Aydın’ın Efeler ilçesinde JES’e karşı 68 gündür direnen kadınlar, "Ev işlerini bitirdikten sonra buraya geliyoruz. Gelecek nesiller için uğraşıyoruz. Su kirlenecek. Balıklar ölecek. direnişimizi sonuna kadar sürdüreceğiz" dedi.

Santrale karşı çıktıkları için kimi zaman saldırıya uğradıklarını belirten kadınlar, üzerlerine araç sürüldüğünü ve köylerinden birinin darp edildiğini anlattı. Aydın Çevre ve Kültür Platformu (AYÇEP) Başkanı da santrallerin işletme ruhsatı olmadığını söyledi.
Aydın’ın Efeler ilçesinde jeotermal enerji santrallerine (JES) tepkiler sürüyor. 68’inci gününe giren Efeler’e bağlı Kuyucular Mahallesi’ndeki direniş JES inşaatına direniyor. Karadeniz Elektrik Üretim A.Ş. (KARKEY) tarafından iki ay önce Kuyucular Mahallesi dere yolu kenarı üzerinde bulunan Jeotermal kuyusu açmak için başlatılan çalışmaya halkın tepkisi üzerine belediye firmadan gerekli belgeleri istemiş ve firma belgeleri ibraz edememişti.

Bunun üzerine şirketin hukuka aykırı hareket ettiğini tespit eden Efeler Belediyesi, şirket hakkında tutanak tutarak şantiyenin işleyişini durdurma kararı almıştı. Karara rağmen şirketin köyden ayrılmasına tepki gösteren köylüler ise çadır nöbetine başlamıştı.

70 bin dekara yakın araziyi etkileyecek olan JES’e karşı gece gündüz nöbet tutan kadınlar, proje iptal edilinceye kadar direnişlerini sürdürmekte kararlı.

"Kaymakam izinsiz jeotermal kuranlardan yana’"

Mezopotamya Ajansı’ndan Esra Solin Dal’ın haberine göre, çadır eylemine Umurlu köyünden katılan 73 yaşındaki Güfizar Yaman, ilerleyen yaşına rağmen 68 gündür her gece çadırın kurulduğu bölgeye destek veriyor. JES’lerin hem çevreyi hem de kendilerini zehirleyeceğini belirten Yaman, “Yılardır bu topraklarda yaşıyorum, bizden izin alınmadan yaşam alanlarımıza müdahale ediliyor. Karşıyız ama sesimizi duyacak muhatap yok. İnsanlar kendi toprağına kıyamazken, dışarıdan birileri çok rahat gelip ellerinden alabiliyor. Geçenlerde kaymakam geldi ancak köylüden değil izinsiz jeotermal kuranlardan yana oldu. Bu yaştan sonra kanser olmak istemiyorum. Bu jeotermal buradan kalkana kadar bekleyeceğiz” dedi.

"Çekilmeyeceğiz direnmeye devam"

Kuyucular köyünden Esra Yaman, gündüzleri çocukları okula gönderdikten sonra ev işleri, bağ ve bahçelerle ilgilendiğini akşam ise çadırda nöbet beklediğini söyledi. Bazı günler de nöbete kalanlar için yiyecek hazırladıklarını dile getiren Yaman, “Akşam eşlerimizde geliyor haliyle çocuklarda geliyor. Ailecek gelmiş oluyoruz. Ben kendi çocuğumla burada bekliyorum. JES’e en çok çocuklarımın geleceği için karşıyım çünkü sağlığımızla oynuyorlar. Karşı çıktığımız için kimi zaman saldırılara da maruz kaldık. Örneğin, beyaz bir araçla üstümüze sürdüler. Bizim köyden biri darp edilip hastanelik edildi. Komutanlar geldi ve bize söz verdiler ‘santralin etrafına tel çekilmeyecek’ diye. Sabah geldik tel çekmişler. Geçen Pazar ‘bu Jeotermal kalkacak’ dediler ama hala duruyor. Bizim gitmemizi bekliyorlar ama çekilmeyeceğiz direnmeye davam” ifadelerini kullandı.

