Bütün dünyada yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) ilk gündem konusu olduğu bugünlerde tek bir haber dikkatleri dağıtabildi.O da ABD Savunma Bakanlığı Pentagon’un kendi hesabından yayınladığı 2004-2015 yıllarına ait UFO olduğu iddia edilen üç adet görüntü oldu.

ABD Başkanı Donald Trump'ın bile, "Yalnızca gerçek olup olmadığını merak ediyorum. Sahiden de inanılmaz bir video" diye yorumladığı görüntüler Türkiye’de de sosyal medyada tartışma konusu oldu. Görüntülerin, koronavirüs nedeniyle zor günler geçiren ABD’de gündemi değiştirmek için servis edildiği iddiaları da ortaya atıldı.

ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı'da (CIA),1978 yılında "Tanımlanamayan uçan cisimler" yani UFO'lar ve uzaylılara dair başlattığı araştırmada yer alan ve birçoğu da 1940'lı 1950'lere ait olduğu iddia edilen belgeleri 2016 yılında kamuoyunun erişimine açmıştı.

Uzaylıların varlığını kanıtlamaya yönelik araştırmalar arttı

Son görüntülerin ne amaçla servis edildiği tartışmaları bir yana bırakılırsa uzayla, uzaylılarla ve onlara ait olduğu iddia edilen UFO adlı uçan cisimlerle alakalı haberler her dönem çok ilgi çekti.

Bu haberler hala en çok okunan haberler arasında ilk sıralarda yer alıyor.

Uzaya dair haberlerin yanısıra bilim çevrelerinde uzaylıların var olduğunu iddia eden açıklamaların sayısında da gözle görülür bir artış var.

Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi'nin (NASA) Bilim Misyonları Kurumu Başkan Yardımcısı Thomas Zurbuchen, 2019’un Şubat ayında Boston Üniversitesi’nde katıldığı bir söyleşide uzaylıların var olma ihtimalinin sandığımızdan çok daha yüksek olduğunu iddia etmişti.

Evrende insanlığın yalnız yaşıyor olma ihtimalinin oldukça düşük olduğunu öne süren Zurbuchen, dünya dışında bir galakside daha gelişmiş bir canlı formunun olabileceğini öne sürdü.

Yine bir başka NASA çalışanı olan Alan Stern, American Astronomical Society’nin düzenlediği konferansta yaptığı açıklamada insanoğlunun neden hala dünyad dışı bir medeniyet ile iletişime geçemediğine dair yeni bir teori ortaya atarak, bunun nedeni olarak uzaylıların tahmin ettiğimizin aksine sualtı bir medeniyeti geliştirmiş olabileceği teorisini öne sürdü.

"Uzaylıları bulmak için araştırma başlatıldı"

Tabii ki uzaylılarla ilgili basına yansıyan iddialar bunlardan ibaret değil. Koronavirüse gündeminden önce sıklıkla yer alan haberlerden bazıları şunlardı.

San Francisco Chronicle’ın 12 Şubat 2020 tarihli haberine göre, Foothill College’ın astronomi bölümü başkanı Andrew Franknoi, “Açıkçası büyüleyici olan,onların burada olma ihtimali fakat bunu bilmiyoruz” dedi.

Şubat ayında İngiliz Daily Mail gazetesinde çıkan habere göre Liverpool Hope Üniversitesi Rektörü Monica Grady, Jupiter’in uydusu olan Europa’nın yüzeyinin altındaki buzlu denizlerin, ahtapot gibi zeki deniz canlılarını bulmak için en iyi yer olduğunu öne sürdü.

The Independent’ta Andrew Griffin tarafından kaleme alınan bir başka haberde ise bilim insanlarının uzaylıları bulmak için büyük araştırma başlattığı belirtildi.

30 yıldır UFO’ları araştırıyor

Uzaylılara dair peş peşe artan haber ve iddialar üzerine, Independent Türkçe'den Ali Kemal Erdem konuyu Türkiye’de UFO ve uzaylılar denildiğinde ilk akla gelen isimler arasında olan Araştırmacı Yazar Farah Yurdözü ile konuştu.

30 yıldan beri UFO ve dünya dışı varlıklar konusuyla ilgilenen Yurdözü, bu konuda birçok kitap yazdı, yurtiçi ve yurtdışı seminerlere katılarak konuşmalar yaptı.

Yaşamının 10 yılını geçirdiği ABD’de de artık "Ufoloji" olarak da bilinen UFO araştırmalarının önde gelen isimleriyle tanışma birlikte çalışma imkanı buldu.

Son dönemlerde araştırmalarını ve gezilerini uzaylılarla bağlantısı olduğunu düşündüğü Göbeklitepe üzerine yoğunlaştırmış durumda.

