• BIST 96.400
  • Altın 144,302
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,0009
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 9 °C

Tayyip Erdoğan’ın gördüğü gerçek…

Barış Yarkadaş

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2001 yılında üç arkadaşıyla kurduğu AKP’nin, artık söyleyecek sözünün kalmadığını ve enerjisinin tükendiğini görüyor. Bu yüzden, YSK’nın hiçbir meşruiyet taşımayan “referandum sonuçları’’nı açıklayacağı ve partisinin başına döneceği günü iple çekiyor. Erdoğan, YSK’nın sonuçları açıklamasının hemen ardından, AKP’ye üye olacak ve kendisi için ayrılan sekizinci kattaki odasına yerleşecek. Böylece, Türkiye, yıllar önce kurtulduğu bir garabetle, yani “partili cumhurbaşkanlığı’’yla yeniden karşı karşıya kalacak. Bu durum, Cumhurbaşkanlığı makamının saygınlığını çok büyük oranda aşındıracak. Bu garabet sürerse, AKP’ye oy veren kesimin dışında; cumhurbaşkanlığı makamının hiçbir ağırlığı kalmayacak.

HEYECAN EKSİKLİĞİ

Kuşkusuz ki; bunların Erdoğan açısından hiçbir önemi yok… Erdoğan, bunlar yerine, iktidarda kalabilmenin ve bunu kalıcı hale getirebilmenin yollarını arıyor. ‘’Partili Cumhurbaşkanlığı’’ mekanizmasını da iktidarda kalabilmenin yollarından biri olarak görüyor. Zira; partisi elinden kayıp giderse, cumhurbaşkanlığı makamında artık oturamayacağını ve bir daha seçilemeyeceğini düşünüyor. 2019 yılında yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimi için AKP’nin başında olmasının kendisine avantaj sağlayacağını düşünüyor. Zira; AKP’nin mevcut kadrolarının toplumu heyecanlandıramadığının farkında…

Erdoğan, bu gerçeği gördüğü için anayasayı ve teamülleri zorluyor. Ancak ne yaparsa yapsın; bunların hiçbiri AKP’nin bir konjonktür partisi olduğu ve raf ömrünü doldurduğu gerçeğini değiştirmez. AKP artık heyecanını ve enerjisini yitirmiş bir yapıdır. Erdoğan’ı sevenler de ona son kez destek vermiştir. AKP yılların verdiği yorgunluk dolayısıyla öyle bir hale gelmiştir ki; parti yönetimi bu yüzden milletvekillerinin bir araya gelmesini bile önlüyor. Her seçim sonrası değerlendirme toplantısı düzenleyen AKP, referandum sonrası TBMM’yi alel acele tatile soktu ve vekillerine “Gidin dinlenin’’ dedi.

Bunun sebebi çok açık… Parti yönetimi, referandumdaki başarısız sonucun tartışılmasından çekiniyor. Ve bu sonuçların tartışılmasının partiyi çatlatacağını düşünüyor.

AKP’DE HUZUR YOK

Tabii iktidar partisi içindeki sıkıntı bunlarla da sınırlı değil… Saray, Başbakan Binali Yıldırım’ın performansını da beğenmiyor. Bu gerçek artık AKP kulislerinde açıkça konuşuluyor. Saray’ın gözdesi şu sıralar İçişleri Bakanı Süleyman Soylu… Saray, belediye seçimlerini bir yıl öne çekmeyi; Binali Yıldırım’ı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı yapmayı, boşalacak koltuğu ise Süleyman Soylu ile doldurmayı tasarlıyor. Ancak parti içinde Soylu’yu istemeyen önemli ve güçlü bir yapı da var… Boşalması muhtemel Başbakanlık koltuğuna, Damat Berat Albayrak da talip… Ancak AKP içindeki bir grup “Bu bizi çok sıkıntıya sokar’’ diyor ve bu plana itiraz ediyor.

