• BIST 106.239
  • Altın 160,342
  • Dolar 3,8713
  • Euro 4,5671
  • İstanbul 11 °C
  • Ankara 3 °C

Babaları öldürüldü yılmadılar: Yine Taksim!

Babaları öldürüldü yılmadılar: Yine Taksim!
Zeki Eyi, iktidarın bu meydanı unutturmak istediğini ama başaramayacağını söyledi.

Sibel Bahçetepe / Cumhuriyet - 1977 kanlı 1 Mayıs’ında 17 yaşlarındayken babalarını yitiren Zeki Eyi ve Birsen Gönül Kement, 1 Mayıs’ın yine Taksim’de kutlanmasını istiyor. Taksim’in Gezi Direnişi’yle yeniden simge haline geldiğini belirten Eyi, iktidarın bu meydanı unutturmak istediğini ama başaramayacağını söyledi. Kement de “Bu yıl yine Taksim’e gideceğiz” diye konuştu.

1977’de tarihe “Kanlı 1 Mayıs” olarak geçen kutlamalara katıldıklarında 17 yaşında ve lise öğrencisi olan Zeki Eyi ve Gönül Birsen Kement, çıkan olaylarda babalarını kaybetti. O yıldan sonra hayatları değişen Eyi ve Kement, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Taksim’de kutlamalara izin vermeyeceği yönündeki açıklamalarına tepki gösterdi. Yasaklamalara karşın işçi ve emekçilerin Taksim’e çıkacaklarını vurgulayan aileler, “1 Mayıs, kutlama değil anmadır. Taksim, bir simgedir, 1 Mayıs alanıdır. Gezi Parkı olaylarında Taksim bir kez daha simgesel hale gelmiştir. İktidar bundan korktuğu için yasaklamaya çalışıyor, ama unutmasın emekçiler asla vazgeçmeyecektir” dediler.

1977 1 Mayısı’nda çıkan olaylarda hayatını kaybeden 36 kişiden biri olan Rasim Elmas’ın kızı Gönül Birsen Kement ve Bayram Eyi’nin oğlu Zeki Eyi, gazetemize o yıllarda yaşadıklarını anlattı. Erzurumlu ve inşaat işçisi olan Bayram Eyi, 1 Mayıs 1977’de DİSK’in önderliğinde Taksim Meydanı’nda yapılan kutlamalara katılmak için evinden çıktı ve bir daha geri dönmedi. O gün 50 yaşında olan Bayram Eyi, Kazancı Yokuşu’nda ezilerek yaşamını yitirdi. Ailesinden gizli, arkadaşları ile ilk kez 1 Mayıs’a katılan Eyi’nin 17 yaşındaki oğlu Zeki Eyi’de, alandan zorlukla çıktı. Bugün 54 yaşında olan Zeki Eyi, o gün yaşananları şöyle anlattı: “5 kardeşiz, o zamanlar yokluk vardı. Ayakkabımın altı yırtıktı, altına karton koyar, arada değiştirirdim. 1 Mayıs günü öyle bir heyecanla evden çıktım ki ayağımın altında eriyen kartonu değiştirmeyi unutmuşum, ayağıma taşlar bata bata Taksim Meydanı’na çıktım, bunu hiç önemsemedim. Meydan hınca hınç doluydu, halaylar çekiliyor, horonlar tepiliyordu. Kutlamaların bir saat uzatıldığı anonsu yapıldı ve çok kısa bir süre sonra peş peşe silah sesleri duydum, ortalık bir anda karıştı, sonra kitlenin içine ses bombaları atıldı. Zorlukla Gezi Parkı’nın oradan çıkmayı başardım. O gün babam eve gelmedi. Bazı günlerde amcamlarda, akrabalarda kalırdı, telefon olmadığı için de yine öyle olduğunu düşündük. Ertesi gün gelmeyince telaşlanmaya başladık ve babamı aramaya koyulduk. Çevre hastanelere, her yere baktık, bulamadık. Sonra, ağabeyim, bana ‘İsmi tespit edilemeyen biri var ona bakacağım’ dedi ve beni eve gönderdi. Akşam eve geldiğinde ağlıyordu. Annem ‘Ne oldu’ dedi. Ağabeyimin ‘Babamızı kaybettik’ dedi. Kazancı Yokuşu’nda ezilme sonucu ölmüştü, boynunda bir yara vardı. Belki de panzer geçti üzerinden bilmiyorum, ama babam zor tanınır haldeydi.”

Bu yıl Başbakan Erdoğan’ın Taksim’deki kutlamalara izin vermeyeceğini açıklamasına tepki gösteren Eyi, “Yine gazlar atılacak, plastik mermiler, belki de gerçek mermiler kullanılacak, kitleler püskürtülmek istenecek. Ama emekçiler, yine de Taksim’e gitmek için direnecektir. Başbakan, söylemleri ile insanları tahrik etmeye çalışıyor. Taksim 1 Mayıs alanıdır, unutturmak istiyor, buna izin vermeyeceğiz” dedi.

‘Kutlama değil, anma’

Öldüğünde 41 yaşında olan elektrik teknisyeni Rasim Elmas’ın kızı Birsen Gönül Kement ise o günlerde 17 yaşında lise birinci sınıfa giden bir genç kız olduğunu anlatarak “1 Mayıs’tan bir gün önce, cumartesi günü babamla konuşmuştuk. Babam, 1 Mayıs’a katılmamı çok istemiyordu. Onunla çok güzel bir ilişkimiz vardı, hayat dolu bir babaydı, ilk kez o pazar babamla ayrıldık ve bir daha bir araya gelemedik” dedi. Babasının, Beyoğlu’ndaki bir film şirketinin stüdyolarının elektrik makina aksanıyla ilgilendiğini söyleyen Kement şöyle devam etti:

“O gün, 1 Mayıs’a gitmek istiyordum, bu yüzden uzun süre babamın evden çıkmasını bekledim. Öğleden sonra annemle evden çıktığımızda babam halen evdeydi. Taksim’e gittim, çok kalabalıktı, Elmadağ’a kadar gidebilmiştim. Akşama doğru oldu ve ben alandan zor çıktım, eve geldim. Babam, eve zamanlı gelen bir insan değildi. Film çekimi sırasında gecikme ya da başka teknik işler olduğunda geç gelir, hatta gelmediği bile olurdu. O gece eve gelmedi. Taksim’de ölenlerin olduğunu öğrenince, ölen insanlar için rahmet diledim. Nereden bilebilirdim babamın da öldüğünü... Ertesi gün kardeşimle babamı aradık ve Sultanahmet’te morgda bulduk. Kazancı Yokuşu’nda ölmüştü. Ezilerek öldüğü söylendi, omzunda da kurşun deliği varmış. Cenazemizi de parayla aldık. Sigortalı değildi babam, sözleşmeli çalışıyordu, emekli de olamadı. Babam hayat dolu, muhteşem insandı. Yasaklamalara karşın bu yıl Taksim’e yine gideceğiz. Taksim, 1 Mayıs alanıdır. Taksim’de bir katliam yapıldı, şimdi devlet kutlamalar Yenikapı’da olacak diye yer gösteriyor. Bunu kabul etmiyoruz. 1977’den sonra Taksim’deki işçi ve emekçi bayramı artık kutlama değil, anma oldu.”

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2017 Gerçek Gündem | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.