CHP'li Engin Özkoç'tan 'Kasım'da seçim' değerlendirmesi: 'Bugünkü MYK'da da gündeme geldi, zaten konuşulan bir senaryo'

Abone ol

CHP Grup Başkanvekili ve Sakarya Milletvekili Engin Özkoç, son siyasi gelişmeleri Gerçek Gündem'e değerlendirdi. Özkoç, toplumu ayrıştırmanın tehlikesinden söz ederek iktidar partisini de uyardı.

İktidar partisinin yarattığı kutuplaşma, yargı ve diğer devlet kurumları aracılığıyla muhalif olan her kesim üzerindeki baskıların artması, toplumsal sorunların çözümünü her geçen gün daha da içinden çıkılamaz hale getiriyor. Toplumda yaşanan bu gerilim ve kutuplaşma CHP yönetimi tarafından da dikkatle takip ediliyor. Gerçek Gündem’in sorularını yanıtlayan CHP Grup Başkanvekili ve Sakarya Milletvekili Engin Özkoç, “Toplumu ayrıştırmak çok tehlikelidir ve bunun çok ağır sonuçları olur” diyor.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun gündeme getirdiği TURKEN Vakfı’na para transferine ilişkin AKP’nin topyekün savunmaya geçtiğine dikkat çeken Özkoç, “Biz bir şeyi merak ediyoruz; Türkiye’de “vakıflar” adı altında ciddi paralar toplanıyor. Bu vakıflarda ise nedense Tayyip Erdoğan’ın yakın çalışma arkadaşları ve ailesi bulunuyor. Biz de soruyoruz; neden diğer vakıflara milyonlarca dolar aktarılmıyor da bu vakıflara milyonlarca dolar aktarılıyor?” sorusunu yöneltti.

CHP yöneticileri olarak sürekli tehdit aldıklarını belirten Özkoç, Kılıçdaroğlu’nun SADAT’a dikkat çekmekteki amacının toplumsal barışı bozacak girişimlere karşı iktidarı ve toplumu uyarmak olduğunu söyledi.

Erken seçimi beklediğini fakat 2023 yılı öncesinde yapılacağına ihtimal vermediğini belirten Özkoç, Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayına ilişkin olarak da “Altılı masanın cumhurbaşkanı adayı profili çizildi ve o profili karşılayan bir kişi de aday gösterilecek, biz de buna saygı duyacağız.” değerlendirmesini yaptı.

Engin Özkoç’un Gerçek Gündem’in sorularına verdiği yanıtlar şöyle:

KILIÇDAROĞLU’NUN ERDOĞAN AİLESİ İLE İLGİLİ PAYLAŞTIĞI BELGELER

- Türkiye tarihin belki de en karmaşık, en çok başlı ve en tahmin edilemeyen seçimine doğru ilerliyor. Bu seçim atmosferi dolayısıyla da liderlerin üslupları sertleşmeye başlarken ortaya daha somut veriler konulmaya başlandı. Bu kapsamda CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun geçtiğimiz hafta yayımladığı ve RTÜK tarafından dahi cezalandırılan açıklamalarını sormak isterim. Kamuoyunun bilmediği farklı bilgi ve belgeler var mı? Bunları paylaşacak mısınız?

Genel Başkanımız belgeleri paylaşırken “Erdoğan ailesi kaçacak” kelimesini hiç kullanmadı. Ancak anlattığı şeylerden yola çıkılarak böyle bir yorum getirildi. Daha sonra AKP’nin grup başkanvekilleri ve yetkilileri çeşitli televizyon kanallarına giderek savunmaya geçtiler. Biz bir şeyi merak ediyoruz; Türkiye’de “vakıflar” adı altında ciddi paralar toplanıyor. Bu vakıflarda ise nedense Tayyip Erdoğan’ın yakın çalışma arkadaşları ve ailesi bulunuyor. Biz de soruyoruz; neden diğer vakıflara milyonlarca dolar aktarılmıyor da bu vakıflara milyonlarca dolar aktarılıyor?

