• BIST 104.539
  • Altın 163,366
  • Dolar 3,9376
  • Euro 4,6999
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 4 °C

Basın örgütlerinden operasyona tepki

Basın örgütlerinden operasyona tepki
TGC, Basın Konseyi ve TGS basın kuruluşlarına yönelik polis operasyonunu kınadı.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ve Türkiye Gazeteciler Sendikası ortak bir açıklama yaparak basına yönelik gözaltıların halkın haber alma ve gerçekleri öğrenme hakkına müdahale olduğuna dikkat çekti. Açıklamada "Basın ve ifade özgürlüğü cezalandırılamaz" denildi. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ve Türkiye Gazeteciler Sendikası'nın ortak açıklamasında şu görüşler yer aldı:

"Demokrasinin temel kurumu olan basın ve ifade özgürlüğü, yaşanan son olaylarla, eskisinden daha ağır bir baskı dönemine girmiştir. Gerçek sebebini bilemeden ve adil yargılanma hakları ihlal edilerek bugüne kadar 200'e yakın gazeteci terör örgütü üyeliği iddiasıyla cezaevinde tutulmuştur. Şimdi de medya organlarını da tutuklayan bir dönem yaşanmaktadır. Yeniden gazeteciler gözaltına alınmaktadır. Bu gelişmeler basının özgür olmadığı ülkeler sınıfında yer alan Türkiye'de basın ve ifade özgürlüğünün cezalandırılması anlamına gelmektedir. Demokratik ülkelerde basın ve ifade özgürlüğü cezalandırılamaz. Basın emekçilerin görevlerini can güvenliği, tutuklanma, işsiz kalma korkusu olmadan yapabilmeleri, halkın haber alma ve gerçekleri öğrenme hakkına hizmet edebilmeleri için iktidarı ve muhalefeti göreve çağırıyoruz.Türkiye'de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ve gelişmiş demokrasilerin kabul ettiği ölçütlere uygun basın ve ifade özgürlüğüne ulaşıncaya kadar tüm gazetecilerin dayanışma içinde olmasının önemini bir kez daha hatırlatıyoruz"

-BASIN KONSEYİ: BASIN MENSUPLARININ GÖZALTINA ALINMASININ GEREKÇELERİ DELİLLERİYLE PAYLAŞILSIN

Basın Konseyi, Türkiye’nin basın özgürlüğü konusunda uluslararası sıralamalarda her yıl daha da gerilediğine dikkat çekerek, basın mensuplarının gözaltına alınmasını, medya kurumlarında arama yapılmasını gerektiren hukuki ve fiili nedenlerin, somut delilleriyle ve gerekçeli olarak kamuoyu ile paylaşılmasını istedi.

Basın Konseyi tarafından yapılan yazılı açıklamada, Türkiye’nin basın özgürlüğü konusunda uluslararası sıralamalarda her yıl daha da gerilediği, cezaevindeki gazeteci sayısı bakımından dünya birincisi olan Türkiye’de gerçekleştirilen medya mensuplarına yönelik yeni operasyonun, uluslararası alanda prestij ve imajın tekrar sorgulanmasına neden olacağı belirtilerek, şöyle denildi:

“İnsan haklarına saygılı bir hukuk devletinde, ilkel ‘intikam.2 dürtüsünün değil, erdemli ‘adalet’ ve ‘özgürlük’ duygularının ağır basması gerektiğini hatırlatarak; geçmişteki tutumlarını örnek göstermek suretiyle, bugün müdahaleye maruz kalanlara yönelik işlemleri meşrulaştırmak mümkün değildir. İlkelerinden ödün vermeyen Basın Konseyi, dün olduğu gibi bugün de, ‘ama’ demeksizin, özgürlüğünden mahrum edilmek istenen gazetecilerin haklarını savunmaya devam edecektir. Bu bakımdan, basın mensuplarının gözaltına alınmasını, medya kurumlarında arama yapılmasını gerektiren hukuki ve fiili nedenlerin, somut delilleriyle ve gerekçeli olarak kamuoyu ile paylaşılmasını talep ediyoruz.”

-GÖP: GAZETECİLERE YÖNELİK OPERASYON DERHAL DURDURULMALI

 Gazetecilere Özgürlük Platformu (GÖP) Dönem Başkanı Ahmet Abakay, hükümet tarafından “paralel yapı, paralel medya” adı altında yürütülen operasyonların basın ve ifade özgürlüğüne açık saldırı olduğunu belirterek, derhal durdurulmasını istedi.

