Gürbüz Evren

Gürbüz Evren

12 Ağustos 2018

Biz CHP’liler ancak birbirimizi yeneriz

+ A -

Paylaş

Hezimet yaşanan her seçim sonrasında olduğu gibi CHP’de ortalık yine toz duman.

Kemalciler, seçim sonuçlarını başarılı gösterecek türden analizler yaptılar.

Muharremciler, yenilginin ortaya çıkardığı acı gerçekleri sıraladılar.

Tam 16 yıldır “AKP’yi yenemeyen biz CHP’liler, hiç olmazsa birbirimizi yenerek rahatlayalım” görüntüsü vererek ayağa kalktık.

Bölünerek ve kamplaşarak, facebook, twitter üzerinden, yetmedi her türden medya aracılığı ile birbirimize resmen daldık.

Olmasaydı şaşıracağımız “Olağanüstü Kurultay” çağrıları bir kez daha yapıldı.

Bazı delegelerin başlattığı kampanya ile Kurultay için toplanan imzalar Genel Merkez’e teslim edildi.

Şimdi de, imza sayısı kavgası başladı.

Hepimiz biliyoruz ki, 600 değil 900 imza da olsa sonuç değişmezdi.

Başta Çankaya olmak üzere kontrolündeki belediyelerde iş olanaklarını sunarsın, olur biter.

Gerçek şu ki, “CHP’de mühür kimdeyse padişah odur.”

Merak etmeyin, imza kavgası 2019’daki yerel seçimlere kadar sürmez.

Çünkü seçim süreci yaklaştıkça, biz CHP’lilerin en çok sevdiği dizi başlayacak, böylelikle de diğer işler unutulacak.

Belediye başkanlığı ve belediye meclis üyeliği (İmar Komisyonu üyeliği de tadından yenmez) için her türlü ayak oyunu ve dümen dönecek.

Çevresine toplayacağı birkaç kişi ile kendisini bulunmaz Hint kumaşı ilan ettirecek aday adayları ortalıkta dolaşacak.

Genel Merkez kapıları aşındırılacak ve Genel Başkan Yardımcılarının odalarının önü, lacileri çekmiş, İtalyan tarzı bağlanmış kravat takmışların, saçlarını, makyajını yaptırmışların, yüzlerine taktıkları gülücük maskeleriyle toplanacağı yerler haline dönüşecek.

Kimi aday adayları, hemşeri gruplarını devreye sokarak, onları heyetler halinde Genel Merkez’e gönderip, “Murtaza olmazsa seçimi kazanamayız” palavralarını sıktıracaklar.

Bazıları da hızını alamayarak, Kemal abimin Çukurambar’daki evinin girişindeki geniş boşluğa postu serip, onun giriş çıkışı sırasında ortaya çıkıp, “Aaaaa Sayın Genel Başkanım, ne büyük rastlantı böyle, benim akrabalar da burada oturuyor” diyerek doğrudan lafa dalacak.

Özellikle de, CHP için kazanılması garanti yerlere ve turizm beldelerine yerleşmiş bazı leş kargası uyanıklar da, kendilerini Genel Merkez’e pazarlayacak tipleri doldurup doldurup Ankara’ya salacaklar.

Emekliliği almaktan başka bir başarı kazanamamış, siyasete girip, yerleştiği beldede sosyal statü sahibi olma peşindeki bu kifayetsiz pazarlamacılar da, kraldan çok kralcı kesilip, yerel halkı üzecek, kızdıracak ve de CHP’yi oy kaybına uğratacak potları her yerde ve her konuştukça kıracaklar.

Kimileri, “Haydi dostlar öz yönetim” kuralım entelliğini yapacak, kimileri de “Gelin dostlar birlikte yönetelim” dantelliği ile birkaç köylünün, yaşlının elini sıktığı fotoğrafları facebook’ta, halkı kucaklayan siyasetçi pozlarında paylaşacak.

Kifayetsiz yardakçıları, taraftarları ve âşıkları da, bu zavallıların paylaşımlarının altına, “Harikasınız. Mücadelenize hayranım. Parti sadece sizinle kazanır” türünden lafları yağdanlıklarından akıtacaklar.

AKP’yi yenmeyen biz CHP’liler, birbirimizin ayağını kaydırarak, birbirimizi tüketerek, kendimize yalanlar söyleyerek, garanti bölgelerde yerel iktidar olmanın derdine düşeceğiz.