İkincisi bunlarla ilgili iş insanlarına ve kurumlara yapılan bir baskı söz konusu mu? Eğer söz konusu değilse bunlar gerçekten gönüllü mü yapıyorlar? Türkiye’de 5 öğrenciden 1 tanesi yurtlarda yer bulabiliyorken ve gerçekten Türkiye’de bir yurt sorunu varken neden gidip de etrafında hiçbir üniversite bulunmayan Manhattan’da 15.5 milyon dolar verilerek bir arsa satın alınıyor ve 24 katlı bir bina yapılıyor? Oradakilere “Hiç Türk bir öğrenciye burs verdiniz m?” diye soruyoruz. Bildiğimiz kadarı ile yok. Ayrıca böyle bir vakıf, burada milyonlarca dolar toplayıp Amerika’da Muhammed Ali’nin çiftliğini neden satın alır? İki buçuk milyon lirayı neden bir çiftliğe bağlar? Tüm bu anlattıklarımı bir araya getiren insanlar şöyle diyor; “Bu durum olsa olsa Tayyip Erdoğan ve ailesine yarayacak. Acaba Tayyip Erdoğan ve ailesi yurtdışında kendileri ile ilgili bir hazırlık mı yapıyorlar?” Biz Tayyip Erdoğan’ın servetinin tamamından bahsetmiyoruz. Tayyip Erdoğan’ın servetinin ne kadar olabileceğine dair tespitleri Amerika paylaştı.

Buna benzer bize çok fazla ihbar geliyor. Yapılan hukuksuzluklarla ilgili çok fazla ihbar alıyoruz. SADAT da bunlardan bir tanesi. Biz seçim güvenliğini çok önemsiyoruz ve SADAT gibi paramiliter kuruluşların neden kurulduğunu soruyoruz ve kamuoyunun gündemine getiriyoruz. Onunla birlikte o vakıflar nerelere bu paraları harcayacaklar, neyle ilgili harcayacaklar bunu da merak ediyoruz. Bunlarla gelen ihbarları Genel Başkanımız zaman zaman, kimsenin özel hayatına dokunmadan paylaşıyor ve paylaşacak. Biz özel hayatın gizliliğini çok önemsiyoruz. Tayyip Erdoğan ve temsilcileri “siyasete aileleri karıştırıyorsunuz” diyorlar. Biz de onlara diyoruz ki; “Hayır biz karıştırmıyoruz, siz kendiniz karıştırıyorsunuz. Sizin ailenizin, kızınızın, eniştenizin böyle vakıflarda ne işi var? Siz kendi damadınız neden Türkiye’de Hazine’nin başına getirip de bakan yapıyorsunuz? Yani aileleri karıştıran sizsiniz, konuşan da bizleriz. Tabii ki siyasetin içine karıştırırsanız biz de sorarız.

Bu nedenle sorunuza çok açık bir yanıt vereyim; evet buna benzer ihbarları çok fazla alıyoruz. Mesela Başkentgaz, Kızılay üzerinden Ensar Vakfı’na milyonlarca dolar bağış yapmadı mı? Evet bunu kılıfına uyduruyorsunuz ama ben size soruyorum; sen kılıfına uydurup kanun çıkardığın halde limanların ihalesi bitmeden ihale yasasına aykırı olduğu halde kimseyi yarıştırmadan limanlarla ilgili süreyi uzatıp yasal olmayan bir konu ile ilgili kanun çıkardın mı? Bu yasaldır diye hukuksuz değil anlamına gelmiyor ki, bu hukuksuzdur.

KILIÇDAROĞLU’NUN SADAT’A GİTMESİ VE SUİKAST İDDİALARI

- Sizin de söylediğiniz gibi Türkiye’nin gündeminde SADAT diye bir kuruluş var. Geçtiğimiz hafta SADAT’a giden Kemal Kılıçdaroğlu’nun gideceği bilgisini çok az kişiyle paylaştığı ifade edilirken, rotasını da son dakika oraya çevirdiği söyleniyor. Bu söylentinin perde arkasında ise Kılıçdaroğlu’na suikast yapılacağı iddialarının olduğu konuşuluyor. Böyle bir ihbar alındı mı? Suikast iddiaları doğru mu?