"Kanser here yere yayıldı"

Nöbete katılan kadınların bir arada dayanışma içeresinde olmasının kolektif bir bilinç oluşturduğunu dile getiren 65 yaşındaki Ayşe Oğuz, yağmur çamur demeden iki aya yakındır çadırda nöbet tuttuğunu söyledi. Direniş çadırını ikinci evi olarak tanımlayan Oğuz, çadıra gelen ilk kişinin önce odun sobasını yakarak çayı demlediğini sonra destek ziyaretinde bulunan misafirleri karşıladığını aktardı. Doğma büyüme Kuyucular köyünde yaşadığını ifade eden Oğuz, şöyle dedi: “Biz kadınlar ev işlerini bitirdikten sonra buraya geliyoruz. Gelecek nesiller için uğraşıyoruz. Köyün içinden geçen çayın içinden boruyu geçirmişler güzelim su kirlenecek. Balıklar bu çayda besleniyor hepsi ölecek. Sadece balıklar değil bu köyün etrafından hayvanlarımız otlanıyor. Çocuklarımız bu yeşilliklerde oynuyor. Yazık değil mi? Küçük bebeklerde bile kanser çıkmaya başladı. Kanser here yere yayıldı. Ne sebzelerimiz oluyor nede meyvelerimiz doğru dürüst oluyor. İki aydır buradayız kimse sesimizi duymuyor. Gelenler köylüye söz verip bir daha gelmiyor. Büyüklerimiz bizi duysun istiyoruz yeter artık.”

"Baskılara rağmen direnmeye devam edeceğiz"

Bey köyünden iki aydır çadır nöbetini sürdüren Attila Karabulut da, “Direnişimiz başladığı günden beri tehdit ediliyoruz. Geçenlerde bellerinde silah bize saldırılar. Saldırıya maruz kalanlardan biri de benim. Beni tehdit edenler ‘biz güvenlik işlerindeniz, biz emniyetteniz, burayı tararız’ dedi. Saldırıları şikâyet edecek bir muhatap bulamadık ama burada direndiğimiz için emniyete ifade vermeye gittik. İlla bir enerjiye ihtiyaç varsa güneş paneli kurulsun. Tüm baskılara rağmen burada direnmeye devam edeceğiz. Değil bir buçuk ay bir buçuk yıl da olsa bu direnişimizi sonuna kadar sürdüreceğiz” dedi.

"Ruhsat bile yok!"

Köylülerin direniş nöbetine destek ziyaretinde bulunan Aydın Çevre ve Kültür Platformu (AYÇEP) Başkanı Mehmet Vergili ise, JES’lerden kaynaklı Menderes Ovası’nda oluşan su kirliliğine dikkat çekerek, şöyle devam etti: “Yılların kadim yeri ağır ağır bataklık haline geliyor. Aydın’da 35 Jeotermal Santral bulunuyor ve bunlara her gün yenisi ekleniyor. Jeotermal kuyular, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporu alınmadan açılıyor. Aynı zamanda işletme ruhsatı da yok. Aydın’daki 35 santralin 22’sinin i imar ve iskân ruhsatları yok. Belediyeye ruhsat almak için bile gidilmemiş. Yani bu kadar hoyrat. Şuan Kuyucular ve Bey köylerinde açılan jeotermal kuyu da KARKEY şirketine bağlı ve KARKEY şirketinin de ruhsatı yok. Buradaki mevcut jeotermal kuyusunun iznini hazineden almışlar. Zamanında köy malıymış, Büyükşehir Belediyesi’ne geçince belediyeye verilmemiş hazineye devir etmişler. Hazineden hiç kimseyi araya sokmadan kendileri alıp geçmişler. İhale koşulları doğmadan burayı almışlar. Buradaki kuyuyu açarken köylüye ‘burayı mesane yapacağız’ demişler. Şirketin yasadışı konuşlanmasına karşı halk da demokratik olarak yasal hakkını kullanıyor. AYÇEP olarak bizde savcılığa suç duyurusunda bulunduk hukuki süreç devam ediyor. Yetkililere de buradan sesleniyoruz yeter artık bu Jeotermal çılgınlığı diyoruz.”