Tarın ve Orman Bakanlığı'nın 81 ilde 2 bin 23 noktada gerçekleştirdiği Geleceğe Nefes projesi kampanyası Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından ‘Milli Ağaçlandırma Günü’ ilan edildi. Kampanya kapsamında 11 milyon fidan dikilecek. Ormancılar ise tarih seçiminin doğru olmadığını, milyonlarca fidanın ziyan olacağını iddia etti

Independent Türkçe'den Dündar Kale'nin haberine göre bakanlığın kampanyası kimi ormancılardan ise destek görmedi. Türkiye Ormancılar Derneği Genel Başkanı Orman Mühendisi Hüseyin Çetin, kampanyanın dolayısıyla  ‘Milli Ağaçlandırma Günü’nün tarihinin doğru seçilmediğini söyledi.

Tüm dünyada ve Türkiye’de 21 Mart Dünya Ormancılık Günü ve Orman Haftası’nın kutlandığını,  ağaçlandırma kampanyalarının düzenlediğini hatırlatan Çetin eleştirilerini şöyle sıraladı:   

"Kupkuru toprağa fidan dikemezsiniz"

"Ağaçlandırma çalışmalarında esas olan fidan dikimi. ’11. ayın 11’inde, saat 11’de, 11 milyon fidan’,  güzel bir söylem.  Ama biz bunun gerçeklemesini mümkün görmüyoruz. Doğu Anadolu’da eksi 8-10 derece donda fidan dikebilir misiniz, dikemezsiniz.  İç Anadolu’da sonbaharda damla yağmur düşmemiş. Kupkuru toprağa fidan dikemezsiniz.

33 yıllık memuriyet hayatımın 28 yılı ağaçlandırmada geçti. Çoğu İç Anadolu bölgesinde olmak üzere, 16-17 bin hektar orman çalışmasında bulundum. İç Anadolu’da sonbahar kurak gittiği zaman fidan dikimi yapılamaz. Ancak yağış olursa, toprakta bir rutubet olursa ağaçlandırma çalışması yapılabilir.

"Kampanyayı onaylamıyoruz"

Türkiye’de fidan dikim mevsimi değil. Biz bu yüzden bu kampanyayı onaylamıyoruz.  Türkiye’de fidan dikimi için uygun mevsim ilkbahardır. Keşke 11 milyon fidanın hepsi ağaç olsa, biz ormancılar olarak çok seviniriz. Sembolik 50-100 fidan dikerseniz bunu sulayabilirsiniz ama 11 milyon fidanı sulayamazsınız."

Bu tip kampanyaların Türkiye’nin orman varlığına bir faydasının olmadığını, sadece kamuoyunun çevre bilincine katkı yapabileceğini söyleyen Çetin, dikilecek 11 milyon fidanın en az 8-9 milyonun zayi olacağını ileri sürdü.

Ağaçlandırma çalışmalarının geniş ve orman potansiyeli olan sahalarda yapılmasının gerektiğini de belirten Çetin, “Keşke her ilimizde 50-100 hektar gibi alanlar belirlense ve çalışma bu alanlarda yapılsaydı. O zaman ülkemizin orman varlığına katkıda bulunulabilirdi” dedi. 

"Bu fidanlar, o ağaçların yerini tutamaz"

Türkiye’deki orman varlığının tehdit altında olduğunu ileri süren Çetin, “Madencilik çalışmaları yüzünden başta Kaz Dağları olmak üzere Türkiye’nin tüm orman alanları şu anda delik deşik olmak üzere. 2004 yılında çıkan bir maden kanunu ile her türlü orman alanında her türlü madene izin verildi. Bu ormanlarda yüz yaşında ağaçlar kesiliyor. Şimdi dikilecek 11 milyon fidan, bu ağaçların yerini 20-25 sene sonra ancak doldurmaya başlayacak” dedi.

"Zaten 21 Mart vardı"

Ormancılık politikası uzmanı Prof. Dr. Erdoğan Atmış ise 21 Mart Ormancılık Günü varken, 11 Kasım’ın ‘Milli Ağaçlandırma Günü’ ilan edilmesini eleştirdi.

