Gürbüz Evren

Gürbüz Evren

17 Mart 2017

AB, Almanya, Hollanda ‘EVET’ İçin Çalışıyor

+ A -

Paylaş

Avrupa Birliği’nin birkaç ülkesi hariç ezici çoğunluğu Türkiye’yi istemiyor.

Biz bu gerçeği sadece bugün değil çok uzun yıllar önce de söylüyorduk.

Üniversite eğitimimi yaptığım, staj, çalışma, araştırma amaçlı uzun yıllar yaşadığım Avrupa’nın önde gelen ülkelerinde, bitmez tükenmez bir Türkiye karşıtlığına bizzat şahit olduğum için bunu rahatlıkla söylüyorum.

Hangi dünya görüşünden olursanız olun, Avrupalının Türkiye hakkındaki önyargılarını kırmanız zor.

Bunu en samimi, Fransız, İsviçreli, Belçikalı, Alman, İtalyan, Hollandalı, Danimarkalı, Avusturyalı arkadaşlarımda gördüm, yaşadım.

Bu işin AKP’li ya da CHP’li olmakla, kılık kıyafetinizle, eğitim ya da işinizle hiçbir ilişkisi yok.

Türkiye kökenli olmanız açıktan ya da gizliden tepki görmeniz için yeterlidir.

Söz konusu tepkiler ise Avrupa ülkelerinde ekonomik kriz, sığınmacı akını ve IŞİD terörü ile birlikte tavan yaptı.

İddia ediyorum, Türkiye’deki demokrasi Avrupalıların umurunda değildir.

Bakmayın yayınlanan insan hakları, ifade, basın özgürlüğü, hak hukuk konularındaki raporlara, yapılan açıklamalara, uyarılara.

Ülkemiz insanın yaşadığı sıkıntılar Avrupalıları zerre kadar ilgilendirmez.

Onların derdi, bir hata yaparak başlattıkları Avrupa Birliği- Türkiye ilişkilerini tamamen bitirerek, başka bir ilişki biçimi kurmak.

Bitirmek istiyorlar çünkü vizesiz seyahat hakkı geldi kapıya dayandı.

Bu konuda üretecekleri bahane kalmadı.

Tam üyelik süreci artık daha fazla uzayamaz, çünkü daha dün bağımsız olan ülkeleri aldılar, Türkiye’ye bahane üretmekle konu kapanmıyor.

Burada hemen hatırlatalım, AKP iktidarının Avrupa Birliği’ne üyelik konusunda samimi olmadığını, bu projeyi bir süre kullandığını bilmeyen yok.

İşte bu durumda yapılması gereken Türkiye’deki referandumdan Evet’in çıkmasını sağlamak.

Avrupa Birliği, referandumdan Evet çıkmasını istiyor, çünkü Başkanlık Sistemine geçen Türkiye’de olabilecek olumsuzlukları öngörüyor.

15 Temmuz Fetöcü darbe girişiminin ardından zaten yarım yamalak giden demokrasinin iyice topalladığını gören Avrupalılar, Başkanlık sistemi ile birlikte varılacak noktadan hareketle, “Böyle bir Türkiye ile müzakere olmaz, üyelik düşünülemez, ilişkiler sürdürülemez” bahanesini yakalayacaklarının bilinciyle hareket ediyorlar.

Avrupalılar Evet için çalışıyor, çünkü Başbakan ve Meclisin olmadığı sistemde tek adamı kolay ikna edebileceklerini, bileğini bükebileceklerini, istediklerini yaptırabileceklerini hesaplıyorlar.

Örnek vermek gerekirse, ABD’nin 2003’teki Irak işgali öncesindeki 1 Mart tezkeresini hatırlayınız.

Başbakan ve AKP Hükümetinin evet dediği tezkere, Meclis’e geldiğinde Hayır çıkmıştı.

Şimdi, ne başbakan olacak ne de Meclis.

İşte bu yüzden ABD ve AB Referandumda Evet için çalışıyor.

Avrupalılar, “Engellenen, konuşturulmayan, mağdur edilen AKP iktidarı Bakanları” imajının hem Avrupa’da hem de Türkiye’de ‘Evet’e hizmet ettiğini bilmeyecek kadar salak mı?

Kısacası Avrupalılar ne kadar iptal ve engelleme getirirse AKP’de o kadar sertleşip, kafa tutup, kahramanları oynuyor ve demokrasi şampiyonu oluyor.

Son 15 yıldır, her seçim ve referandumda mağduriyetten yararlanan AKP’ye bu kez de Avrupalılar mağduru oynama şansını veriyor.

Bu tezimizi, 10 Mart Cuma akşamı, 21.30’da, Kanal B’de hazırlayıp sunduğum Bekleme Odası programında emekli büyükelçi Sayın Osman Korutürk ile konuştuk.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da, bu tezi 4 gün sonra 14 Mart’ta, Grup Toplantısında dile getirdi.

Hemen hatırlatalım, Hollanda ve Almanya ile yaşanan yüksek tansiyonu besleyen nedenlerden biri de, bu 2 ülkenin, Türkiye’nin tüm uyarılarını rağmen Fetöcü darbecilere kucak açmasıdır.

Okuyanlar bilir, Almanya ile gerilim başladığında Hollanda ile daha beteri yaşanacak ve her 2 ülkenin büyükelçileri ise olaylar başlamadan önce kendi başkentlerine dönecek demiştik.

O gün, amma da atıyorsun diyenlere bunları hatırlatmak istedim.

Bu arada, 3 arkadaşımla birlikte her hafta yaptığımız referandum anketindeki son durumu da vereyim: Evet ve Hayır, yüzde 49’a yüzde 51 oranında bir o tarafa bir bu tarafa geçiyor.