Beşir Doster

Beşir Doster

17 Temmuz 2018

Kel göründü

+ A -

Paylaş

24 Haziran 2018 genel seçimlerinden sonra, Olağanüstü Hal (OHAL) olağan hale dönüşmüş, Kanun Hükmündeki Kararnameler (KHK), “kanun hükmündeki direktifler haline” gelmiş, getirilmiştir. Parlamento devre dışı bırakılmış, parlamenterlerin sesi kısılmıştır. Şimdi parlamentoda sadece çok parti var, o kadar.

Yeni yönetimde başbakan yok artık. Yeni yönetim 16 bakan, 9 kurul, 4 ofis tarafından yürütülecek. Kuruluş yasaları, görev, yetki ve sorumlulukları, bütçesi, kadrosu belirsiz bir yığın kuruluşlar, daireler…

Bakanlıkların olduğu gibi, kurumların da, ofislerin de doğrudan ve dolaylı olarak başı, yetkilisi, amiri cumhurbaşkanı.

Yeni yeni kararnamelerle Yüksek Askeri Şura, Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü, Devlet Tiyatroları kaldırıldı mı, cumhurbaşkanına mı bağlandı, belli değil. Bilim ve teknolojiden güvenlik ve dış politikaya, kültür ve sanattan sağlık ve gıdaya, diyanet işlerinden üniversitelere ve yargı kurumlarına kadar devleti, tek bir adamın direktifleriyle yürütülecek.

Bugün ülkemizde otobüs durağında, market kuyruğunda, toplu taşıma araçlarında, örneğin otobüslerde, minibüslerde yandaş bir “kulak misafirinin” iftirasıyla mahkemelerde süründürüleceği, hapse atılacağı endişesini taşıyan milyonlarca yurttaş var. İktidara karşı olan herkes, nereden geleceği belli olmayan bir suçlamayla karşılaşabileceğinin takıntısını yaşıyor. Terör ilişkisi, FETÖ ilintisi, cumhurbaşkanına hakaret; sorgulama, yargılama ve tutuklamaların günümüzde en geçerli nedenleri artık. Hapishanelerde gazeteciler, akademisyenler, milletvekilleri var. Yetmez mi? Son KHK ile 19 bin kişinin işine son verildi, asker – sivil. Ayrıca gazeteler kapatıldı, ekranlar karartıldı.

Ülkemiz bugün, dünden daha çaresiz; dünden daha yoksul; dünden daha verimsiz. Yurttaş gülmeyi unuttu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 16 yıllık kesintisiz iktidarında geçmişte bir tarım ülkesi olan Türkiye, şimdi dışarıdan saman, soğan, patates alıyor. Yine geçmişte komşularına canlı hayvan ihraç eden Türkiye, şimdi komşularından kıyma, kelle, paça ithal ediyor. Dünyadaki 196 ülkenin 193 tanesinden her çeşit mal ithal ediyoruz. Dış siyasetimiz tıkanmış, uygar ülkelerden kopmuşuz, uzaklaşmışız. Bölge ülkelerinde ikinci plandayız.

Peki, şimdi birlikte düşünelim. Cumhurbaşkanı Erdoğan bu 16 yıllık kayıtsız, şartsız ve kesintisiz iktidarında neyi istedi de yapamadı ki, 24 Haziran genel seçimlerinden sonra partili cumhurbaşkanı ve başkanlık sistemine geçtik? Yoksa bu yeni rejim, çaresizliğin çaresi olarak bir çırpınışın göstergesi mi? Güle güle kullanın…

24 Haziran genel seçimlerinden önce meydanlarda konuştular, balkonlarda konuştular, salonlarda konuştular. Hınca hınç doldurduk o mekânları. Kimimiz alkışladı coşkuyla, kimimiz slogan attı haykırarak, kimimiz rengârenk balonlar uçurdu havaya. Aradan 10 gün geçti. Temmuz ayının ilk günleri geldi. Meydanlar bomboş. Balkonlar kapalı. Salonlar kilitli. Orta yerde sadece balonlar var, patlamış ve de rengârenk.