Ekonomik koşulları iyileşen toplumlarda uzaylılara ilgi daha fazla

Toplumlarda sosyo ekonomik koşulların iyileşmeye başladığı ortamlarda UFO ve uzaylılarla ilgili haberlere ilginin arttığını söyleyen Yurdözü’ne ilk olarak ABD’li bilim insanı Andrew Franknoi’nin uzaylıların burada aramızda yaşıyor olabileceği yönündeki iddiasını sorduk.

“Uzaylılar aramızda değil”

Yılların UFO araştırmacısına göre bu pek ihtimal dahilinde değil.1940’lı ve 1950’li yıllarda ABD’de “Uzaylılarla temas kuruyorum” diyen çok insanın çıktığını, bu nedenle ufolojide bu dönemin “Uzaylılarla temas dönemi” olarak adlandırıldığını söyleyen Yurdözü, şu iddiada bulundu:

Bu bana çok hayal ürünü geldi. Dünya dışı varlıkların aramızda dolaşması insanlarda olan bazı bakteri virüslerin anında onları öldürmesine neden olablir ya da onlarda olan bazı virüs ve hastalıklar bize geçebilir. Dünya dışı varlıklar bence tek tip değil. İnsana benzeyen de var benzemeyen de var. Bazı görüntüler tamamen hologram. Kaçırılma olaylarında insanlara fiziksel olarak müdahale ediyorlar ama şu an insanların arasına karışacaklarını sanmıyorum.

En çok UFO, Kapadokya, Marmara ve Ege’de görülüyor

Türkiye’de en fazla UFO görülme olayının Kapadokya civarlarında olduğunu belirten Yurdözü, şöyle devam etti:

Özellikle 1980’li yıllarda çok yoğundu sonrasında tekrarlanmadı, tekrarlanmaz da. Türkiye’de çok fazla psişik enerjinin yoğunlaştığı coğrafyalar var. Kapadokya bunların başında. Marmara ve Ege’de UFO’ların görüldüğü diğer bölgeler. Ama mesela Karadeniz’de görüldüğüne dair bilgi yok. Bu biraz da bilgiyle duyarlılıkla alakalı bir konu. Görüldüğü halde bildirilmediyse orada görülüp görülmediği de bilinmez.

Yurdözü’ne göre UFO görülmeleri özellikle yaz aylarında, dönem olarak ise toplumsal değişimlerin sıklıkla yaşandığı süreçlerde artıyor.

"Kaçırıldığını iddia edenlerde koronavirüs görülmedi"

Türkiye’de UFO görme olaylarının azalmasına karşın son üç yıldır uzaylılar tarafından kaçırılma olaylarının arttığını öne süren Yurdözü, bu konudaki iddialarını şöyle sürdürdü:

Son üç yıl içinde kaçırılmalar çok arttı. Kınalanma denen olay var. Uzaylılar tarafından kaçırılan insanlar birden bire ellerinde ayaklarında kızıl kahverengi lekelerle uyanıyorlar. Sanki kına yakılmış gibi. Kınanın bir kokusu vardır bunda koku yok. Hemen cildiyeye giden bu insanlardaki lekelere bir tanı da konamıyor. Bir alerji,mantar ya da yara değil. Çok ilginç bir ayrıntı da Kovid-19 salgını öncesinde kınalanan insanların virüse yakalanmamış olması. Aşılanmış ya da korumaya alınmış olabilirler mi acaba? Henüz kesin cevap vermek zor ama olasılıklar var.

“Delirdi diye algılanmamak için konuşmuyorlar”

Sadece bir ay içerisinde 100 yakın insanın sosyal medyası üzerinden uzaylılar tarafından kaçırıldığı iddiasıyla kendisine başvurduğunu iddia eden Yurdözü, işu iddalarda bulundu:

Bu insanlar çevrelerince delirdi olarak algılanmamak için yaşadıklarını anlatamıyorlar. Anlatsalar bile çevreleri tarafından “Delirmiş” gibi suçlamalara maruz kalıyorlar. Ya da cin görmüşsündür falan deniyor. Evet cinler var ama dünya dışı varlıklar da var. Cinler anti maddedir. Ama dünya dışı varlıklar ise maddedir. Yani size dokunurlarsa hissedersiniz. Cinlerde hissedemezsiniz. Dünya dışı varlıkları görenler, bir psikoloğa ya da psikiyatriste gittiklerinde ağır ilaçlarla bastırmaya çalışacak ama bu çözüm olmayacak.