Hem Genel Başkanımıza hem de bize çok fazla tehdit geliyor. Hem sosyal medyadan hem direkt yüz yüze hem de telefonlar aracılığı ile çok fazla tehdit alıyoruz. Hatırlarsınız kendini bilmez bir MHP İlçe Başkanı eline bir kılıç alıp beni ölümle tehdit etti. Genel Başkanımıza bizden on kat daha fazla tehdit geliyor. Yarın (bugün) Çubuk davasının karar duruşması görülecek. Orada genel başkanı bizzat öldürmeye kalkıştılar. “Vurun, öldürün, evi yakın, arabayı taşlayın” söylemleri ile bir linç ortamı oluşturuldu. Biliyorsunuz aynı şey Adalet Yürüyüşü’nde de yaşanacak ihbarları gelmişti. Genel Başkan’ın IŞİD militanlarının saldırısına uğrama ihtimali vardı. Biz bütün bunlarla yaşıyoruz, milletimiz için verdiğimiz mücadelenin bedelinin ne olabileceğini biliyoruz. Başta Genel Başkanımız ve onun tüm yol arkadaşları bunu kabullenerek bu mücadeleyi veriyorlar. Mesela mitinglerimizle, toplantılarımızla ilgili sabotaj ihbarları sıklıkla geliyor. Ama biz geri adım atmıyoruz. Genel Başkanımız sadece temkinli davranıyor. Genel Başkanımız bizden birinin değil de insanlarımızdan birinin zarar görmesinden çok fazla etkileniyor. Hatırlarsanız Artvin’deki saldırıda bir erimiz şehit düştüğünde genel başkan “Keşke o kurşun o evladımıza değil bana isabet etseydi” demişti. Bizim bakış açımız da böyle, biz bedel ödemeye hazırız. Ama herhangi bir masum insanın da zarar görmesi bizi son derece endişelendirir. Bu nedenle genel başkanımız çok temkinli davranıyor. Genel Başkanımız gittiği kurumları son gün haber verir, “arkadaşlar buraya gidiyoruz, konu budur” der ve öyle hareket ederiz. SADAT’a giderken de aynısı yaşandı. Bahsettiğim gibi burada konu biz değiliz, konu milletimiz.

KILIÇDAROĞLU’NUN SEÇİM İÇİN 6 KASIM’I İŞARET ETTİĞİ İDDİASI

- Geçtiğimiz hafta yapılan MYK toplantısında Kılıçdaroğlu’nun erken seçim için 6 Kasım’ı işaret ettiği iddiaları ortaya atıldı. Bunun yanında Kılıçdaroğlu’nun bu tarihi işaret ettiğini söyleyen iki MYK üyesinin olduğu da ifade edildi. Farklı bir iddia da başka bir MYK üyesinin 6 Kasım tarihini işaret ettiği yönündeydi. MYK’da 6 Kasım tarihine işaret edildi mi?

Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu, “6 Kasım” şeklinde gün vermez. Ancak Kasım’da seçim beklentisi sıklıkla konuşulan bir şey. Siyasetçilerin de kendi arasında konuştuğu bir konu ve hatta bugünkü MYK’da da “olur mu olmaz mı” diye gündeme geldi. Yani erken seçim, MYK gündeminde de tartışılan bir şey ki zaten erken seçim bizim talebimiz. Ama erken seçime de karar verecek bir kişi var o da Tayyip Erdoğan.

Özetle Türkiye’de erken seçim için Kasım ayı senaryosu zaten konuşuluyor. Ama bana sorarsanız ben böyle bir erken seçim olmasına çok fazla ihtimal vermiyorum. Bence erken seçim senaryosu yılbaşından sonrası için konuşulabilir. Yine tam zamanında yapmayabilirler, 2 ay 3 ay önce yapılabilir. Söylediğim gibi yılbaşından önce yapma ihtimalleri olduğunu düşünmüyorum çünkü korkuyorlar, çekiniyorlar. Çünkü oyları hızla düşüyor, Türkiye’yi artık yönetemiyorlar. İnsanlarımız çok mağdur ve çok çaresiz. Ekonomik sıkıntıları gündemden düşürmek için farklı şeyler yapıyorlar. Bundan önceki seçimde de benzer hamleler yaptılar. Ama bunların hiçbirisi onların sonunun geldiği gerçeğini değiştirmeyecek. Onlar gidecek, Millet İttifakı gelecek.

ALTILI MASA VE CUMHURBAŞKANI ADAYININ AÇIKLANMA SÜRECİ

- Önceki gün Gelecek Partisi’nde gerçekleştirilen altılı masa toplantısında Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayını kamuoyu ile paylaşma sürecinin konuşulacağı iddia edildi. Bu tarih belirlendi mi? Millet İttifakı’nın adayını kamuoyu ne zaman öğrenecek?

Bize ulaşan böyle bir şey yok. Genel Başkanımız MYK’da altılı masa ile ilgili bize aktarabileceği konuları aktarıyor. Genellikle Suriyeli sığınmacılarla ilgili nasıl bir politika izleneceği ve ekonomi ile ilgili nasıl bir strateji izleneceği konularının konuşulduğunu biliyoruz. Altılı masanın kendisine dert etmediği tek şey aday. Altılı masa şunu biliyor ki Tayyip Erdoğan bu seçimleri kaybedecek. Zaten altılı masanın cumhurbaşkanı adayı profili çizildi ve o profili karşılayan bir kişi de aday gösterilecek, biz de buna saygı duyacağız. Biraz önce ifade ettiğiniz gibi “şu tarihte adayımızı açıklayalım” şeklinde bir konuşmanın yapıldığı ile ilgili bize bir bilgi gelmedi.

