• BIST 109.330
  • Altın 155,894
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 3 °C

Can Ataklı: Terör kazandı

Can Ataklı: Terör kazandı
Vatan Gazetesi Yazarı Can Ataklı, İmralı sürecini yorumladı.

CEREN TERZİAHMETOĞLU

GERÇEK GÜNDEM.COM

Yeni yılın başından beri Türkiye gündeminde "İmralı görüşmeleri" var. Görüşmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Başka ülkeler ile kıyaslarsak Türkiye'yi, ilk defa bir hükümet terör örgütü lideri ile resmen görüşmeleri başlattı ve bunu da açık açık söylüyor. Her şeyden arındırılmış niyet olarak bakarsak; bir ülkede terör olaylarının bitmesi için siyasi bir iktidar belki de siyasi geleceğini riske atarak böyle bir operasyona başlamış durumda. Bu açıdan bakarsak doğru bir harekettir. Eğer sonuç almayı düşünüyorlarsa bunun plan ve programını yapmışlarsa başarılı olmasını istemekten başka bir arzumuz olamaz. Ancak bu tür işler uzatılarak olmaz. Her şeyin hazırlanmadığını görüyorum. Bu süreçteki bir tökezleme bu iktidarın sonu olur. Bunun böyle olmayacağını görüyorlar çünkü bana göre karşılıklı bir anlaşma sağlanmış, şartlar yerine gelmiş. Şimdi kamuoyunun buna hazırlanması ve işin kabul konusunda bir süreci yaşıyoruz.

MHP lideri Devlet Bahçeli'nin Paris cinayetleri konusunda "Su testisi, su yolunda kırıldı" açıklamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Benim bu açıklamadan anladığım; "Bir işi alışkanlık haline getirmişsen senin başına gelecek şey ise yine o yönde olur" şeklinde. Mahallenin en kavgacısıysan bir gün bir kavgada yaralanırsın ya da ölürsün. Ölen kişiler terörist. Paris'te yaşayan, kendi halinde akademisyenler ya da düşünüler değil anlamında söyledi diye düşünüyorum. Daha ileri bir şey düşünmedim.

Süreç başladığından beri herkes tarafından farklı açıklamalar geliyor. Kılıçdaroğlu "İmralı ile yürütülen görüşme trafiğinin içinde olmak istemeyiz" dedi. Hüseyin Aygün'ün Sakine Cansız'ın taziyesi için ailesini ziyaret etmesi problem oldu. Herkes farklı farklı tepkiler gösterdi. Dışarıdan baktığınız zaman bütün bunlara nasıl bir yorum getirirsiniz?