Anlayacağınız; AKP tam bir kaynayan kazan… Konuştuğum AKP’liler “Bu gidişle 2019 cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanmamız zor’’ diyor. Bu tartışma götürmez bir gerçek… Bunu katıldığım TV programlarında da söyledim: Saray, şu an Bahçeli’nin ‘’yaşam destek ünitesi’’ sayesinde ayakta duruyor. Bahçeli’nin ya da MHP yönetiminin desteğini çekmesi, AKP ve Saray’ın 2019 iddiasının bitmesi demektir. Saray ve AKP, MHP’nin yüzde 2’lik 3’lük desteğine siyaseten muhtaç hale gelmiştir.

TASFİYE PLANI DEVREYE SOKULACAK

Bu gerçeği bildikleri için, şimdi MHP’nin tasfiyesini sağlayacak planı devreye sokmak isteyecekler… Bu planın adı ‘’dar bölgeli seçim sistemi’’dir. Bu sistem, MHP’nin meclisten silinmesini de beraberinde getirecektir. Saray, MHP’nin muhafazakar seçmenini kendi şemsiyesinin altına toplayacak plan üzerinde çalışmaktadır.

Yukarıda anlattığım, iktidar cephesinin yaşadıklarının küçük bir bölümü…

Peki biz ne yapacağız?

16 Nisan referandumu, şu gerçeği bir kez daha gösterdi: AKP iktidarı ne denli gaddarlaşırsa gaddarlaşsın, buna direnen ve oy oranı yüzde ellinin üstünde olan geniş bir halk kesimi var. Her türlü, baskı, zorbalık, tehdit, şantaj ve engele rağmen, halkın yarısı iktidara boyun eğmedi. Cumhuriyete sahip çıktı; tek adam rejiminin karşısına dikildi. İşte bu gerçek, Saray’ın uykularını kaçırıyor. Çünkü; halkın yüzde ellisini buharlaştıramayacağını onlar da gördü!

YENİLMEDİK!

Bize düşen görev, yüzde ellinin üstündeki seçmen kitlesini oluşturan kesimin, umutlarını diri tutmak, mücadelenin ivmesini eskisinden daha çok yükseltmektir. Zira; hileli seçim sonuçlarına rağmen, HAYIR oyu verenlerin gözünde umutsuzluk, yüreklerinde korku yok! HAYIR oyu veren herkes biliyor ki; devlet milletle inatlaştı ve hileyle de olsa ‘şimdilik’ galip geldi… Bu yüzden, hiç kimse yenildiğine inanmıyor!

İşte bu büyük bir fırsattır bizler için…

Şimdi; önümüzde yerel seçimler var… AKP ve Saray, yukarıda da ifade ettiğim üzere, yerel seçimi bir yıl öne çekecek. Bizim yapmamız gereken, yereldeki güçlü adayları bularak, hem HAYIR oyu verenlerin, hem de bu kesimin dışında kalanların da desteğini sağlayacak bir yol izlemektir. Bu çok zor değildir. Zor gibi görünse de imkansız değildir. Yeni bir dil, yeni yöntemler ve yeni bir bakış açısıyla oyların artırılması ve belediyelerin AKP’nin elinden alınması mümkündür. Bunun yolu, halka güven vermekten ve hakla daha çok temas etmekten geçiyor.

SİSTEMLİ ÇALIŞMA

Bu bağlamda, hepimizin buna ilişkin sistemli bir çalışma yürütmesi ve ortak aklı devreye sokması gerekiyor. Zira; önümüzdeki seçimler de Saray ve AKP, referandumdaki yöntemlerin daha ağırlarını devreye sokacaktır. Her türlü, yalan, iftira, baskı, tehdit ve şantaj yöntemi kullanılacaktır.

Hem bunları etkisiz kılacak, hem de yeni siyasi alanlar açacak yöntemleri bulmak ve uygulamak zorundayız. Bu yöntemlerden biri; halkla daha çok iç içe olmaktır. Oylarımızın düşük olduğu bölgelerde neden etkin olamadığımız gerçeğini görmek ve buna ilişkin politika yürütmektir.

Bunlara ilişkin tartışmalara önümüzdeki yazılarda da devam edeceğiz…

Bu yazı toplam 24778 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2017 Gerçek Gündem | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.