteriner Hekimler Odası Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Murat Arslan, son günlerde yaban hayvanlarının avlanması yönünde alınan kararlara tepki gösterdi.

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Tunceli’de 17 dağ keçisinin avlanması için ihale açması, Merkez Av Komisyonu’nun ise nesli dünya ölçeğinde tehlike altında olan üveyik ve elmabaş patka kuş türlerinin avlanmasına izin vermesi üzerine bir açıklama yapan Arslan, söz konusu canlıların Türkiye’nin de tarafı olduğu Doğa ve Doğal Kaynakların Korunması için Uluslararası Birlik (IUCN)'nin kırmızı listesinde yer aldığını hatırlatarak mutlaka korunması gerektiğine işaret etti. Arslan, tür çeşitliliği bakımından zengin bir ülke olduğumuzu, bu şansımızı sürdürmek ve geleceğe taşıyabilmek için dikkatli adımlar atılması gerektiğini vurguladı.

Salgın riski demek

Yaban hayvanlarının avlanıp tüketilmesinin aynı zamanda pandemi açısından da risk oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Murat Arslan, birçok zoonotik etkenin bu yollarla insana bulaştığını söyledi. Aylardır mücadele ettiğimiz salgından ders çıkarılamadığını ifade eden Arslan, “Doğaya, yaban hayatına yapılan müdahaleler yeni ve giderek daha tehlikeli salgınlarla insanlığı karşı karşıya bırakmaktadır. Ülkemizde endemik olarak bulunan canlıların korunması esasen bölgenin ekosistemini ve toplumun sağlığını korumakla eşdeğerdir” dedi.

Açıklamanın tamamı şöyle;

Doğa ve yaban hayatı tahribatı salgınların tetikleyicisidir 

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından Tunceli ilinde çeşitli bölgelerde toplam 17 adet yaban ve çengel boynuzlu dağ keçisinin avlanması için ihale açılacağı, Merkez Av Komisyonu tarafından da üveyik ve elmabaş patka kuş türlerinin avlanmasına izin verildiği basında yer almıştır. Doğa ve yaban hayat tahribatının bir sonucu olduğu düşünülen pandemi ile mücadele sürerken, her yönüyle son derece yıkıcı olan bu salgından ders alınmadığını üzülerek görmekteyiz. 

Yaban hayvanlarının avlanıp tüketilmesinin veya temas edilmesinin birçok zoonoz etkenin insanlara bulaşmasındaki ana yollardan olduğu bilinmektedir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre insanlarda yeni ortaya çıkan bulaşıcı hastalıkların çoğu zoonotik kökenlidir. Bu etkenlerin son zamanlara yol açtığı salgınlara SARS, MERS, Ebola, domuz gribi ve kuş gribi salgınları örnek gösterilebilir. Özetle, doğaya yaban hayatına yapılan müdahaleler yeni ve giderek daha tehlikeli salgınlarla insanlığı karşı karşıya bırakmaktadır. Ülkemizde endemik olarak bulunan canlıların korunması esasen bölgenin ekosistemini ve toplumun sağlığını korumakla eşdeğerdir.

Avlanmasına izin verilen yaban keçileri, üveyik ve elmabaş patka kuş türleri Doğa ve Doğal Kaynakların Korunması için Uluslararası Birlik (IUCN)'nin kırmızı listesinde yer almakta, yani tehdit altında ve korunması gereken türlerdir. Türkiye'nin de taraf olduğu IUCN; doğal hayatın bütünlüğünü ve çeşitliliğini korumak, doğal kaynakların adil ve ekolojik olarak sürdürülebilir olmasını sağlamak ve konu hakkında toplumları bilinçlendirmek amacıyla faaliyet göstermektedir. Ülkemizde zaten kaçak avcılık, bazı bölgelerde yabanileşmiş köpek saldırıları ve sığır vebası gibi evcil hayvanlardan bulaşan hastalıklar yaban keçileri için tehdit oluşturmaktadırlar.

İhale ilanında “2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 37. maddesi uyarınca ve 5677 Sayılı Kanun ve Döner Sermayeli Kuruluşlar İhale Yönetmeliğinin 29 a maddesine göre ‘Kapalı Teklif Usul’ ile ihale edilecektir” ifadeleri kullanılmıştır. Bir canlının yaşamına son verilirken, bir ticari meta gibi sunulması esasen hayvan sevgisinin tarihsel bir miras olarak günümüze taşındığı ülkemizde oldukça üzücüdür.

Giderek tahrip olan gezegende hala elinde doğal kaynakları ve tür çeşitliliği taşıyan ülkeler şanslı sayılmaktadır. Ülkemiz de bu açıdan oldukça zengindir.  Bu zenginliklerin geleceğe taşınması için adımların dikkatli atılması ülkemizin yararına olacaktır.

Prof. Dr. Murat Arslan

İstanbul Veteriner Hekimler Odası Yönetim Kurulu Başkanı