• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 5 °C

Ahmet Hakan olay röportajı yorumladı

Ahmet Hakan olay röportajı yorumladıHaberin videosu için tıklayın!
Hürriyet gazetesi yazarı Ahmet Hakan, Yavuz Bingöl ile gerçekleştirdiği röportajın analizini yaptı.

Hürriyet gazetesi yazarı Ahmet Hakan Çarşamba günü Yavuz Bingöl ile bir röportaj gerçekleştirmiş, Bingöl'ün Erdoğan'ın Berkin Elvan'ın annesini yuhalatmasını savunan sözleri büyük tepki toplamıştı. Bunun üzerine Yavuz Bingöl bir açıklama yapmış, Ahmet Hakan'ın sözlerini olduğu gibi yansıtmadığını savunmuştu.

Ahmet Hakan, ertesi gün köşesinde konuşmanın tam metnini ve hurriyet.com.tr sitesinde de ses kaydını yayınlamıştı. 

Hakan, Bugünkü köşesinde de Yavuz Bingöl'ü işledi.

Hakan, Yavuz Bingöl'ün aslında yanlış anlaşıldığını, ancak buna rağmen yaptığı kıyaslamanın kabul edilemez bir hata olduğunu yazdı.

Bingöl'e en büyük tepkilerin, Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık tarafından gerçekleştirilen etkinliklere katılması nedeniyle verildiğini açıklayan Hakan, "Eğer devleti yönetenler, yeni dostlarının "hain, dönek, yalaka" diye yaftalanmasını istemiyorlarsa, cepheleştirme siyasetine son vermeliler" dedi.

İşte Ahmet Hakan'ın yazısından ilgili bölüm:

Bütün yönleriyle Yavuz Bingöl olayı

Yavuz Bingöl, "konuşmak istiyorum" demişti...

Kendisiyle biraz laflayınca...

Neden konuşmak istediğini anladım.

Konuşmak istiyordu, çünkü...

-"Dağılan imajını toparlamak" istiyordu.
-Amacının cepheleşme ortamının sona ermesine katkıda bulunmak olduğunu söylemek istiyordu.

-"Kutuplaşmayı kırmak için Cumhurbaşkanı'yla, Başbakan'la bir araya geliyorum" mesajını vermek istiyordu.

-Hayatın ve siyasetin "siyah" ve "beyaz" olmadığının altını çizmek istiyordu.

-Doğru anlaşılmak istiyordu.

-"Samimiyim, çıkar amacım yok" cümlesini haykırmak istiyordu.

Meramı buydu.

Ancak röportaj sırasında çok vahim bir hata yaptı Yavuz Bingöl.

"Bir siyaset adamına edilmiş iğrenç küfürler" ile "öldürülmüş bir çocuğun annesinin o siyaset adamı tarafından yuhalatılması" arasında bir kıyaslama yaptı.

-Birinin diğerini doğurduğunu söyledi.

-Biri olduğu için diğerinin olabildiğini söyledi.

-Bir kötünün bir başka kötüye yol açtığını söyledi.

Gerçi ikisini de tasvip etmediğini, ikisini de yanlış bulduğunu, ikisinin de kötü olduğunu vurguluyordu ama sorun orada değildi.

Şuradaydı:

-Bu ikisi arasında bir ilişki kuruyordu.

-Bu ikisinden yola çıkarak bir "sebep/sonuç" ilişkisine gidiyordu.

Ama ne oldu?

Sosyal medyada Yavuz Bingöl'ün söyledikleri, sadece şu üç cümleyle özetlendi:

-Erdoğan'a küfürler edildi.
-O da Berkin'in annesini yuhalattı.
-Bu çok insani bir şey...

Oysa röportajda Yavuz Bingöl'ün söylediği ve söylemek istediği tam olarak şuydu:

-Erdoğan'a küfürler edildi. Bu çok yanlıştı.

-O da buna karşılık Berkin'in annesini yuhalattı. Bu da -insani olsa da- çok yanlıştı.

-Erdoğan'ın yaptığını mazur görmüyorum, sadece durum tespiti yapıyorum.
Meramı buydu Yavuz Bingöl'ün.

Bu haliyle de tepkiyi hak ediyordu Yavuz Bingöl. Bu haliyle de söylediği son derece sorunluydu. Bu haliyle de kabul edilemez bir yorum yapmıştı. Bu haliyle de Berkin'in annesini incitmişti.

Ancak söylediklerinin sosyal medyada özetleniş biçimi tepkiyi bine katladı.

Yavuz Bingöl'e yönelik tepkinin bine katlanmasının, bu derece abartılı bir hal almasının tek nedeni sözlerinin sosyal medyada özetleniş biçimi değil.

Yavuz Bingöl'e kızanlar, öfkelenenler, tepki gösterenler aslında onun Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu'nun düzenlediği toplantılara katılmasına kızıyorlar, öfkeleniyorlar, tepki gösteriyorlar.

Düşünebiliyor musunuz?

Memleketin bir sanatçısı, memleketin Cumhurbaşkanı'nın, Başbakanı'nın davetine katılıyor diye... "Yalaka" ilan ediliyor, "hain" ilan ediliyor, büyük bir öfke ve kızgınlığın muhatabı oluyor, tepki çekiyor.

Esas üzerinde durulması gereken mesele budur.

Bu "mesele"nin ortaya çıkmasında en büyük kabahat, iktidarı ellerinde tutanlardadır.

-Cepheleştirmeyi o kadar arttırdılar ki... Düzenledikleri bir davete katılmak bile "tutum almak, taraf olmak, tarafını seçmek" haline geldi.

-Kendilerine en küçük bir eleştiri getirenleri bile yanlarına öylesine yaklaştırmaz oldular ki... Yanlarına yaklaşabilenlerin tümü, "eleştiriden vazgeçmiş, işi yağcılığa vurmuş tipler" olarak algılanmaya başlandı.

-Çeşitli toplum kesimlerini kendilerinden öylesine uzaklaştırdılar ki... O toplum kesimlerinden kendilerine yönelen bireyler, anında yaftalanır oldu.

-"Ya bizdensin ya karşı taraftan" anlayışını öylesine körüklediler ki... Yanlarına yaklaşanlara "Ha, sen demek ki artık onlardan yanasın" denmeye başlandı.

Bu anormal bir durumdur.

Ve bu anomali en çok da Yavuz Bingöl gibi "Amacım kutuplaşmayı sona erdirmek" diyenleri vurmaktadır.

Sözün özü şudur:

Eğer devleti yönetenler, yeni dostlarının "hain, dönek, yalaka" diye yaftalanmasını istemiyorlarsa...
-Cepheleştirme siyasetine son vermeliler.
-Kendilerini eleştirenleri düşman olarak görmemeliler.
-Kendilerini eleştirenlerle de diyalog kurmalılar.
-Ve ülkeyi tez elden normalleştirmeliler.

AHMET HAKAN'IN YAZISININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

Etiketler:
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2017 Gerçek Gündem | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.