Abakay, yaptığı açıklamada, “Hükümet tarafından ‘paralel yapı, paralel medya’ adı altında yürütülen operasyonlarda çok sayıda gazetecinin hakkında soruşturma açılması, bir kısmının gözaltına alınması, listeler hazırlanarak adeta ‘gazeteci avı’na çıkılması hukuk dışıdır, basın ve ifade özgürlüğüne açık saldırıdır, kabul edilemez, derhal durdurulmalıdır” ifadelerini kullandı. Operasyon yapılırken, “devleti ele geçirmek için örgüt kurmak” gerekçesinin ileri sürüldüğünü anımsatan Abakay, şunları dile getirdi:

“Yakın geçmişte baskıcı bu iktidarla birlikte çalışan, birlikte yürüyen bu kişilere yapılan soruşturma ve gözaltılar, iktidarın emrinden, denetiminden, kontrolünden çıkan gazetecilerin cezalandırılması operasyonudur. Siyasaldır, ideolojiktir, iktidarın kendisinden yana almayanlara karşı intikam eylemidir, basın ve ifade özgürlüğüne saldırıdır. Haklarında soruşturma açılan, gözaltına alınan gazetecilerin geçmişte Ahmet Şık, Nedim Şener, Soner Yalçın gibi çok sayıda gazetecinin tutuklanmalarını savunması, sessiz kalması, bu kişilerin o günkü çizgilerinin, haksız, hukuksuz duruşlarını gösterir. Ancak bütün bunlar, bugün meslektaşlarımıza yönelik haksızlığa, hukuksuzluğa karşı çıkmamıza, basın ve ifade özgürlüğünü yine savunmamıza asla engel değildir. Yapılan operasyon, iktidara muhalif çizgide olan tüm gazetecilere yönelik tehdittir, gözdağıdır. Meslektaşlarımıza yapılan iktidarın saldırısı gazeteciliğe, mesleğimize, evrensel basın ilkelerine yapılmaktadır. Manzara darbe dönemlerinin, sıkıyönetim, olağanüstü hal dönemlerinin uygulamalarıdır. Derhal durdurulmalıdır.”

TGF GENEL BAŞKANI SERTEL'DEN '14 ARALIK OPERASYONU' TEPKİSİ

TÜRKİYE Gazeteciler Federasyonu (TGF) ve İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Atilla Sertel, '14 Aralık Operasyonu'nun 17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasını unutturmak için muhalif gazetecilere yönelik olduğunu söyledi. Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) İzmir Şubesi Başkanı Halil İbrahim Hüner de operasyonu eleştirdi.

İzmir Adliyesi önüne giden Atilla Sertel, AKP iktidarının döneminde çok değişik siyasi görüşlerden farklı dünyalardan insanların, şiddete maruz kaldığını, öldürüldüğünü veya tutuklandığını söyledi. Sertel, yıllarca cezaevlerinin nemli hücrelerinde tutuklu kalan arkadaş ve kardeşleri olduğini belirtirken, şöyle dedi:

"Yalnızca tutuklu gazeteci ve aydınların, askerlerin değil, onların ailelerine de çok ağır aylar, yıllar yaşatıldı. Tutuklananların tümünün ortak özelliği, bu iktidarın zulmünü kabul etmemekti. Onların ortak özellikleri muhalif olmaktı. Sabaha karşı evlerine operasyonlar yapıldı, sahte deliller üretildi. Hakimler sanıkların ifadelerini bile dinlemedi, tahliye talepleri rededildi. Gazeteci arkadaşlarımız ve milletvekilleri hapishanede uzun süre tutuldu. Bugün iktidar uzun yıllar, yarattığı baskıyı, zulmü, adaletsizliği, hukuksuzluğu yine sürdürmek istemektedir. Yolsuzlukların üzerine yürüyen, bakanların, onların çocuklarının karıştıkları hırsızlıkları yazanlar, cezalandırılmak istenmektedir. Bir dönem özel uçağına aldığı ve çok sevdiğim dediği insanları, gazetecileri tutuklatanlara asla güvenilmez ve inanılmaz. Bugün muktedirin gücünden ötürü kendisine bağlılık içinde hizmet edenler, bilsinler ki en ufak bir karşı duruşlarında, sıra kendilerine de gelecektir."

