15 Nisan 2017

RTE ve adamlarının geleceği yok

+ A -

Paylaş

AKP’ nin referendum sürecinde 5 ayrı araştırma şirketiyle

çalıştığı kamuoyuna duyrulmuştu. Bunlar araştırma şirketinden çok

AKP’ adına algı yönetimi yapan, medyada torpilli biçimde çıkartıldıkları TV’lerde rejimi savunan, RTE’yi parlatmakla görevli adamlar aslında.

Bu kurnaz AKP rejiminden beslenen yandaş şirketler bu defa bocaladılar.

Gerçeği pek fazla gizleyemediler, araştırma sonuçlarını muğlak,

yuvarlak cümlelerle açıklamak zorunda kaldılar.

Kötü haberlerin RTE ve adalmarına yansıması beklendiği gibi oldu.

Saldırgan, kavgacı, tahkir edici, nobran bir dil kullanması biçiminde dışa vurdu.

Düşük profile Başbakanda ona öykünmekten geri durmadı.

Devletin orantısız desteği ile sürdürdükleri propaganda

faaliyetini ‘anayasa paketi’ ve yaptıkları yolsuzluklar dışında dışında

ne varsa konuştular. Demogojiyi “Ey! Kılıçdaroğlu” söylemine indirgediler.

Dillerine pelesenk ettikleri bir başka çirkeflikte meydan meyden,

TV, TV çıkıp bağıra çağıra muhalifleri toptan FETÖ'cü, PKK'lı,

DHKP-C'lii, PYD'li ilan etmek oldu.

Son anda Adil Gür devreye sokuldu.

Başından beri Rejimin anketçileri arasında yer alan,

en çok ihale alan A&G'nin sahibi Adil Gür ‘üzerine düşeni’ yapmasa olmazdı.

Sabah'ın haberine göre Gür'ün anket sonuçları şöyle:

'Evet' yüzde 60.8, 'Hayır' yüzde 39.2.

Daha önce çıktığı TV’lerde, gazetelere yaptığı açıklamalarda

muğlak konuşan, hayırın yüzde 55 olduğunu açıklayan Gür

nedense son anda evetin kazandığını kamuoyuna fısıldıayı verdi.

Bunun bir manipülasyon, bir manevra olduğu açık açık sırıtıyor.

Burada net biçimde iki temel amaç olduğunu düşünüyorum.

Birincisi nasıl olsa “evet kazandı” algısını yerleştirip, bir kısım seçmenin

oy vermeye gitmesini engelemeye yönelik bir kurnazlık olabilir.

İkincisi Adil Gür, referandumda rejimin yapacağı çok büyük hileyi şimdiden yasallaştırmaya yönelik bir girişim olabileceğini akla getiriyor.

Bu olmaz demeyin. RTE ve adamları iktidarlarını kaybetmemek için her şeyi yapabileceklerini dünya alem biliyor. Yaygın olarak ülkenin dört bir yanında sahtekarlıklar, mükerrer oy eklemek, tutanaklar üzerinde kalem oynatmaları

zaten yapıyorlar. Geçen seçimlerde resmi olarak saptanan

40 ilde şaibe yapıldığı unutulmamalıdır.

En büyük sahtekarlık ise merkezi düzeyde yapılabilir.

Bunu anlamak için YSK, SEÇİŞ, OHAL mutlak biçimde kimin

konturolünde sorusunun cevabını vermek yeterli sanırım.

 ‘HİÇ BİR KORKUYA BENZEMEZ HALKI SATANLARIN KORKUSU’

RTE ve adamlarının asıl korkuları halk.

Asıl korku 15 yıldır oyunu aldıkları yoksul AKP ve MHP tabanıdır.

Hayır dipten, sessiz ve dalga, dalga geliyor…

RTE ve adamları 15 yıldır mutlak çoğunlukla,

hiç bir enğele karşılaşmadan yürütükleri iktidarlarını

yasa dışı, otoriter, fiili darbe rejimine dönüştürdüler.