Tam bir ilizyon yaşıyoruz. İlk başlarda iyi niyetle bakıyordum ama artık bakamıyorum. Akıl tutulması değil artık bu. Apo ile görüşmeler yapılıyor. Şu ana kadar Türkiye'de benim dışımda bir tek gazeteci, akademisyen, ekranlarda iplerinden salınmış gibi konuşan adamların hiçbiri henüz somut bir şey söylemedi. Ne olduğunu artık birileri söyleyecek. Hükümet görüşme mi yapıyor? Süreç çok uzun olabilir diyorlar. İyi de kardeşim sen ne söylüyorsun, Apo sana ne söylüyor? Bu kadar basit. Kürt sorununu çözmek çok basit. Ne istiyorsunuz diye sorulacak, ben bunu veriyorum denilecek. Anlaştın anlaştın, anlaşmadın savaştın. Bu kadar. Bunun ötesi yok. Savaştan kastım şu; terör ile mücadele aynen devam eder. Devlet daha sertleşir. Türkiye son 10 yıldır, hatta sürecin başından beri, demokratik bir ülke olduğunu göstermek için belki bu sorunu bitiremiyor. Çünkü terörist avlamak ile meşgul. İşin sonunda lider kadrolar duruyor. Ne olur, lider kadroların üzerine yürünür. Türkiye için bu kadar zor değil. Ben bunu anlayamıyorum. Böyle söylediğimiz zaman da faşist diyorlar. Ama öyle değil. Devlet bu iş ile ilgili yönlendirmeleri yapan kişileri yok etmeye kalkarsa bunu yapar. Ama bu arada bir sürü insan canından da olur. Karar verirseniz yaparsınız fakat Türkiye'nin böyle bir gücü yok. Problem bizden kaynaklanmıyor. Bize kalsaydı bugüne kadar o iş yapılırdı. NATO engel oluyor. İsrail karışıyor. Amerika bizzat engel oluyor. Niye? Çünkü hepsinin bölgede çıkarları var. Buralar enerji yatakları ve buraları tek başına hakim devletlere bırakmak istemiyorlar. Buraların parçalanması lazım. Batı güçleri artık burada asker bulundurarak orayı kendileri koruyarak enerji naklini kendileri sağlamak istemiyorlar. Taşeronlar bulmak istiyorlar. Taşeronları da yekpare devletler ile yapamazsın, küçülteceksin. Irak üçe bölünüyor. Kürt bölgesi, Sünni bölgesi, Şii bölgesi. Üçünün ortak özelliği var, hepsi Amerikancı. Nasıl oluyor bu? Hepsi Müslüman, hepsi birbirini kesip biçiyor ama hepsi Amerikancı. Sistem o. Türkiye bunu çözemiyor, çözemediği için de vakit kaybediyor. Ama belli ki anlaşma yapılmış. Serbest bırakılacak, o belli. Orada federatif bir devlet ya da özerk bir bölge yapılacak. Bunlar kabul edilmiş gibi. Aksi takdirde durum mantıksız.

Niye kimse ne oluyor diye sormuyor?

Kimsenin cesareti yok. Bu sorun çözüldüğü zaman kimsenin köşesinde yazacak tek bir lafı yok. Atatürk böyle yapmıştı, Dersim'de böyle olmuştu gibi geçmişten örnekler veriliyor. Onlar bitti, bugüne gelin. Anayasa'daki vatandaşlık ile ilgili maddeyi Osman Can ile Numan Kurtulmuş yazsınmış. İmralı'da sadece radyo dinleyen, televizyonda kimin ne dediğini bilmeyip yüzlerini görmeyen bir adam böyle bir öneride bulunuyor. Saçma sapan laflar bunlar. Bu olayı dağıtmak. Apo ne için oturdu da konuşuyor? Ne oldu da MİT müsteşarı gitti? Herkes kafa karıştırıyor. Hepsi görevli. "Sürece zarar vermeyelim" diyorlar. Süreç ne kardeşim biri bana onu söylesin. Görüşmeleri destekliyorum. Riske giriyorum destekleyerek, küfür yiyorum "Vaay sende mi?" diye. Ne olduğunu artık bana söyle. Bana söylemiyor musun, çağır ana muhalefet liderini ona söyle. Akıl var mantık var, otuz yıldır savaşan adama "Silahları bırak" diyorsun. Kalkıp "Emrin olur" mu diyor. O da bir şey söylüyor karşılığında, ama ne diyor? Apo'nun şartları iyileştirilmeyecek, ev hapsine alınmayacak, serbest bırakılmayacak, Kürt devleti kurulmayacak deniyor. Rezalete bak. Dağdakiler isterlerse Avrupa'ya gidecekler. Gerisine de af çıkarabilirmişiz. Gidecek olan zaten gider. Cenazeler geldiği zaman provokasyon olmasın diyorlar. Olsun. Getir o zaman Ankara'ya madem kardeşlik diyorsun. Niye Diyarbakır? Çünkü orası kurulacak devletin başkenti. Bir sürü sahtekar dolu. Her akşam televizyonu izlerken deliriyorum. Dediğim gibi hepsi görevli. Ya maddi çıkarları ya da halka karşı sempati yaratmak istiyorlar. Türkiye hiç bu kadar kötü duruma düşmemişti. Aynı Mondros Antlaşması. Zafer diye yutturuluyordu. Şimdi de öyle yapıyorlar. İçeriğini söylesinler.

Somut bir şey istiyorsunuz.

Bütün derdim o. Az önce Başbakan'ı dinledim, yine aynı laflar. Atacağın adımı söyle bana.