Atmış, “21 Mart ‘Ormancılık Günü’dür, ağaçlandırma günüdür, ormancılık için bayramdır. Şimdi onu yok sayıp, 11 Kasım’da böyle bir şey yapmak baştan yanlış. 21 Mart üstelik uluslararası bir gündür. Asıl ağaçlandırma bu dönemde olur. Ormancılar ağaçlandırma çalışmalarını 1940’lı yıllardan beri başarı ile yapıyor” diye konuştu.

Bu tür kampanyaların ‘halka şirin görünmek için’ yapıldığını söyleyen Atmış,  “Bu işlerde hangi tür nereye dikilmiş, menşei nedir,  bu fidanlar daha sonra varlığını sürdürebilmiş midir, bunların da bir çalışması yok ne yazık ki” dedi. 

Kasım ayın ağaçlandırma çalışmaları için uygun olduğunu,  ancak ideal dönemin ilkbahar mevsimi olduğunu belirten Atmış, fidan dikimi için hava ve yağış durumunun da önemli olduğunu aktardı.

Kampanya üzerinden hükümetin orman politikalarını eleştiren Atmış şunları söyledi:

"Türkiye’de ormanlar hükümet eliyle yok ediliyor, iktidar ayakta kalabilmek için ekonomiyi güçlendirmek için inşaat sektörünü ihracat sektörünü ayakta tutmak zorunda. Günümüze kadar da hep ormanlardan verdiler. İnşaat sektörüne malzeme sağlamak için, orman sahalarında maden alanları açtılar. Odun üretimini 3 katı arttırdılar. 2003 yılında 13 milyon metre küp odun üretimi vardı. Geçen yıl 20 milyondu, bu sene Bakan Bekir Pakdemirli, 31 milyon metre küpe çıkartacaklarını söyledi. Yani 3 katından fazla bir atış söz konusu."

"Rant yükseliyor, orman azalıyor"

Atmış, hükümetin orman varlığı hakkında verilerinin de gerçeği yansıtmadığını iddia etti:

"Orman Genel Müdürlüğü’nün verilerinde 2005-2015 yılları arasında ormanlarımızın arttığı görülüyor. 60 ilde alansal olarak artıyor, 2 ilde değişmiyor, 19 ilde ise azalıyor. Sanayileşmiş, göç alan ve rantın yüksek olduğu illerde ormanlar azalıyor. Mesela Marmara bölgesinde 3 il dışında diğer illerde ormanlar azalıyor.

Enerji ve maden tesisleri ormanları paramparça ediyor. Bu alanlar kayıtlarda hala orman olarak görünüyor. Otel yapılmış, enerji santrali yapılmış, maden tesisleri kurulmuş alanlar kayıtlarda hala orman alanı. Böylece ormanlar da azalmamış oluyor. Ama bakınca gerçekte orman yok buralarda.  Asıl tehlike bunlar. Bu tip kampanyalarla bunları perdeliyorlar işte."

"Boş kalan tarım arazileri orman oluyor"

Orman alanlarındaki illerde yaşanan artışın yüzde 35’nin ağaçlandırma çalışmalarıyla gerçekleştiğini aktaran Atmış, köyden kente göçün de ormanların büyümesinde etkisi olduğunu iddia etti. Atmış, “Göç alan, köyleri boşalan illerde tarım alanları yeniden ormana dönüyor. Geçmişte de ormandı bu alanlar. Doğa kendini tamir ediyor.

"Havalar biraz soğuyunca yapılmalıydı"

İstanbul Üniversitesi Orman Botaniği Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ünal Akkemik ise 1 Kasım tarihi için, "Bu fidanlar ormanlık alana dikilecekleri için, bir daha sulanma şansları olmayacak. Bir kere su verilecek, sonra doğal yollarla sulanması beklenecek. O yüzden fidan dikimi havalar biraz daha soğuyunca yapılmalıydı" değerlendirmesini yaptı.

Anadolu’da fidan dikimi için genelde mart ayının tercih edildiğini aktaran Akkemik, “Dikilen her fidan ağaç, fidan dikilen her alan orman olmuyor. ‘Ağaç dikme’ ifadesi kullanılınca insanlar sanıyor ki diktim orman oldu. Bu yüzden doğrusu ‘fidan dikmek’. Bu dikilen fidanların da denetlenmesi lazım, ne kadarının tuttuğu belirlenmeli.  Bunlar yapılmadan bu iş, sadece toplumsal duyarlılık yaratmak dışında işe yaramaz” dedi.