Kaçırılma olayları genlerle ilgili

Uzaylıların rastgele insan kaçırmadığını, kaçırılanların daha çok Kelt ve Kızılderili genine sahip olanlar olduğunu öne süren Yurdözü, sözlerine şöyle devam etti:

Bizde her ikisi de var. Kızılderililer de Orta Asya kökenli olduklarından hem onlarla ortak genimiz var hem de Anadolu’da yaşayan Kelt kökenli Galatlar’dan dolayı Kelt geni de var. Mesela ABD’de kaçırma olaylarının yoğun olmasının en önemli nedeni her iki gen grubu da çok yaygın. Hem Kızılderililer var hem de Kelt kökenli İrlanda, İskoç, Galli ve diğer İngilizler. Uzaylıların bu gen gruplarından insanları kaçırması onları kendilerine en uyumlu olduğunu düşünmeleri. Mesala kaçırılan siyahi ya da Uzakdoğulu vakası neredeyse yok denecek kadar az.

“Kaçırılanların bazıları o anları hatırlıyor”

Kaçırılanların dışlanma korkusuyla bunu çoğu zaman çevrelerine anlatmaktan kaçındıklarını söyleyen Yurdözü, “Bazısı o anları hatırlıyor. Bazısı hayal meyal hatırlıyor ama hipnozla bilinçaltına dönmek gerekiyor. Bazısı vücudunda izler kaldığı için hatırlıyor ama adını koyamıyor” diye iddia etti.

Dünya dışı varlıkların kaçırdıkları insanların vücutlarına sonradan takip amacıyla ya da bazı programları yüklemek amacıyla mikroçipler yerleştirdiğini öne süren Yurdözü, “Bunlar yarım pirinç büyüklüğünde. Bu mikroçipler 1990’larda ABD’de bir ekip tarafından çıkarıldı ve insan yapımı olmadığı anlaşıldı" iddiasında bulundu.

Kaçırılanların dilinden olay anları

Yurdözü, kaçırıldığını öne süren insanların anlatımlarındaki ortak noktaları şöyle sıraladı:

Kaçırılanlar arasında her kesimden, her yerden insanlar yer alıyor. İçlerinde daha önce uzaylılarla ilgili hiçbir bilgisi ya da ilgisi olmayan çok insan da bulunuyor. Anlatımlarında genel ortak bazı noktalar var. Kaçırma olayları genellikle gece 03:00 sıralarında oluyor. Yatağından kaçırılan olduğu gibi evininin önünde hatta aracının içinden kaçırılanlar da var. Ancak daha çok ıssız yerler seçiliyor. Hatırlayanlar gözümü açtığımda karşımda yabancı gri renkli bir varlık gördüm sonra uzay gemisinde olduğumu anladım diyorlar.

Uzaylılar neye benziyor?

Yurdözü uzaylıların neye bençzediği sorusunu ise şöyle yanıtladı:

Kaçırılanlar çoğunlukla gözlerini açtıklarında karşılarında gri renkli ve iki üç uzaylı ile onlara eşlik edip kontrol eden uzun boylu yine gri renkli bir uzaylı, insana benzeyen birini gördüklerini söylüyorlar. Kimi zamanlar bu kişilerle birlikte Peygamber Devesi böceğine benzeyen 1.60-1.70 boylarında bir varlığın da olduğunu söylüyorlar.

“Süreyi hatırlamıyorlar”

Kaçırılanların genellikle süre noktasında bilgi vermekte zorladıklarını öne süren Yurdözü, “Kaçırılma süresince 15 dakika geçtiğini sanıyorsunuz ama aslında beş saat geçmiştir. Sen üç saat sanırsın yakınların dünden beri neredesin diye sorar” diye iddia etti.

“Gerçek olduğuna inanamadıklarında korkmuyorlar”

Kaçırılan kişilere kötü muammele edilmediğini hatta bazı rahatsızlıklarının tedavi edildiğini öne süren Yurdözü, “Peki korkudan kalp krizi geçiren olmamış mıdır?” sorusuna “Böyle bir kayıt gelmedi şu ana kadar. İnsanlar çoğunlukla o an yaşadıklarının gerçek olduğuna inanmadıklarından nasıl rüyada kriz geçirip korkmuyorlarsa burada da korkmuyorlar” diye cevap verdi.

Yurdözü, kaçırılan insanların çoğunlukla kaçırıldıkları noktaya geri bırakıldıklarını, kimi zaman ise iki üç kilometre yakınlıkta mesafelere de bırakılabildiklerini de öne sürdü.

“Kaçırılanların atalarında da kaçırılan kişiler oluyor”

Kaçırılan insanların çoğunun uzaylılar tarafından genetik olarak takip edildiğini iddia eden Yurdözü, bu konuda da şu iddiaları dile getirdi:

Kaçırılan kişilerin mutlaka geçmişte ailesinden de kaçırılan biri olmuştur ancak söylememiştir. Zaman zaman art niyetli insanlar da mesaj atarak kaçırıldığını iddia ediyor ancak bu insanlar hemen anlaşılıyor.

