15 Mart 2017

Kapitalizim insana, doğaya düşman

+ A -

Paylaş

14 Mart 1883 günü, öğleden sonra saat üçü çeyrek geçe,

yaşayan en büyük düşünür Londırada henüz 65

yaşında bu dünyaya veda etti.

Ama onun düşünceleri, ön görüleri 180 yıldır

insanlık aleminin yolunu aydınlatıyor.

Karl Marx, insanlık tarihinin şimdiye kadar yetiştirdiği

büyük düşünürlerin doruğunda oturuyor.

O yalnız filozof, tarihçi, iktisatçı ve sosyal kuramcı değildi.

Aynı zamanda büyük bir devrimci, eylem adamıydı.

“Filozoflar dünyayı yalnızca yorumlamışlardır oysa

sorun onu değiştirmektir” diyen Marx kadar hiç bir

düşünür insanlık tarihini,

dünyayı bu kadar etkileyip değiştirmedi.

Marksın düşünceleri derin insani idealere,

kılasik Alman felsefesin, Kılasik İngiliz ekonomi politğinin,

Fıransız devrimci geleneklerinin liğme liğme çözümlenmesine

tüm bunların üstünde şekilenen, her aşamada somut durumun, somut tahliline dayanan bir dünya görüşüdür.

Markx’ın düşüncelerini bilmeden, incelemeden,

dikkate almadan bilim, kültür, edebiyat dahil, ciddiye

alınır hiç bir iş yapılamayacağını söylemek hiç de abartma olmaz.

Markx’ın yeminli karşıtları bile onu incelemek, dikkate almak

zorunda olduklarını artık yüksek sesle ifade ediyorlar.

KARL MARX’IN DÜŞÜNCELERİ YAŞIYOR

Ölümünün 134’üncü yılında Marksist bir bakış açısıyla onun

en çok üstünde çalışma yaptığı kapitalizim ile ilgili

özet bir değerlendirme yaparak büyük ustayı anmak istiyorum.

 

Kapitalizm, bizzat yarattığı sorun ve çelişkiler üzerinden

giderek tarihsel olarak meşruiyetini yitiriyor.

Önce mülkiyeti kutsadı, ama süreçte aynı kapitalizm toplumun

ezici çoğunluğunu mülksüzleştirdi.

Üretimin toplumsak niteliği ile üretim araçlarının özel

mülkiyeti, yani üretici güçler ile üretim ilişkileri arasındaki çelişkilerin derinleşmesi üretimin toplumsal niteliğinin bozulmasıa neden oldu.

Kapitalizm, önce ekonomik çalışmayı araç olmaktan

çıkarıp amaç haline getirerek kutsallaştırdı. İnsanı,

özelde de ücretli emeği çalışmanın kölesi haline getirdi.

Ancak çok geçmeden üretimde teknolojik girdilerin

büyümesiyle orantılı ücretli emek “çalışma” hakkından mahrum kıldı, işsizlik yoksulluk kapitalizmin doğal bir sonucuna dönüştü.

Kapitalizm, teknolojiyi, sanayiden tarıma, ulaşımdan

iletişime geniş alanda bir avuç egemen sınıfın hizmetine sundu.

İşçi-emekçi sınıflara, ancak burjuvaziye sömürü ve kâr alanı açmasıyla orantılı olarak teknolojiyi kullanma hakkı veriliyor.

KAPİTALİZİM İNSANLIĞIN SORUNLARINI ÇÖZEMİYOR

Kapitalizm, insanın ruhsal, bedensel, zihinsel arzu

ve ihtiyaçlarını kâr hırsı ve piyasanın kuşatması altına alıyor.

İnsana ait her şey metalaştırılıyor, toplumsal

olan ticarileştiriyor. Kapitalizm, insanı üretim-tüketim,

kâr ve sömürünün nesnesi haline getirerek ruhsal

ve zihinsel dünyasını sakatlıyor.

Kapitalizm ile karşılıklı birbirini besleyerek doğan ulus

devlet, sermayenin bekçiliğini üstlenerek gümrük

duvarları arkasında ulusal sermayenin büyümesini

sağladı, ama sermaye ile ulus devlet de

giderek yol ayrımına geldi.

Çünkü küresel ekonomik, siyasal, kültürel girdilerin

basıncı altına girmesiyle paralel ulus devletin

bünyesindeki uluslararası alan büyüyor.

Bu süreçlerin toplamında emek-sermaye çelişkisi dünya

çapında derinleşiyor ve insan ile kapitalizm, doğa ile

kapitalizm arasında büyüyen çelişkiyle de gittikçe örtüşüyor.

Kapitalizmin insan ve doğayla büyüyen çelişkisinin

emek-sermaye çelişkisinden beslenerek gelişmesi,

anti-kapitalist mücadeleyi, ücretli emek gücünün yanı sıra

egemen sınıflar hariç tüm insanlığın sorunu haline dönüştürüyor.

Bizim gibi gecikmiş, orta düzeyde gelişmiş kapitalist

ülkelerde çoğu kere ulus devletler, işbirlikçi burjuvazi

emperyalizmin de desteğiyle bazan ırkçı, bazan, dinci egemenlerin sultası altında henüz diktatörlüklerden kurtulamıyor.

KAPİTALİZİM DÜNYAYI TÜKETİYOR

 Kapitalizm Doğa ve Çevreyi Yok Oluşa Sürüklüyor

Küremiz iç ve dış dengeleriyle evrimi olan canlı bir

organizma gibi hareket eder. Kapitalizmin yerkürenin

evrimine düşmanca iradi müdahalesi, son yıllarda

artan oranda doğanın ekolojik dengesini bozuyor.

Yerküremiz kendi evrimini yaşamak yerine artan bir yoğunlukla kapitalizmin tahrip edici müdahalesine maruz kalıyor.

Teknolojik gelişmeyle insanın, doğa yasaları karşısında ele geçirdiği üstünlüğün de bir sınırı olduğunun farkında olmadan ya da sınırı hiçe

sayarak doğa ve çevreye düşmanca davranışının bedelini aynı doğa, insanlığa ağır ödetecektir.

Ödetmeye başladı bile.

Ekolojik dengenin bozulmasının temelinde daha

fazla kâr, sömürü ve özel mülkiyet edinme hırsıyla

davranan kapitalistlerin doğayı katletmesi bulunuyor.

Üretim ve tüketimde sera etkisi yapan gaz salınımının

tüm uyarılara karşın hızla artması yüzünden küremizin

ortalama sıcaklığı 2 derece yükselmiş durumdadır.

Uzmanlar, okyanusların ısınmasını ve Grönland’daki

buz tabakası başta olmak üzere buzulların erimesini

savunma refleksiyle ciddi tepkiler vermektedir.

Orman yangınlarının, sıcak hava dalgalarının ortalığı

kavurması; tarımsal haşerelerin, ani sellerin ve kıtlık

barındıran kuraklıkların meydana gelmesi; kıyı

kentlerinin su altında kalma tehlikesinin büyümesi;

milyarlarca insanı bekleyen susuzluk tehlikesi…

Bunlar karşı karşıya olduğumuz büyük felaketlerin

bazılarıdır. İnsanlık doğanın tepkisini ciddiye alıp gerekli

adımları atmazsa, her şeyi silip süpürecek olan

doğanın karşı saldırısıyla yüzleşmesi kaçınılmaz olacaktır.

Özetle kapitalizim, onun emperyalist, vahşi politikaları

Insana, insani değerlere, doğaya, dünyaya düşmandır.