Hüseyin Çelik'in somut gelişmeler olmadan CHP'ye bilgi verilmeyeceğini söylemesi üzerine Kılıçdaroğlu "Bilgi verip vermemek onların takdirinde olan bir şey. İlla gelin bize bilgi verin diye bir talebimiz yok zaten" dedi.

CHP'nin olmalı bence ki destek versin. Ama eğer bu bir projeyse, bu iktidar bunu yapmayacak. Buna ihtiyacı yok. yumuşatıyorlar şimdi. Sokakta vatandaşa soruyorum; "Terör bitecekse bıraksınlar" diyorlar. Mesele bırakıp bırakmamak değil. O vicdani bir olay. Onun cevabını terör örgütünün öldürdüğü şehitlerin aileleri verecek. Ben siyasi bakarım.

Serbest bırakılmalı mı sizce?

Bırakılması meselesi değil olay. Sonuç ne? Çözüm, çözüm diyorlar. "Çözüldüğü zamanki Türkiye'yi çizin ne oluyor?" diyorum. Eşit vatandaşlık denildiği zaman Kürt kimliği taşıyan biri hangi konularda eşit değil dediğim zaman anadil diliyorlar. Siz bana nasıl soruyorsunuz net bir şekilde "Öcalan serbest bırakılmalı mı?" diye ama onlar sormuyor. 2000 yılına kadar konuşulmuyordu ama şimdi konuşuluyor. İstediklerini yapıyorlar. Var mı engel? Yok. doktor, öğretmen, mühendis mi olamıyor? Vatandaşın ve benim merakım bu. Örneğin Amerika'da Çinli nüfusu birçok Avrupa ülkesinden daha fazla ama orada hiçbiri kalkıp "Çince eğitim veren okul istiyoruz" demiyor.

Toprak mı istiyorlar?

İşte o noktaya gelsinler, onu konuşsunlar. Apo'ya soruyorum ne istiyorsun? Toprak istemiyor, federasyon istemiyor, özerklik istemiyor o zaman ne istiyor. Apo'nun serbest bırakılması ya da şartlarının iyileştirilmesi de konuşulmuyor. Ne konuşuluyor? Cevap istiyorum ben.

Sırrı Süreyya Önder ile konuştuğum zaman "Gaziantep'in girişinde bir Türk bayrağı bir de Kürtlere özel bir bayrağın olmasına ne mani" demişti.

Şu komik olan milletvekili mi? Bunu demesine hiç itirazım yok buna. Ulusalcı biri değilim. Yıllarca milliyetçilik denen olgu ile mücadele etmiş biriyim. Biri bana derse ki "Biz federasyon istiyoruz ya da özerk bölge", onu tartışma şansım var. "Bu istediğin olursa sana ne fayda, bana ne fayda sağlar" diye konuşurum. Bir yayında Kürt milliyetçisi olduğunu söyleyen birine "Kürtçe eğitim istiyorsunuz. Bölgen küçük. Bu çocuklar 18-20 yaşına geldiği zaman bu bölgede mi çalışacak?" dedim. "O sizi ilgilendirmez, bizim sorunumuz" dedi. O zaman problem yok benim için. Çakıl taşı vermem demem. Bunu diye diye dünyanın en büyük alanına sahip imparatorluktan Anadolu'ya sığınmış bir ülkeyiz. Çakıl taşı da verirsin, çakıl taşı da alırsın.

Karayılan'ın "Her seçimden önce sözler veriyorlar, sonra hiçbirini tutmuyorlar" açıklamasına yorumunuz nedir?

İşte zaten bütün anlattıklarım o. Burada bir şey konuşuyorlar ve bunu kamuoyuna söylemiyorlar. Konuştuklarını Türk kamuoyuna anlatması zor olduğu için zaman kazanmak istiyorlar. 5 sene önce Apo'nun şartlarının iyileştirilmesi ve orada bir özerk bölge dediğin zaman AKP'nin tabanı da dahil tamamı ayağa kalkardı. Şimdi öyle değil.

Neden şimdi görüşülüyor?