KILIÇDAROĞLU ADAY OLURSA CHP’NİN GENEL BAŞKANI KİM OLACAK?

- Kamuoyunda sıklıkla dile getirilen Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığı toplumun bir kesiminde kabul görmüş durumda. Altılı masanın vaadi ise “güçlendirilmiş parlamenter sistem” ile partili cumhurbaşkanlığının ortadan kaldırılması. Dolayısıyla mutabakata göre Sayın Kılıçdaroğlu aday olursa CHP’nin Genel Başkanlığı’ndan istifa etmesi beklenecek. Bu bağlamda eğer Kılıçdaroğlu’nun adaylığı gerçekleşirse CHP’nin Genel Başkanı kim olacak?

Genel Başkanımız eğer aday olur ve cumhurbaşkanlığı sürecine lider olarak katılırsa CHP’nin Genel Başkanı’nı her zamanki gibi CHP’nin kurultayları belirler. CHP böyle bir sürece girdiği zaman kongrelerini tamamlar, kurultaya hazırlığını yapar ve adaylar ortaya çıkar. Bugünden o adayların kim olacağı, kimlerin aday olma ihtimalinin olduğunu söylemek mümkün değil. O günkü siyasi konjonktüre göre de belirlenir. O gün geldiğinde kongre delegelerinin en çok teveccühünü alan aday CHP’nin genel başkanı olur ve biz de onunla birlikte yolumuzu yürümeye devam ederiz. CHP’nin içerisinde genel başkanlığa aday olabilecek çok değerli, çok birikimli arkadaşlarımız var. O zaman kendileri de aday olup çıkarlar, biz de yeni genel başkanı hep birlikte görürüz.

DEZENFORMASYON YASASI

- Ankara’nın bu yoğun siyasi trafiğine AKP ve MHP’nin imzası ile Meclis’e sunulan dezenformasyon yasası da eklendi. Yasanın sadece muhalif medyayı hedef aldığı ve seçim sürecinde muhalefetin alanını tamamen daraltmak için çıkarılmak istendiği söylentileri de yaygınlaştı. CHP, dezenformasyon yasasına nasıl bakıyor?

Orada en sakıncalı madde 29’uncu madde. Bir kere 29’uncu maddenin geriye çekilmesi ile ilgili ısrarlı takiplerimizi yapacağız. İletişim Başkanlığı’na haddinden fazla yetkiler tanınıyor. Bu yasa teklifi toplumsal ve siyasi muhalefeti tamamen ortadan kaldırmaya, kısıtlamaya, özellikle gençlerimizin seslerini yükseltmelerine engel olmaya, kendilerini ifade etmelerinin önüne geçmeye yönelik bir siyasi yasa teklifi. Bu siyasi yasa teklifinin hiçbir şekilde kabul edilemez olduğunu düşünüyoruz ve kesinlikle ret oyu vereceğiz. Oradaki çok aşırı sakıncalı maddelerle ilgili ısrarlı şekilde Grup Başkanvekilleri ve Komisyon üyeleri ile görüşeceğiz. Bu maddelerin, yasa TBMM’de Genel Kurul gündemine gelmeden geri çekilmesi için çalışmalar yapacağız ve kamuoyunu bu konuda doğru bilgilendireceğiz.

Kendilerine bir yandaş medya yarattılar ve medyayı kontrolleri altında tutuyorlar. Asıl dezenformasyonu da bu yolla aslında kendileri yapıyor. Sosyal medyada daha özgür bir alan vardı. Muhalif olduğu için gazetelerde çalışmaları engellenen gazeteciler, kendi kurdukları bağımsız sitelerle ve Youtube üzerinden kamuoyuna doğruları aktarmaya çalışıyorlardı. Onları engelleyen bir sistemi şu an Genel Kurul’a dayatıyorlar. Biz bunu engellemeye çalışacağız ama engelleyemedik diyelim, yasa 1 Ocak 2023 itibarıyla yürürlüğe giriyor. Eğer seçim ocaktan itibaren 2-3 ay içinde yapılırsa bu yasayı çok fazla kullanmalarına fırsat olmadan iktidar ellerinden gidecek ve toplumsal muhalefetin yolunu tekrar biz açacağız.

