Nedir bu halkın enflasyondan çektiği!

Türkiye uluslararası kuruluşlarla ekonomik, demokratik ve ikili ilişkilerini bir düzene koymadan, yönetim ve denetim kurumlarını ahenk içinde çalıştırmadan ne enflasyonu düşürebilir ne de borç ve döviz sarmalından kurtulabilir.

Sabri Arpaç Yazar sabriarpacymm@gmail.com

Enflasyon, yani fiyat artış canavarını herkes farklı farklı hesaplıyor. TÜİK başka, ENAG başka, İTO da ise daha çok TÜİK’e yakın hesaplama yapıyor. Ümit Dikbayır da eşiyle birlikte marketleri gezerek halka daha sahici enflasyon hesaplaması yapıyordu. Ama şimdilerde; ‘’Meral Hanım’ın banka hesaplarını incelemediğini’’ ispatlamakla meşgul!

ENFLASYON NEDİR?

Neyse şimdi enflasyon tanımlamalarına bakalım. Enflasyon nedir? ‘Ekonomi kitapları, ekonomistler, siyasiler ne bilim insanları neler diyorlar’a bakalım:

- Bilimsel olarak; ‘’Dolaşımdaki para miktarıyla, malların ve satın alınabilir hizmetlerin toplamı arasındaki açığın büyümesi nedeniyle ortaya çıkan fiyatların toptan yükselişi, para değerinin düşmesi biçiminde kendini gösteren ekonomik ve parasal süreç’’ olarak tanımlanır.

Ekonomi, Hazine ve maliye konusunda uzman Üstat Mahfi Eğilmez’e göre ise;

- ‘’Enflasyon, çeşitli mal ve hizmetlerin fiyatlarının, aile bütçelerinde yer alan kullanım ağırlıklarına göre dâhil edildiği bir sepetin aylar itibarıyla değerindeki değişimle ölçülür. Bu sepete endeks denir. Endeksin genel düzeyinin sürekli olarak artmasına enflasyon denir. Bir başka tanıma göre paranın satın alma gücünün belirli bir dönemde düşmesine enflasyon denir.’’

Süleyman Demirel ise bir söyleşisinde enflasyon için;

- 'Türkiye'nin birinci sorunudur enflasyon. Hakikaten bugün, enflasyon dediğiniz halk günlük yaşar, halkın birinci sorunu geçim sıkıntısıdır. Esas enflasyon devletleri yıkan bir olaydır. Milletleri içinden bozan bir olaydır. Enflasyon sadece pahalılık olayı da değildir. Ahlakı bozar, borcu olan borcunu ödemez, alacağı olan alacağını alamaz. Hırsızlıktan, soygundan, fuhuşa kadar hemen hemen bütün yolları açar. Toplumun içini bozan bir olaydır. Onun için batılılar, enflasyona bir numaralı halk düşmanı derler. Tek kollu canavar derler. Batı enflasyondan fevkalade çekinir.' diyor.

Sayın, Cumhurbaşkanı Erdoğan da tam bir yıl önce şöyle bir uyarı yapmıştı;

- 12 Aralık 2022 Pazartesi günü Kabine Toplantısı sonrasında yaptığı açıklamada; ‘’Herkes enflasyonda hesabını yüzde 20'lere göre yapsın.’’

Ama enflasyon bu! Gazeteci, önceki adı DEP, yeni adı DEM Milletvekili ya da Belediye Başkanı değil ki tutup kolundan hemen hapse atasın. Enflasyon bu!

2023 Enflasyonu açıklandı. Vergiler için yüksek, memur işçi ve emeklileri için düşük uygulanıyor. Enflasyonu, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)’ yüzde 64,77 olarak, İstanbul Ticaret Odası (İTO)’ 74,88 olarak ve Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG)’ ise 127,21 olarak hesapladı.

Hiç kimsenin inanmadığı TÜİK’in açıkladığı oran bile Cumhurbaşkanı’nın öngördüğünün yüzde 20’nin 3 katından fazla. İTO’ya göre 4 kata yakın, ENAG’a göre ise 6 buçuk katı aşmış!

ENFLASYON NİYE BU HALE GELDİ?

2016 Yılında enflasyon 8,53 olarak gerçekleşmiş, bu yıla kadar tek haneli olarak devam etmişti. 2017 de 11,92’ye, 2018 de 20,30’a, 2019 da 11,84. Kadar yükselmiş, 2021 Yılında hızlanmaya başlamış oran 36,08 olmuştu!

Peki nedir bu giderek tırmanmanın enflasyonun nedeni, sadece Hazine ve Maliye Bakanları ile Merkez Bankası Başkan atamalarının kuralsız ve Sayın Cumhurbaşkanı’nın abartılı politik tercihleri mi?

Bunlar da var tabi. Asıl nedenlerinin başında AKP’nin giderek içerde ve dışarda tetiklediği ‘’cepheleşme’’, ‘’dış düşman’’, ‘’yerli ve milli olanlar, olmayanlar’’ ayrımı ile bozulan ‘’iç barış’’ ve ‘’antidemokratik uygulamalar’’ ve ‘’tek adamlığın’’ yarattığı etki ile yatırım ve finansman sağlayıcılarda ‘’güven ve istikrar’’ endişelerinin etkili olması gözden ırak tutulmamalıdır.

Bunlar gibi, AKP’nin FETO ile olan iktidar kavgasını bütün muhaliflerine yöneltmesi, Gezi Olayları gibi bütün Dünyada ses getiren bir doğa olayına gösterilen ‘’demokratik tepkiyi’’ adeta ‘’kalkışma, hükümeti devirme’’ gibi göstermesi de içte ve dışta ekonominin bozulmasına etkisini de hiçbir zaman anlamadı!

Yerel ve yüksek yargıyı karşı karşıya getiren, bölen, biri birilerine hasımmış gibi ortam yaratılması, Anayasa’nın her herkesin uyması gereken yerleşik kararlarına uymamak suretiyle; Anayasa’yı adeta; ‘’Tamamını veya bir kısmını tağyir (Başkalaştırma, bozma), tebdil (Değiştirme) veya ilga (Geçerliliği sonlandırmak) fiilerini işlemektedirler.

Bu hükümlerle Deniz ve arkadaşları idam edilmedi mi? Ki onların o dönemdeki Anayasayı değil karşı olma savundukları da bilinmesine rağmen.

Anayasa Mahkemesi Kararlarına karşı olmak, hükümlerine katılmamak onları uygulamamak anlamına gelmez. Hukuk, yasa ve anayasa tanımazlığın Türkiye’nin ekonomik ilişkilerini, borçlanmasını etkilemediği mi zannediliyor! Saydığımız bütün ve daha niceleri ekonomimizi, demokrasimizi ve kalkınmamızı olumsuz etkilemediği mi zannediliyor?

Türkiye uluslararası kuruluşlarla ekonomik, demokratik ve ikili ilişkilerini bir düzene koymadan, yönetim ve denetim kurumlarını ahenk içinde çalıştırmadan ne enflasyonu düşürebilir ne de borç ve döviz sarmalından kurtulabilir.

Tüm yazılarını göster