Sırası geldi artık. 2008'de de görüşmeler yapılıyor, bugün 2013. Zaten yapılıyordu. Fakat daha açık, ama gizli açık.

NTV'de bir programda Galip Ensarioğlu konuktu, izlediniz mi bilmiyorum.

NTV'yi seyretmiyorum ben, öyle bir kanal mı var? Benim dikkatimi çekmiyor.

Programda Ensarioğlu "Dağdan ineceklere boşuna öldük dedirtmemek lazım" dedi. Bunu nasıl değerlendireceksiniz?

1-1.5 yıl önce yazdım, terör Türkiye'de kazandı. Lafı uzatmaya hiç gerek yok. Terör bugünler için başladı. Terör tarafını tamamen unuttuk. Kürt halkları, onların kimliği derken bu aşamaya geldik. Terör bunun için yapıldı ve kazandı. Şimdi terörün en tepesindeki adamla resmen masaya oturdun mu, oturdun. Bitti kardeşim. Bana göre yapılmasın. Bakıldığı zaman bu devleti ayaklar altına almaktır. Ama diyorum ki herkesin huzuru için, insanların çocukları aptal bir savaş uğruna ölmesin. Aynı şeyi dağdakiler içinde söylerim, zavallı çocuk oradaki. İç içe tekrar, adam gibi yaşayacaksak olsun bu görüşmeler.

Terör örgütü üyeleri ile kucaklaşıldı diye BDP'lilere onlarca laf söylendi. Birkaç ay sonra geldiğimiz noktaya bakınca Türkiye'de dengelerin ve söylemlerin hemen değiştiğini görüyoruz.

Çok güzel söylediniz. BDP'liler öpüşünce suç, devlet konuşunca siyaset. Mesaj getirdim diyebilirdi ya da ilk görüşmeleri başlattık diyebilirlerdi, demediler. Onlarda siyasi açıdan hata yaptılar. Açıkça söyle kardeşim "Bizde görüşmelere başladık, sürece katkımız olsun istiyoruz" dese, kim ne diyecek. Devlet görüşüyoruz, MİT görüşüyor. MİT istihbarat örgütüdür, pazarlık örgütü değil. Türkiye'de kafalar karışıyor, hesabını sormuyorlar. Apo ile bir görüşme yapılacaksa bunun devlet içinde bir şeyi olmalı. MİT görüşüyor, MİT bilgi almak için var. Adam içeride oturacak, bu adam dışarıdakilere hakim. Dışarıdakiler onu lider olarak görecek ama sen çözüm yaparken o adam içeride kalsın diyeceksin. Bunu sorgulamıyoruz.

Öcalan bundan 10 sene sonra siyasette yer alır mı? Bu mümkün mü?

Böyle bir şey olacağını tahmin etmiyorum. Güvenliğini sağlayamaz. Ama özerk bir bölge olursa oranın başbakanı olabilir. Orada en fazla onursal lider olursun, siyasete giremezsin, benim karşıma oturamazsın. Kadrolarınızı kurun, sen de orada huzur içinde yaşa ya da tersi. Bunları konuşmuyorsan ne konuşuyorsun. Adam silahı neden bıraksın. Ona bir şey sağlaman lazım. Dışarıdan bize bir şeyler empoze ediliyor ve biz onu yerine getiriyoruz.

Kim tarafından?

Batı güçleri. Globa güç diyorum artık. Eskiden hep Amerika'ydı. Global güç dediğimiz bir şey var. Bütün dünyayı bunlar yönetiyor. Nedir bu; büyük enerji, büyük para kuruluşları. Bunlar zincirleme birbirlerine bağlı. Ortak tavırlar, çıkarlar var. Bir takım bilim adamları çapında insanlar hesap kitap yapıyorlar. Dünyanın hiçbir yerinde sorun yok, bir bizde mi var? Hayır, İran'da da var Pakistan'da da. Hepsinde etnik ya da kimlik mücadelesi yapan gruplar var. Bunlar ülkeleri içlerine kapatıyor. İyilerini çekip alıyorlar, götürüyorlar Dünya Bankası'na koyuyorlar. Türkiye'den iyisi kim Kemal Derviş. Onlar oradan plan, program yapıyorlar. Bütün dünyayı bu şekilde yönetmek isteyen herkes bu işin içinde.