ENGELLENEN KONSERLER VE ETKİNLİKLER

- Son zamanlarda çok fazla konser ve gösteri engellenmeye başlandı. Hatta Isparta’da Melek Mosso’nun konseri “ahlak” gerekçesi ile engellenerek yerine Seda Sayan’ın çıkmasına karar verildi. Bu yasaklar ve baskılar size ne anlatıyor?

Tam bir istibdat yönetimi anlayış. Türkiye’de Cumhuriyet’in 100’üncü yılını doldurduğu dönemde bir istibdat yönetimi ile karşı karşıyayız. Toplumu ayrıştırmak çok tehlikelidir ve bunun çok ağır sonuçları olur. Siyaset yapanlar insanları yaşam biçimleri ile, etnik kökenler ile ayrıştırmak gibi yollara sapmamalıdır. Eğer bu yollara tevessül edilirse, daha önceki örneklere bakarak büyük bedeller ödendiği görülebilir. İnsanların yaşam biçimine müdahale etmemeli, kendilerini doğru ifade etmelerini sağlamalıyız. Kendilerini yaşam inançları doğrultusunda nasıl ifade etmek istiyorlarsa öyle yaşama özgürlüklerini tanımak gerekiyor. Son zamanlarda yapılan bu tip işlerin kesinlikle sistemli hale geldiğini düşünüyoruz. Bir kişinin ya da iki kişinin kendi tercihleri doğrultusunda yaptığı işler olarak görmüyoruz. Sanki toplumda bir korku ve endişe ortamı yaratılmak isteniyor. Bir kaos ortamı yaratılarak toplumun karşı karşıya getirilmesi isteniyor gibi bir algı var, böyle değerlendiriyoruz. Bunun kesinlikle doğru olmadığını düşünüyor ve bu konuda sağduyulu davranmaya çalışıyoruz. Ufacık bir kıvılcımda masum insanlar birbirlerinin hayatını etkileyecek şeyler yapabilirler. Bunun önünü açacak kişilerle ilgili hukukun çok sert yaptırımlar uygulaması ve iktidarın da bu gerilime çok dikkat etmesi gerekiyor.

MİLLETİN SESİ MİTİNGLERİ

- Geçtiğimiz hafta İstanbul’da yapılan Milletin Sesi mitingine yoğun bir katılım oldu ve miting çok ses getirdi. Mitingin adresi Bursa’dan İstanbul’a taşınmıştı, bu bağlamda üçüncü mitingin adresi Bursa mı?

Şu anda kesin değil ancak Bursa’da muhakkak bir miting yapacağız. Genellikle mitinglerimizi görece daha az oy aldığımız alanlarda yapmaya çalışıyoruz. Bursa bizim için çok önemli bir il. Biz Bursa’yı son yerel seçimde kazanabilirdik fakat bazı detaylar yüzünden bu fırsatı kıl payı kaçırdık. Ancak biz Bursa’da oyumuzu çok ciddi bir oranda da artırdığımızı düşünüyoruz. Mitingle ilgili MYK bir karar alacak ve şu an alınmış bir karar yok. İl olarak henüz bir il belirlenmedi ancak önümüzdeki günlerde bir karar alınır ve biz de sizlerle paylaşırız.

GERÇEK GÜNDEM’E MESAJ

- Son olarak okurlarımıza ve bize vermek istediğiniz bir mesaj var mı?

Gerçekten muhalefetin sesini düzgün, doğru ve yansız olarak toplumla paylaşan tüm basın organlarına çok saygı duyuyoruz. Bundan dolayı sizin gibi arkadaşlarımıza ve Gerçek Gündem gibi basın kuruluşlarına çok teşekkür ediyoruz. Bizim için basının hiç kimsenin yandaşı olmaması çok önemli. Basın ancak toplumun ve milletin yandaşı, milletin sesi olabilir. Güçler ayrılığının dördüncü ayağının basının özgürlüğü olduğunu düşünüyoruz. Sosyal alanda da basına getirilecek her türlü sıkıntı ile ilgili biz basının yanındayız. Hatta yandaş medyanın bile kendi haklarının, doğru olan haklarının temini için ve özgürce kullanılabilmesi için özgürce mücadele edeceğiz. Sesimiz olduğunuz için de ayrıca teşekkür ediyorum.

Son anketten AKP'ye kötü haber: Hem Akşener hem Kılıçdaroğlu, Erdoğan'ı geçti! Siyaset Konser yasaklarına ilişkin AKP'den açıklama geldi Siyaset SADAT yöneticisinin 'sandıkta teslim etmeyiz' paylaşımına ilişkin AKP'den ilk açıklama Siyaset Atatürk Havalimanı'nda talan: Kırımını yapan firmaya 12 milyar 374 milyon TL Siyaset