• BIST 107.202
  • Altın 145,447
  • Dolar 3,5161
  • Euro 4,1312
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 17 °C

TMMOB'dan madenler için net uyarı

TMMOB'dan madenler için net uyarı
TMMOB yönetim kurulu üyesi Mehmet Torun, madenlerde yaşanan iş cinayetlerine ilişkin daha önce hazırladıkları raporlara dikkat çekti.

Durmuş SEVİNDİK / ZONGULDAK, (DHA) - TÜRK Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Torun, 2008 ve 2010'da Cumhurbaşkanından ilgili bakanlara kadar geçmiş dönemlerde yaşanan kazalar ve olasılıklar üzerinden yola çıkarak tespit edilen önlemlerin alınması konusunda uyarıldığını belirterek, "Bu rapordan sonra Karadon, Soma ve Ermenek gibi çok riskli dediğimiz yerlerde bunlar yaşanmış. Büyük bir ihtimalle tozlu raflarda kalmış" dedi.

TMMOB Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Torun, 4 Aralık Dünya Madenciler Günü etkinlikleri kapsamında Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şubesinde düzenlenen 'İş Kazalarının İş Sağlığı ve Güvenliği ve Hukuksal Yönden Değerlendirilmesi' konulu söyleşide yaptığı konuşmasında, Soma faciasının eski imalatta biriken, kontrol dışında olan gaz birikiminin ocağı ya patlatma yapılıp topuğun zayıf kalması ya da delinmesi şeklinde o gazın ocağı dolması sonucu meydana geldiğini söyledi.

OCAK PAZAR YERİ GİBİ

Olaydan 7-8 saat sonra yapılan ölçüm değerlerinde yoğun bir gazın ocağın tamamını hızlı bir şekilde doldurduğunu ve 301 maden emekçisinin de bu gaza maruz kalarak yaşamını kaybettiğini belirten Torun, şöyle dedi: "İşçilerimiz ocaktan çıkarılırken muhtemelen çoğu ölmüştü zaten. Ama sanki yaralıymış gibi 'infial olmasın' diye çıkarılan insanlar ilginçtir; oksijen maskesinin hortumu açıktı. Onu bile takmaya gerek olmadan yaralıymış gibi çıkarıldı. Soma da organizasyonda çok ciddi hatalar gördük. Yeraltı kömür işletmeleri başta olmak üzere tüm yeraltı madenlerinde kurtarma operasyonu özel birikim ve deneyim gerektiren ekiplerle yapılır. Tahlisiye ekipleri dediğimiz ekiplerce yapılır. Burada ilk müdahaleyi büyükşehir belediyesinin itfaiyesi, AKUT, AFAD ve sivil birimlerce yapılmış. Olaydan 14 saat sonra Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Tahlisiye ekibi ocağa girememişti. İtfaiye ekibi girmiş, havayı ters çevirmişler, ama hava kapıları kapanması gerekirken açılmış. Açık olanlar kapatılmış. Bir başıboşluluk var. Ağabeyi, babası, kardeşi, onu kurtarmaya ocağa giriyor. Pazaryeri gibi."

FACİANIN SORUMLUSU ÜLKEYİ YÖNETENLERDİR

Soma'daki facianın kesin nedenin üretim zorlamasından kaynaklandığını ileri süren Torun, şunları söyledi: "301 kişi öldüğünde herkes günah keçisi aradı. 40 maden mühendisi Soma davasından yargılanıyor, 4 maden mühendisi de Ermenek davasından yargılanıyor. Asıl sorumlular bu ülkeyi yönetenlerdir, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Türkiye Kömür İşletmeleri Genel Müdürlüğüdür."

