Fatih Altaylı: Güldürmeyin beni

Abone ol

Türkiye'yi ayağa kaldıran Emine Bulut cinayetine bir tepki de Habertürk yazarı Fatih Altaylı'dan geldi.

Fatih Altaylı, bugünkü "Bir kadının değil, insanlığın ölümü" başlıklı yazısında, "Yargı kanadı bildiğiniz gibi, toplumsal baskı iddianamesi anında hazırlanmış zaten.Hepsi hikaye aslında..." yorumunda bulundu.

Altaylı "Kadına şiddetin yanlışlığını kafalara sokmaktı asıl gereken." diyerek şu ifadeleri kullandı:

Yine bir kadın öldürüldü.

Bu kez isim Emine Bulut.

Yine gündemde.

Öldürüldüğü için değil.

Öldürülüş biçiminden ötürü.

Kayıt altında kadın cinayeti.

Kayıt altında insanlığın ölümü.

“Ölmek istemiyorum” diyor kadıncağız.

Kızının evladının gözünün önünde.

Kızı bağırıyor, “Anne ölme”...

Ölüm kızı dinlemiyor tabii.

Ölüyor Emine Bulut.

Öldüren canavar ise halinden memnun.

Olay yerinden uzaklaşmak için bindiği taksinin şoförü kanları sorunca “Hayvan öldürdüm” diyor.

İnsanlığı öldürdüğünün farkında olmayacak kadar canavar.

Ve yine toplumda infial.

Anında yüksek sesler, “Asalım, keselim, cezaları ağırlaştıralım”.

İktidar kanadı “En ağır ceza verilecek” diyor.

Yargı kanadı bildiğiniz gibi, toplumsal baskı iddianamesi anında hazırlanmış zaten.

Hepsi hikaye aslında...

Bakın sevgili okurlar ben bu kadına şiddet meselesine fena takığımdır.

Hatırlarsanız belki, bu gazete yani Habertürk ilk çıktığı dönemde günlerce Münevver Karabulut cinayetinin “Kaçak” faili Cem Garipoğlu’nu izledik, unutturmadık.

Herkes unuttu, biz unutmadık.

Yakalattık sonunda.

Sonra diğer kadın cinayetlerini de.

Simgesel fotoğraflar bastık.

Hatta belki bu şiddetin ne olduğunu anlatırız birilerine diye sırtına saplanmış bıçakla bir kadın kurbanın fotoğrafını bastım 1. sayfaya.

Yemin ederim kadın cinayetlerine gık çıkarmayanlar bana saldırdılar.

Basılır mı o fotoğraf diye.

Basılır tabii.

Vurdumduymazların gözüne sokmak için bu şiddeti, anlatmak için kadınların neler yaşadığını, basılır.

Bastım.

Eleştirenler!

Doğru bildiğim yolda hiç ama hiç takmam, bilirsiniz.

Yıllarca uğraştım kadın cinayetlerini bir nebze engellemek, en azından azaltmak için.

Bir farkındalık yaratmaya çalıştık.

Cezalar artsın demedik asla.

Biliyorduk çünkü ceza arttırmanın çözüm olmadığını.

Kadına şiddetin yanlışlığını kafalara sokmaktı asıl gereken.

Kendisi de eşini dövdüğü için, şikayete gelen kadına “Bacım evine dön” diyen emniyet mensubunu da, kadına şiddete evinden alıştığı için bunu çok da önemli bir suç gibi görmeyen yargı mensubunu da, babası da anasını dövdüğü için bununla ilgili yasal düzenleme yapma ihtiyacı hissetmeyen parlamento mensubunu da eğitmek, kafa değiştirmek.

İlk mektepten itibaren kadını saygıyı öğretmek.

Gereken bu idi.

Hâlâ da gereken bu.

Haa, etrafta feveran edenlere de bakmayın, aldanmayın.

Sahtekardır geneli.

Tüm kadınlarını vurduran adamın verebildiği zaman konserleri full, yapabildiği zaman albümleri milyon satan ülkede, kadına şiddete tepki mi!

Güldürmeyin beni.

Ever, tepki gösteren bir çoğunluk.

Bunda samimi olan bir azınlık var.

Bu mahallede salyangoz satan bir azınlık.

Uğur Dündar: Kanımız donsun, gözlerimiz acısın, kalbimiz parçalansın!.. Güncel 'İstanbul Sözleşmesi’ne karşı çıkılıyor, kadına şiddet artıyor' Güncel Özkök: Bu ülke çok çekti bu bıyığının arkasına saklanan erkek milletinden Güncel Hakan'dan Emine Bulut yazısı: İzlediğim andan itibaren şu beş şeyi yapıyorum Güncel