Devleti ele geçirdikleri uzun yıllar boyu ülkenin hiç bir

temel sorununu çözemediler. Beton rantı, vahşi kapitalist yöntemler,

noliberal politikalar, yolsuzluk, macera, içerde dışarda savaş, ahlak çöküntüsü, yoksulluk, kaos, canlı bombalar, katliamlar yıllara, sürece eşlik etti.

AKP rejimi her konuda tıkandı.

Devletin ve devletin garantörlüğü altında olan özel

sektörün dış borçları tarihin rekorunu kırıyor.

Göbekten bağlı oldukları uluslarası finas kuruluşları, emperyalist

odaklar epeydir onlara güvenmiyor bunun için sıkıştırıyorlar.

Ekonomik çıkmaz ülkenin kıredi notunu düşürdü, yatırım yapılamaz

ülkeler katoğorisine kaydırıldı. İşbirlikçi yerli büyük

sermaye de AKP rejiminden korkuyor ve mesafeli.

Bu zehirli ve acı faturanın sonuçlarını Türkiye

önümüzdeki dönemde ağır biçimde yaşıyacak.

Halka iflaslar, yoksullaşma, daha çok vergi, toplumun

ortak mallarının peşkeş çekilmesi olarak geri dönecek.

Rejim iç ve dış borcu artık çeviremiyor.

Cambazlık bir yere kadar.

Sonuçta karşılarına duvar çıkıyor.

Körfez Arap sermaysindende gelen kaynaklarda pek

işe yaramıyor. Enflasyon yukarı doğru tırmanıyor.

Üretim ekonomisi sıfır noktasında.

Işsizlik tırmanıyor, tarım, hayvancılık geriledi.

İthal mallarla durumu idare edemiyorlar.

Arsa rantı, beton severlik ülkeye zarar onalara ise

büyük yarar getiriyor. Kişisel kasaları, kutuları, banka hesapları

kabardıkça kabarıyor. Bütçede biriken milletin varını yoğunu yandaş

mütahitler aracılığıyla taşa, toprağa, betona yatırmanın ülkeye faydası yok.

Yanlışı, yanlışla düzeltmeye çalışmak rejimin temel politikası oldu.

SONUÇ NE OLUSA OLSUN AKP’NİN GELECEĞİ YOK

RTE ve adamları artık yerleşik, çağdaş, demokratik yöntemlerle

iktidarlarını sürdüremiyor. Onun için görece demokrasiyi, en ufak çağdaş kazanımlarımızı ortadan kaldırıyorlar. Mevcut yasaları keyfi biçimde çiğniyor.

Topluma gözdağı vermek, sindirmek için gazetecileri, seçilmiş

politikacıları hapse atıyorlar. Erdoğan ve adamları kırarak, dökerek, ezerek

sürdürdükleri “amok koşusunu” devam ettirmekte karalılar.

Çünki bu cinet halinde durmanın kendileri için ölüm olduğunu düşünüyorlar.

 

 

AKP çantada keklik gördüğü “referandumda” asıl endişesi

eninde sonunda karşısına alacağı kendi tabanıdır.

AKP kaynaklarına yakın yarı resmi sözcüler AKP tabanının

yüzde 9 ile 15’nin hayır oyu vereceğini söyüyor.

MHP tabanının yüzde 70-80’inin hayırcı olduğu öngörülüyor.

HDP bu defa tavrını geçmişten farklı olarak net biçimde hayırdan yana koyuyor.

Bu gün içinde Kürtlerin ağırlıklı olduğu HDP’nin hayır demesi ortak vatan ve

geleceğimiz için önemlidir.

Özetle Türkiyeyi faşizim felaketine götürecek ‘referandumda

durumu fark etmeye başlayan AKP tabanı, MHP tabanı

ve Kürtler sonucu belirleyecektir.

AKP rejiminin, bu yağmacı ve kanlı sürecin kısa sürmesi

halkın gerçek ve militan iradesine, demokratik direnişine bağlı.İlk adımı,

ilk tokadı önümüzdeki refarandum olabilir.