"BU GÖZALTI OLAYLARINI KINAMAK GEREKİR VE BEN KINIYORUM"

Gazetecilerin gözaltına alınmasının tasvip edilebilecek hiçbir yanının bulunmadığını belirten Atila Sertel, gazetecilere, film yapımcılarına, dizi senaristlerine, diğer yurttaşlara benzeri operasyonlar yapıldığını anlatırken şöyle devam etti:

"Zaman Gazetesi'ne, Samanyolu'na, Bugün gazetesine ve diğer gazetecilere yapılan operasyonlar, gazetecilerin gözaltına alınması gerçekten onaylanacak ve destek görecek hadise olması mümkün değildir. Bu gözaltı olaylarını kınamak gerekir ve ben kınıyorum. Görüşlerine katılmasakta, ayrı dünyalarımız da olsa, biz insanların kendi dünya düşüncelerini özgürce söylemelerinden yana olan insanlardan olduk. Onların gözaltına alınmasının karşısındayız, karşısında olduk, karşısında olacağız. İktidarın zulmünü alkışlayanların arasında hiçbir zaman olmadık, olmayacağız. Bu bir inanç grubuna yapılan saldırıdır. Demokrasi çok uzun bir süredir, kurum ve kuruluşlarıyla işlememektir. İktidar kendi polisini, kendi yargıcını yaratmaktadır. Ve bu yaratığı polis ve yargı gücüyle de istediğini, istediği zaman tutuklayacak bir ülke haline getirmiştir."

Atilla Sertel, bir an önce gazeteci ve diğer film yapımcılarının, suçsuz olan insanların serbest bırakılmasını, eğer suçlu olanlar varsa bunların da kanıtlarıyla ortaya konulup, kamuoyunun ikna edilmesi gerektiğini söyledi.

HÜNER: AYRIMSIZ, HERKES İÇİN BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) İzmir Şubesi Başkanı Halil İbrahim Hüner de yaptığı yazılı açıklamada, gazetecilerin, televizyoncuların, eli kalem tutan, senaryo yazan, dizi çeken insanların fikir ve düşüncelerini serbestçe ifade etmelerinden yana olduklarını belirtti. Türkiye'nin birlik beraberliğe en çok ihtiyacı olduğu günlerde, daha fazla ayrışma, daha fazla düşman yaratmaya son verilmesi gerektiğini belirten Hüner, şöyle konuştu:

"Hangi siyasi düşünce içinde olursa olsun, bugün yapılanlar basın özgürlüğünü yok etmeye yönelik girişimlerdir. 12 Mart, 12 Eylül ile yakın tarihimizde Balyoz, Erkenekon, KCK gibi siyasi davaların sonuçları ortadadır. Dün yapılanlar yanlıştı, karşı çıktık. Bugün de yapılanların yanlış olduğunu bir kez daha vurguluyoruz. Ayrımsız, herkes için basın özgürlüğü talebini yineliyoruz. İnsan haklarına saygılı bir hukuk devletinde, ilkel intikam dürtüsünün değil, erdemli adalet ve özgürlük duygularının ağır basması gerektiğini hatırlatıyoruz."

ÇGC: OPERASYONLAR BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNE DARBE NİTELİĞİ TAŞIYOR

ADANA'da Çukurova Gazeteciler Cemiyeti (ÇGC) yaptığı açıklamada, bazı medya kuruluşları ve gazetecilerin evlerine yapılan operasyonların hukuk devletine yakışmadığını bildirdi.

ÇGC Yönetim Kurulu, '14 Aralık Operasyonu'nun demokratik toplumlarda kabul edilemez bir davranış olduğunu, basın mensuplarının yapılanları hak etmediğini söyledi. ÇGC'nin basın özgürlüğünden yana taraf olan, her platformda fikir özgürlüğünü savunan bir mesleki örgüt olduğuna değinen Yönetim Kurulu, şöyle dedi:

"Türkiye, maalesef basın, ifade ve fikir özgürlüğü sıralamasında dünyanın geri kalmış ülkelerinin de gerisinde yer alıyor. Halka haber ulaştırma görevini yaparken bir takım siyasi çekişmelerin girdabına sürüklenmeye çalışılan meslektaşlarımıza karşı başlatılan girişimler hukuk devletine yakışmayan görüntüler içeriyor. Sosyal medya aracı Twitter marifetiyle operasyonların birkaç gün önceden kamuoyuna duyurulması endişe verici bir boyut içeriyor. Türkiye'de gerçek anlamda gazetecilik yapmanın neredeyse imkansız hale getirilmeye çalışılması kaygılarımızı artırıyor. Basın dünyasının içinde bulunduğu ekonomik sorunlar gün geçtikçe artarken, meslektaşlarımız birer birer işsiz kalırken yaşanan gözaltı operasyonları gazetecilik mesleğine darbe niteliği taşıyor. İktidar kaynaklarının meslektaşlarımıza yönelik giriştiği kabul edilemez yöntemlere son verilmesini umut ediyor, diğer gelişmiş toplumlarda olduğu gibi ülkemizde de özgür, demokratik, bağımsız gazetecilik yapılması gerektiğinin altını çiziyoruz. Gözaltına alınan gazetecilere ve ailelerine geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz."

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2017 Gerçek Gündem | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.