Sözcü yazarı Deniz Zeyrek, Türkiye'nin çöp ithalatında patlama yaşandığını aktardı.

"Çin ithal çöpe sınırlama getirince, bizim uyanık firmalar çöp ithalatına başlamış" diyen Zeyrek, "2016'da aylık 4 bin ton olan ithal plastik miktarı, 2018'de 33 bin tonu, 2019'da 49 bin tonu aşmış. Üstelik bu çöpün yüzde 60'ına yakını dönüştürülemiyor, hatta zehirli ve tehlikeli atıklar içeriyormuş" ifadesini kullandı. 

Deniz Zeyrek'in "Bir ithal çöpümüz eksikti!" başlığıyla yayımlanan yazısının ilgili bölümü şöyle: 

İlk kez Danimarka'da duymuştum. Kopenhag'ı gezerken bize rehberlik eden arkadaşım, kentin elektrik ihtiyacını karşılayan çöp santraline dışarıdan çöp ithal edildiğini söylemişti.

Kötü bir espri mi gerçek mi emin olamamış, inanmış gibi başımı sallamıştım.

Sonradan araştırdım. Danimarka yenilenebilir enerji konusunda çok ilerlemiş. Çöplerinin yüzde 65'ini geri dönüştürüyormuş. Geri kalan çöplerle de ısı ve elektrik enerjisi üretiyormuş. Zaman zaman da enerji santralinin ihtiyacı için çöp ithal ediyormuş.

Danimarka nüfusu ile Ankara kadar bir ülke olsa da insan ister istemez “biz niye böyle şeyler yapamıyoruz” diye soruyor.

Sevgili Erdoğan Süzer dünkü SÖZCÜ'de ilginç bir haber aktarmıştı.

Okurken gerçekten şok oldum.

Türkiye'nin çöp ithalatında patlama yaşanıyormuş.

Habere göre Çin ithal çöpe sınırlama getirince, bizim uyanık firmalar çöp ithalatına başlamış.

2016'da aylık 4 bin ton olan ithal plastik miktarı, 2018'de 33 bin tonu, 2019'da 49 bin tonu aşmış.

Üstelik bu çöpün yüzde 60'ına yakını dönüştürülemiyor, hatta zehirli ve tehlikeli atıklar içeriyormuş.

Bir taraftan plastik çöple mücadele için poşetleri paralı hale getiriyoruz, diğer taraftan plastik çöp ithalatını zirveye çıkarıyoruz.

Bu size de garip gelmiyor mu?

Denizlere, kıyılara, meralara, ormanlara saçtığımız çöpler yetmiyormuş gibi bir de elin çöpünü getirip doğaya bırakıyorlarsa vay halimize.

Yoksa, karkas et, mercimek, hatta patates ithalatının dahi kanıksandığı bir ülkede çöp ithalatının artırılmasını garipseyerek hata mı ediyorum?