Birileri de, aday adayı sürecini yani birbirini bitirme gayretini, “CHP’de demokratik yarış var” kuyruklu yalanıyla gizlemeye çalışacak.

Kim ne yaparsa yapsın, ne derse desin, üyesi olduğum acıların, kavgaların, yenilgilerin partisi CHP, büyük bir hezimete doğru koşar adım gidiyor.

CHP’nin, yüzde 50’lier, 60’larla kazandığı yerlerde sorun yaşanacak, ama az farkla alınmış belediyelerin kaybedildiğini üzülerek göreceğiz.

Bizi, yüzde 15’lerde bir yerlere mahkûm edeceklerin ise hezimeti başarı göstermenin yolunu şimdiden bulma çalışmalarına başladıklarından emin olabilirsiniz.

Bu arada, CHP’nin üstün birikimli ve başarılı yöneticileri, son seçimlerin analizleri üzerine çalışıyor, oy geçişlerini, artışlarını, seçmen davranışlarını belirliyorlarmış.

Allah aşkına bırakın bu “Dostlar alış verişte görsün” türünden bilimsel takıldığınızı sandığınız analizleri.

Her şey açık saçık ortadayken, Genel Merkezin konforlu odalarındaki geniş masalara kurulup, bilgisayarların başında oyun oynuyor gibi rakamlarla vakit geçirerek, kendinizi tatmin etmenin ne gereği var ki?

Bizlerden daha bilgili, üstün yetenekli sayın büyüklerim, başarı kazanılamadığı binlerce kez görülmesine rağmen tekrar tekrar ısrar edilen yöntemlerin kullanıldığı sözde çalışma anlayışı ve bunu yapanların egemen olduğu örgüt modeli terk edilmedikçe sonumuzun hep hüsran olacağını siz de adınız gibi biliyorsunuz.

Lütfen unutmayın, Genel Başkanlar ile adamları bir şekilde gelir, ve zor da olsa günün birinde gider.

Ama partinin iktidara giden yolunu açacak olan “Ben değil biz” diyebilen “Ben değil partim iktidar olsun” diyebilen sağlam, samimi partililerden kurulu örgüttür.

Böylesi bir örgüt de, “CHP için Yeni Örgüt ve Çalışma Modeli” projesi ile kurulabilir.

Bu projeyi siz duymaktan, ben yazmaktan yoruldum, CHP’nin üstün vasıflı yöneticileri ise bir üç maymunu oynamaktan usanmadı (Aslında bu proje uygulanırsa önce kendilerinin tasfiye olacağını bildikleri için görmez, duymaz, konuşmaz oluyorlar).

Neyse takmayın siz bu projeye.

Çünkü proje “Zor bölgelerde çalışmak, koşturmak, halkı ikna etmek, kendine değil partiye emek vermek, hak ederek görevlere gelmek” gibi zor işleri içeriyor.

Çankaya, Karşıyaka, Kadıköy, Beşiktaş, Bakırköy, Datça vb. garanti yerlerde caka satmak, buralarda en kahraman CHP’li rolünü oynamak varken niye yorulalım ki…

Yenelim birbirimizi, olsun bitsin.

Unutmadan yazayım, “Çankaya, Karşıyaka, Kadıköy, Beşiktaş, Bakırköy, Datça vb. garanti yerlerde kazanmak kolay” sözünü yıllardır yazılarımda tekrarlayarak, partililerin konuşmalarında yer etmesini sağlamak bile bir başarıdır.

Son sözüm, sadece bu yazıyı okuyan, daha öncekilerden haberdar olmayan, gerçeklerden rahatsızlık duyanlara: “Doğruyu söyleyene, sadece laf üretmeyip, öneri ve proje üretene, yani benim gibilere saldırın, sövün ve 9 köyden de kovun. Ama 10. Köyü bulacağımızdan kuşkunuz olmasın.”

Ayrıca “Dolar, Euro önlemez yükselişte, altın rekorlar kırıyor, AKP de bitiyor” diyerek, kendimizi kandırmayalım.

İktidar olmanın yolu bunlardan değil halka, özellikle de AKP’nin etkisindeki geniş kitlelere gidebilen ve onları ikna edebilen örgütleri kurmaktan geçiyor.