“Nereden geldiklerini söylemiyorlar”

Yurdözü, uzaylılar tarafından kaçırıldığını iddia edenlerin kendilerini kaçıranların nereden geldiğine dair bir bilgi aktarmadığını öne sürerek, “Bir kere kaçırdıkları insanlarla kolay kolay konuşmuyorlar. Çok az o da telepati yoluyla iletişim kuruyorlar. Kendilerine dair bilgi vermiyorlar. Beni kaçıranlar Venüs’ten şuradan buradan geldiğini söyleyenler genelde aslında böyle bir deneyim yaşamamış, yalan söyleyen kişiler” iddiasında bulundu.

“Uzaylı istilası olmayacak”

Yurdözü, uzayla ilgilenenlerin çok merak ettiği, “Bir gün uzaylı istilası olacak mı” sorusuna ise şöyle yanıt verdi:

Böyle bir istila olmayacak. Dünyaya geliş nedenlerinin kendi ırkları yok olma tehlikesi yaşadığı için insanların genetikleriyle kendi genetiklerini birleştirip yeni bir ırk yaratmak olduğunu düşünüyorum. Yani insanların ruhsal enerjilerine ihtiyaçları var. Ondan beslendiklerini düşünüyorum. Dolayısıyla dünyayı işgal edip insan ırkını tehdit edecek bir çaba içerisine girmeyeceklerdir.

“İnsan yapımı uyduları UFO sananlar var”

Farah Yurdözü son günlerde basında sıkça yer alan UFO gözlemi haberleriyle ilgili de şu iddiada bulundu.

Şu anda gökyüzünde bir uydu hareketliliği var. UFO bekleyenler de dünya ve insan yapımı uyduların UFO filosu olduğuna inanarak video ve resim çekip bana gönderiyorlar. Üzgünüm ama bu beklediğiniz toplu iniş değil. Ben yıllardır UFO konusunda tarafsız ve ayağım yere sağlam basan bir tavır sergiledim ve bundan sonra da öyle olmaya devam edeceğim.

“Fanatik UFO taraftarları var?”

Son yıllarda dünyanın farklı yerlerinde uzay tarikatları türemiş vaziyette. Bu kesimler dünyayı uzaylıların kurtaracağını iddia ediyor.

Furdözü, “Fanatik UFO taraftarları var mı” sorusuna öncelikle “Hem de nasıl. Uzaylı'dan çok uzaylı bir kesim var” diyerek cevaplamaya başladı ve devamında şu iddialarda bulundu:

1999 yılında yayınlanan ‘UFO Gerçekleri ve Yalanları’ kitabımda fanatik UFO taraftarlarının aslında konuya ne kadar zarar verdiğini anlatmıştım. Hatta ben onlara ‘UFO Tapar’ diyorum. Çünkü UFO da bir cisim, teknik bir taşıt aracıdır. Bunu ulvi ve manevi bir tapıma çevirmek, Dünya Dışı uygarlıkların insan ırkını kurtaracağı beklentisi içinde yaşamak anlamsız.

“Koronavirüs’le uzaylıların ilgisi yok”

Koronavirüs salgını ile UFO meselesini bağdaştırmaya çalışanların da olduğuna dikkati çeken Yurdözü, “İki görüş var. Birincisi korona uzaydan mı geldi? İkincisi korona salgınını uzaylılar mı bitirecek? İkisi de yanlış. Korona dünyada üretildi ve yine dünya bilimi sayesinde yok edilecek” dedi.

“Dünya, UFO gerçeğini anlamaya henüz hazır olmayabilir

UFO araştırmalarının bilimin bir dalı olduğunu iddia eden Yurdözü, “Dünya bilimi bunu anlamaya henüz hazır olmayabilir. Ama son yıllarda Elon Musk, Robert Bigelow gibi iş insanları uzay teknolojisine yatırım yapıyor ve dünya kaynaklı uzay çalışmalarını hızlandırıyor” diye konuştu.

“Her gün en az 50 e-posta geliyor”

Kendisinin ise son dönemlerde bireysel temaslar ile özellikle uzaylılar tarafından kaçırılmalara dikkat çekmeye çalıştığını belirten Yurdözü, şunları söyledi

Bana her gün uzaya, uzaylılara, UFO'lara dair merak ettiklerini soranlardan ya da kaçırıldıklarını söyleyenlerden en az 50 e-posta geliyor. İnsanlar yaşadıklarını anlatıyorlar ve tanıkların adını, kimliğini açıklamadan Farah Yurdözü Youtube kanalımda bana ulaşan olayları okuyup yorumluyorum, sorulara cevap veriyorum. Bu şekilde insanlar yalnız olmadıklarını ve yaşadıklarının aslında dünyada pek çok ülkede pek çok kişiyi etkilediğini anlayabilirler.