ÖNLEM ALINSIN DİYE UYARDIK

Torun, oda olarak 2008 ve 2010'da iki ayrı rapor hazırladıklarını açıklayarak, şöyle devam etti: "Bu raporlardan bir tanesi Soma. Soma'da bir kaza olursa 100'lü ölümler olacağının bir tespiti. Buradaki verilerimizde geçmiş dönemlerde yaşanan kazalar ve olasılıklar üzerine yola çıkılmıştı. Diğeri de Türkiye'deki yeraltı yöntemi ile çalışan işletmelerdeki riskleri içeren bir haritaydı. 2010'da Cumhurbaşkanlığına, tüm siyasi partilere, meclis başkanlığına ve ilgili bakanlıklara verilmişti. Odamız kayıtlarında halen mevcuttur. 9 bölgeye ayırdık kömür ocaklarını ve yeraltı kömür işletme yöntemiyle üretim yapılan yerleri. Bunun 7'sini çok riskli olarak belirledik. Zonguldak Karadon, Soma ve Ermenek kazaları bu raporların verilmesinden sonra oldu. Çok riskli olanları 'patlama, yangın, göçük, boğulma, zehirlenme olabilir' demişiz. Bunların sonucu olarak da 'birden çok ölü birden çok yaralanma yaşanabilir' demişiz. 2010'da bunlara göre önlem alın demişiz ve önlemleri de belirlemişiz. Bu raporlardan sonra Karadon'da yangın, Dursunbey'de göçük, Soma'da zehirlenme olmuş. Çok riskli dediğimiz yerlerde bunlar yaşanmış. Büyük bir ihtimalle tozlu raflarda kalmış, ancak Soma kazasından sonra tekrar gündeme gelmiş."

BU FACİA YASANIN YETERSİZLİĞİNİN KANITI OLMUŞTUR

Oda olarak yaptıkları tespite göre Soma'daki maden ocağının yılda 1 milyon 500 bin ton kömür üretimi yapılmış ocak olduğunu vurgulayan Mehmet Torun, "Kazanın olduğu yıl bu ocakta 3 milyon 500 bin ton kömür üretilmiş. Yani iki katından daha fazla. Ama bunun karşılığında da ciddi bir fiziki iyileştirme yapılmamış. 800 kişiyle 1 milyon 500 bin tona planlanan ocak, 3 bin kişiyle 3 milyon 500 bin ton üretim yapılacak sonuca getirilmiş. 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun, işçi ölümlerinin ve meslek hastalıklarının önlenmesinde tek başına yeterli olmadığı bu faciayla bir kez daha açığa çıkmıştır. Bu facia fiili olarak yasanın yetersizliğinin kanıtı olmuştur. Karaman'ın Ermenek ilçesinde meydana gelen su baskını Soma faciasıyla benzerlik gösteriyor. Bu iki kaza arasında benzerlikler var. Kazanın mekanizması hemen hemen aynıdır. Burada da su baskını sonucu 18 kişi yaşamını yitirmiştir. Ermenek'te yaşanan kazanın, Soma kazasıyla benzerliği ikisinde de eski imalat var. Birinde yangından dolayı gaz, diğerinde ise su birikiyor. İki olayda da benzerlik budur" dedi.

BÖLGEDEKİ MADENCİLİĞİN 'HAVZA MADENCİLİĞİ' MODELİ OLARAK BENİMSENMELİ

Denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi, üretim baskısının kaldırılması, zayıflatılması gerektiğini vurgulayan Torun, sözlerini şöyle tamamladı: "Öte yandan ocaklarda kiralama sisteminin getirdiği ihale baskısı da işverenin koruyucu önlemleri almasını olumsuz yönde etkilemektedir. Kısa dönemli ihaleler, uzun verimli koruyucu yatırım yapmayı önlemektedir. Bu amaçla bir bölgedeki madenciliğin tek elden yönetilmesi anlamına gelen 'havza madenciliği' model olarak benimsenmelidir. İş güvenliği denetimlerinde ve kaza incelemelerinde yerel değerlendirme komiteleri ve meslek örgütleri de yer almalıdır. Soma faciası ile ilgili olarak çok sektörlü bağımsız denetçilerden oluşan bir izleme komitesi kurulmalıdır. Yalnızca bölgede değil yurt genelinde ruhsatsız madenlerin çalışması ivedilikle ve koşulsuz olarak önlenmelidir. Soma faciasının ana nedenlerinden biri, sermaye birikim modelinin ucuz işçilik ve emek sömürüsü üzerine kurulmasıdır. Bilgi ve teknoloji üretemeyen sistem, dünya piyasalarıyla rekabet edebilmenin en kolay yolu olarak ucuz ve güvencesiz emek üzerinden üretim yaptırmayı model olarak benimsemiştir. Türkiye'de uygulanan ekonomik sistemin sermaye birikim koşullarına ve madencilik sektörünün özgün yapısına bakıldığında yapısal olarak 'kaza' üreten bir sistem ortaya çıkmaktadır."

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2017 Gerçek Gündem | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.