Öcalan'ın talepleri dağdakiler tarafından kabul edilmezse ne olur?

Öyle bir şey olmaz. Apo ile görüşülüyorsa, diğer tarafla iş halledilmiştir. Dış güç varsa o dağdakini hesplamadan seni sokar mı? Şu an topyekün terör örgütünü yok edemezsin çünkü her yere sızmış durumda. Gittiğin yerde masum insanlara da hasar vermek durumunda kalırsın. Kabul etmiyoruz diyenlerin on beş dakikalık işi var, hepsini yok edersin. Halk desteği yok. İki karakol basarlar, malesef otuz askerimizi de şehit ederler ama sonra hiçbiri hayatta kalmaz. Kaçacak yerleri yok. medyada analitik düşünen adam kalmadı.

Bu denklemde KCK nerede yer alıyor?

KCK'nın ne olduğunu bir anlasam. Bu kadar adam neden toplandı? KCK operasyonu bunların bir parçası bence. Potansiyel olarak eylem yapabilecek ne kadar adam varsa topladılar. Dikkat edersen eskisi kadar şehir eylemleri yapamıyorlar. Bu da bir proje, hepsini içeri aldılar. Şimdi içeride terbiye ediyorlar. Süreç sonunda da onlar dışarı çıktığı zaman ellerine taş sopa almayacak. Bütün o kadroları içeri aldılar.

Hazırlanan yeni yargı paketi ile hem PKK'lıların hem de Ergenekon ve Balyoz tutuklularının serbest kalacağına dair yorumlar var.

Hepsi serbest kalır. Hiçbir şey olmaz. İlker Başbuğ'un tepkisi gayet doğal. Bende orada olsam bende derim "Beni mahkum edeceksin sonra teröriste af sağladığın için ben de yararlanacağım. Beni içeride bırak sürüneyim." Bu işi başka türlü halledemezler. Çünkü Ergenekon ve Balyoz saçma sapan davalar. Birkaç yıl içeride yatsınlar, akılları başlarına gelsin diye düşünüyorlar. Bu dün akla gelen bir proje değil. Beş-altı yıldır adım adım bu proje geliyor. Toplumsal barış için af çıkardık diyecekler. Bütün bunlar gözümüzün önünde. Biraz aklı ve zekası olan bunları görür. Bu bir intikamdı, bir hizaya getirmeydi. Bir operasyon daha yaparlar tahminimce.

Çünkü 28 Şubat'ta kızdıkları adamlar var, onları da bir tokatlamaları gerekiyor. Bunlar giderken, hiç ummadığımız bir anda tak diye on tane adamı alırlar içeri. Üç-beş ay da onlar hapiste kalır. Sonra yasa çıkar. "Hayır" diyecek halin yok, dışarı çıkacaksın. Belki birkaç kahraman "Ben aftan yararlanmak istemiyorum, beraatimi bekleyeceğim" diyecek. E beş sene sonra beraat ettiğinde herkes unutmuş olacak zaten.

Yeni anayasa Kürt sorununda nasıl bir rol alır?

Sorunun ne olduğunu bilsek yeni anayasayı da anlatacağım ama sorunu söylemiyorlar. Şu an bütün Güneydoğu'da BDP'li belediyeler var. Demokrasi diyorlar da daha ne olması gerekiyor? Ayrıca yeni anayasaya ne gerek var? Bu eski anayasada bunları önleyen maddeler hangileri? Onları koysunlar ortaya ondan sonra konuşalım. Yetmedi mi, o zaman da referanduma gidelim. Ne var bunda? Yeni anayasa diyorlar, saçma sapan bir şey. Neden yeni anayasa. 178 maddenin 116 tanesi zaten değişmiş. Vatandaşlık diyorlar, yazın oylayalım. Neden bu kadar hayatı kendimize zindan ediyoruz.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2017 Gerçek Gündem | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.