Abdulkadir Selvi: Emekli amirallerin bir hedefinin de bu olduğu anlaşılıyor

Abone ol

Hürriyet yazarı Abdulkadir Selvi, bugünkü köşesinde 104 emekli amiralin Montör bildirisiyle ilgili bir yazı kaleme aldı.

Hürriyet yazarı Abdulkadir Selvi, bugünkü köşe yazısında Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ne ilişkin ortak açıklama yapan 104 emekli amiral ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Selvi, "Peki darbe tehditli bildiriye ne gerek var? Nedir bu demokrasiye parmak sallamak? “Türkiye Cumhuriyeti, tarihte örnekleri olan, bunalımlı ve bekası için en tehlikeli olayları yaşama risk ve tehdidi ile karşılaşabilecektir” tehdidi ne anlama geliyor? Bu dil darbe dilidir" dedi.

Selvi, yazısında şunları kaydetti:

Kenan Evren’in anılarını yeniden okuyorum. Sadece Evren’i değil, darbecilerin anılarını okudukça görüyorum ki, darbeler bir günde olmuyor.
Darbe zemini bir günde hazırlanmıyor. Darbeler bir süreç. Bildirilerle, manşetlerle, açıklamalarla asker kışkırtılıyor. TSK içinde cuntalar oluşturuluyor. Darbe bir saplantı haline getiriliyor. Bakınız 12 Mart’a.

28 ŞUBAT’TA DA DENİZCİLER

104 emekli amiralin darbe imalı bildirisi sizi şaşırtmasın, 28 Şubat’ın fitilini de önce denizciler ateşlemişti. Deniz Kuvvetleri Komutanı Güven Erkaya, Erbakan’ın YAŞ üyelerine verdiği yemekte içki içerek 28 Şubat’ın ilk işaretini vermişti.

EMEKLİ ASKER DARBELERİ

28 Şubat’ın Genelkurmay Başkanı İsmail Karadayı, Sincan’da tankların yürütüldüğünü televizyonlardan öğrenmişti. Cuntacılık budur işte. 27 Mayısçılar ellerini TSK’nın içinden hiç çekmediler. Talat Aydemir ikinci darbe girişimi sırasında emekliydi. 9 Martçılar ise MBK üyesi emekli askerlerdi. Ama darbecilik ruhlarına sindiği için askerin içindekilerle işbirliği yapıp, darbe girişiminde bulunmuşlardı. Emekli amirallerin bir hedefinin de bu olduğu anlaşılıyor.

ÖNCEDEN İRTİCAYDI ŞİMDİ MONTRÖ OLDU

Geçmişte irticayı kılıf yapıyorlardı. Laiklik tehlikede diyorlardı. Emekli amiraller ise Montrö’yü kılıf yapmışlar. Emekli amiraller, Kanal İstanbul gündeme geldiği günden bu yana ekranlarda Montrö’yü savunuyorlar. Meclis Başkanı Mustafa Şentop’un olmayan bir sözü üzerinden tekrar Montrö gündeme geldiğinden beri de emekli oramiraller, ekranlarda Montrö’yü savunuyorlar. Kimse onlara engel oldu mu? Ne söyleyemiyorlardı da darbe tehdidinde bulunma gereği duydular?

DARBE İMASI

Peki darbe tehditli bildiriye ne gerek var? Nedir bu demokrasiye parmak sallamak? “Türkiye Cumhuriyeti, tarihte örnekleri olan, bunalımlı ve bekası için en tehlikeli olayları yaşama risk ve tehdidi ile karşılaşabilecektir” tehdidi ne anlama geliyor? Bu dil darbe dilidir. Bu dil muhtıra dilidir. Bu dilin sahipleri darbe kışkırtıcılığından hesap vermelidir. Çünkü biz bu demokrasiyi bildirilerle kazanmadık. Biz bu demokrasiyi darağaçlarına, tanklara bedel koruduk. 15 Temmuz’da şehitler verme pahasına, tanklara, savaş uçaklarına, bombalara, kurşunlara karşı durduk. Emekli amirallere yem etmeyiz.

DAHA AĞIRI GELİR

Eğer buna müsamaha gösterilirse arkasından daha ağırı gelir. 28 Şubat’ta Başbakan Erbakan’a küfreden Osman Özbek isimli general korundu da ne oldu? Arkasından daha ağır baskılar geldi. Seçilmiş Başbakan istifa etmek zorunda kaldı. Osman Özbek’ten hesap sorulsa, 28 Şubatçılar cesaretlendirilmezdi. O nedenle darbe tehditinde bulunanlara hesap sorulmalı. Yoksa bu iş yol olur.

9 SUBAY OLAYI ENGELLENSE 27 MAYIS OLMAZDI

27 Mayıs’tan önce 9 Subay olayı yaşanmıştı. Cumhurbaşkanı Celal Bayar, “Mesele ciddidir. Bu iş, 9 subayın işi değil. Bütün memlekette ordu içinde cuntalar kök salmıştır. Bunların üzerine ciddiyetle gidin, teşkilatı meydana çıkarın” demişti.

Ama olmadı. 9 subaydan hesap sorulmadı. 9 subayın tamamı da 27 Mayıs’ın lider kadrosunda yer aldı. 9 subaycılar yakalanınca TSK’daki cuntalar çil yavrusu gibi dağılmıştı. Ancak onlar ceza almayıp, bırakılınca TSK’daki cuntalar yeniden faaliyetlerine başladılar. Ta ki 27 Mayıs darbesine kadar.

CUNTA BAĞLANTISI VAR MI?

Şimdi 104 emekli amiralle ilgili soruşturmanın da ciddiyetle yürütülmesi gerekiyor. Bu bildiri bir sinyal olabilir. Asıl önemli olan nokta, bunların TSK içinde de bir bağlantılarının, cuntaların olup olmadığının ortaya çıkarılmasıdır. Çünkü bunların arasında 28 Şubat ve Cumhuriyet mitingleri bağlantılı isimler var. Celal Bayar’ın, “Dokuz subay olayı iyi değerlendirilmiş olsaydı, 27 Mayıs olmazdı” sözü iktidarın kulağına küpe olmalı.

Barış Terkoğlu'ndan 'sarıklı amiral' sorusu: Bir ülke aynı öyküyü sizce kaç kez yaşar? Güncel Abdurrahman Dilipak: Zamanlama ilginç, bir pazar günü ve gece yarısı yayınlanan bir bildiri Güncel İçişleri Bakanlığı'ndan kısıtlama açıklaması Güncel Gezi Parkı'na el koyan Vakıflar Genel Müdürlüğü zeytinliklere göz dikti Güncel