• BIST 106.239
  • Altın 161,321
  • Dolar 3,8713
  • Euro 4,5671
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 3 °C

Ahmet Şahin'den gözaltı sonrası ilk yazı

Ahmet Şahin'den gözaltı sonrası ilk yazı
Zaman gazetesi yazarı Şahin, gözaltına alındığı 14 Aralık operasyonundan sonra ilk yazısını yazdı.

Zaman yazarı Ahmet Şahin, cemaat medyasına yönelik olarak gerçekleştirilen 14 Aralık operasyonunda gözaltına alınmış, ifadesi alındıktan sonra 15 Aralık'ta serbest bırakılmıştı. Şahin, gözaltından sonraki ilk yazısını bugün paylaştı. "Sofradaki helal ise hesabı, haramsa azabı var" başlıklı yazısında Şahin, israfın zararlarını Halife Hz. Ömer'in hayatından kıssalarla anlatırken, yazısını "Düşünün ey basiret sahipleri!" sözleriyle noktaladı.

Şahin, yazısının altına gözaltı sürecine dair ufak bir not da düştü. Şahin, kendisine destek olanlara teşekkür ederken, gözaltında olan diğer isimler için dua ettiğini kaydetti.

İşte Şahin'in bugünkü yazısı:

Sofradaki helal ise hesabı, haramsa azabı var

Önce Halife Hazret-i Ömer Efendimiz’in (ra) tarihe geçen ihtiyaç tespit etme örneğine bakalım, sonra bu örnek üzerinden kendi örneğimizi bulmaya çalışalım.

Uyguladığı adalet anlayışıyla dünyaya örnek olan Halife Hazret-i Ömer’in sofrasına davet ettiği dostu Ahnef bin Kays, şaşırmış halde sorar:

- “Halife iken de mi tek çeşit yemek ya Emir-el Müminin?” der. Cevapta tereddüt yoktur.

– “Elbette ey Ahnef, der. Halife olunca hayata İslami ölçü ile bakmaktan vazgeçeceğimi mi sanıyordun? Bizim örnek aldığımız Allah Resulü (sas) Hazretleri tek çeşit yemekle yaşadı, O’nun halifesi Ebu Bekir de öyle tek çeşitle yaşadı, şimdi ben mi örneğimi değiştireceğim halife oldum diye. Elbette ben de tek çeşitle yaşamayı tercih edeceğim? Sözünü şöyle bağlar büyük insan:

- Ey Ahnef unutma der. Sofradaki helal ise hesabı, haram ise azabı vardır!

Bu tarihi olayı hatırladıkça kendime diyorum ki, ben de ihtiyaçlarımı Halife Hazret-i Ömer Efendimiz’in aldığı ebedi örneğine göre mi tespit ediyorum? Yoksa günümüzdeki lüks ve israf içinde yaşayanlar mı etkili ihtiyaçlarımızı tespitte diye düşünüyorum?

Görünen odur ki, bizde öylesine bir görenek belası başlamış ki, ne geçmişteki mütevazı örneklerimizi düşündürüyor ne de yorganına göre ayak uzatma gereğini hatırlatıyor bize. Varsa da yoksa da bol kazançlı komşuda görülen, ekranda seyredilen, reklamlarda gözlerimizin önüne serilen, ne pahasına olursa olsun alınmalı, israfçı insanlarda bulunanlar bizde de bulunup görülmelidir anlayışı etkili oluyor gibi geliyor bana...

Böylece, ihtiyaç olmayanların dahi zaruri ihtiyaç haline getirildiği bir devrede yaşamaktayız. Sınırsız yeniliklerin her gün kendisini ihtiyaç halinde sergilediği bir vasatta helal parayla, bu yapay ihtiyaçların hepsini de temin etmek kolay olmasa gerektir. Bastıran arzularımızı frenlemez de bunları gerçekten zaruri ihtiyaçlar diye almakta ısrarlı olursak, helal kazançla bunları temin etmek zor olacağından harama girmeyi dahi göze almak söz konusu hale gelmekte, hatta hiç arzu edilmeyen borçlanmalar bile göze alınabilmektedir.

Halbuki biraz düşünsek böylesine hırs duymamıza gerek yoktur. Geçmişe göre bugün şükür gerektirecek nimetlere sahibiz. Hatta sahip olduğumuzun şükrünü edadan da âciziz. Bu aczimizin mahcubiyetini olanca derinliğiyle hissetmeli, ezikliğini de duymalıyız...

- Var mı böylesine bir tefekkür derinliğimiz? Sahip olduğumuz nimetlerin farkına varma şuurumuz? Yoksa hep yeni ihtiyaçlar, yeni masraf kalemleri mi bizi istila ve işgal etmekte...

İşte böyle şükürsüz bir devrenin geleceğine işarette bulunan Efendimiz (sas) Hazretleri, bakın aile fertlerini nasıl ikaz etmiş, nasıl bir üslupla uyarıda bulunmuş, görün.

– Öyle bir zaman gelecek ki, aile reisinin helaki, hanımının ve çocuklarının eliyle olacaktır!.. Sorarlar: - Ya Rasûlellah, hanım kocasının, çocuklarda babalarının helakine sebep olurlar mı?

- Evet, olurlar, diyerek şöyle açıklar o günkü insanların ihtiyaç anlayışını:

– Görenek belasıyla ihtiyaç olmayan şeyleri ihtiyaçtan sayıp mutlaka sahip olma arzusuna kapılırlar. Böylece hanım kocasını, çocuklar da babalarını bu ihtiyaçları almaya zorlarlar. Helal kazançla bunlara gücü yetmeyen aile reisi bu defa harama yönlemeye kendini mecbur hisseder. Böylece aile fertleri aile reislerinin helakine sebep olurlar!

- Ne dersiniz, var mı bu konuda bir kanaat ve tevazu derinliğimiz? Helal dairesi geniştir, harama girmeye gerek yoktur, diyebiliyor muyuz? İhtiyaçlarımızı israflı azınlıklara göre değil de, iktisatlı halk çoğunluğuna göre tespit edebiliyor muyuz? Halife Hazret-i Ömer Efendimiz’in tek çeşit yemekli eşsiz örneklerini de hatırlayarak kendimize geliyor, ‘sofradaki helal ise hesabı, haramsa azabı var’ diyerek de yersiz istek ve arzularımızı durdurmaya çabalıyor muyuz?

- Fatebiru ya ülil ebsar! Düşünün ey basiret sahipleri!

*****

NOT: 15 Aralık günü İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ne ifade vermek üzere gözaltına alındım. İfademi verdikten sonra serbest bırakıldım. Bu süreçte desteğini eksik etmeyen, arayan, ziyaret eden herkese teşekkür ediyorum. Gözaltındaki diğer kardeşlerimin özgürlüğüne kavuşması için dua ediyorum. Kardeşlerim, yeise kapılmayın. Bize düşen duaya devam etmek. Bu günler de Allah’ın izniyle geçecek...

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2017 Gerçek Gündem | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.