Taksinin içinde doğan toplumcu gerçekçi hikayeler!

Yazar Selçuk Bağış, “inci hanım’ın sigarası” adlı hikaye kitabı için sevenleriyle buluştu.

Taksinin içinde doğan toplumcu gerçekçi hikayeler!

Umut Doğan Yıldız - Yazar Selçuk Bağış, ülkenin ve işçi sınıfının içinde bulunduğu durumu; sosyalist bir taksi şöförü gözüyle, taksisine binen müşteriler üzerinden gözlemleyip, yorumladığı ve tamamen gerçek olaylardan oluşan “inci hanım’ın sigara” adlı hikaye kitabı için sevenleriyle buluştu.

Taksinin içinde doğan toplumcu gerçekçi hikayeler! - Resim : 1

Yazar Selçuk Bağış, “Bu Bir Hikaye Değil” adlı ilk çıkardığı şiir kitabının ardından daha çok sosyal medyada adını duyurmuştu. Bağış’ın ikinci kitabı “inci hanım’ın sigarası” ise tamamen gerçek hikayelerden oluşuyor.

Hüzün, mizah ve gerçekliğin sarsıcı söylemlerinden oluşan hikayelerin kahramanları, iki yıldır taksi şöförlüğü yapan yazarın taksisine binen gerçek kişiler.
Bağış, yeni çıkan kitabı için geçtiğimiz pazar günü sevenleriyle bir araya geldi ve kitabını imzaladı.

Taksinin içinde doğan toplumcu gerçekçi hikayeler! - Resim : 2

Bağış’ın kitapla ilgili yaptığı söyleşiden öne çıkanlar şöyle:

“Bu kitap bir taksicinin anıları değil, işçi sınıfının bir aynası”

Aşağı yukarı iki yıldır taksi şoförüyüm. Başımdan elli milyon şey geçti. Bu kitabı bir taksicinin anıları gibi düşünmedim. Öyle yapacak olsam sekiz yüz sayfa bir şey yazmış olmam gerekirdi çünkü başıma gelen birçok şeyi yazmış olurdum. Bu kitapta yazmak istediğim bir ana mesele vardı. Ben yıllardır sosyalist kimliğimle tanınan bir kişiyim. Eylemlerden kaçmadık, copumuzu yedik, gözaltlarında da
bulunduk. Ne için gözaltına alındık, hangi sebeple o kadar gazı, copu yedik? Çünkü halkın tarafındaydık, dünyada ve Türkiye’de işçi sınıfının yanındaydık. Kitabın içine yerleştirdiğim öyküleri de buna uygun olarak, halkın bir aynası olarak göstermek istedim.

Taksinin içinde doğan toplumcu gerçekçi hikayeler! - Resim : 3

“Taksiye binen Rus konsomatrisler Kızıl Ordu marşını duyunca sustular”

Dayanılan şey, halkın acıları, halkın sorunları, halkın derdi değilse eğer, bir ay akıllarda kalır sonra unutulursunuz. İstedim ki ben bu kitapta halkla karşı karşıya kim gelmişse bir yumruk da ben atayım. Halkın karşısına kim çıkmışsa, taksi içinde yaşadığım basit örnekler üzerinden durumu anlatayım istedim. Emperyalizm vb. bir dünya teorik kelime kullanmayı tercih etmedim çünkü bu tür kitaplar çok fazla var. Ben sıradan bir taksi şoförüyüm, bir işçiyim. Neyi gösterebilirdim okuyuculara; arabanın arkasına sessizce kurulmuş, yirmili yaşlarda bir genç kızın konuşmasından, o konuşmanın içerisinden nerde doğru yapıyor nerde yanlış yapıyor bana göre bunu çözümleyebilirdim. Bunu yaptım. Örneğin,
bir gece; bir müzikhol kapısından üç tane Rus konsomatrisi almam ve yolda arabada çalan Kızıl Ordu marşında onların sessiz kalmasını çözümleyebilirdim. Niye susmuş olabilirlerdi? Geriye doğru gittim, kızıl ordunun eski şanlı günlerine. Sovyetler Birliğinden bir insan geçinebilmek için böyle bir iş yapar mıydı? Kızıl Ordunun şanlı günlerinde böyle bir şeye hiç ihtiyaç duyuldu mu? bunu yazmak istedim.

Taksinin içinde doğan toplumcu gerçekçi hikayeler! - Resim : 4

Neden yazıyorum: “Yazmasam deli olacaktım”

Aslında bunları bir kitap olarak düşünmemiştim ve başıma geleni yazıyordum. Ben sürekli yazıyorum zaten. Sait Faik Abasıyanık’ın bir sözü vardır ve çoğunlukla da yanlış anlaşılmıştır: Yazmasam deli olacaktım. Bunun anlamı, yazmak benim için bir tutku ve yazmasam delireceğim gibi bir şey değil, ortada bir acı ve bir dert var ve bu yarına aktarılmazsa, ben elimden bu iş gelmesine rağmen bunu yapamazsam kahrederim kendimi, deli olurum. Sait Faik’in anlatmak istediği ve benim de anlatmak istediğim, beni yazmaya iten bu oldu.

Taksinin içinde doğan toplumcu gerçekçi hikayeler! - Resim : 5

Benim örnek aldığım yazarlar toplumcu gerçekçi yazarlardır

Ne satar, neyin alıcısı vardır diye düşünmedim hiç. Benim kendime referans aldığım kişiler; Nazım Hikmet, Yaşar Kemal, Kemal Tahir, Orhan Kemal, Ahmed Arif’lerdir. Yazdıkları için sürekli içerdeler, yazdıkları için vatandaşlıktan atılmış, yakılmak istenmişler, bazıları yakılarak öldürülmüş, faili meçhul cinayetlere kurban gitmişler. Benim tarafım belli, halkın umudunu, halkın kurtuluşunu yazacağım dedim.

Taksinin içinde doğan toplumcu gerçekçi hikayeler! - Resim : 6

İstanbul’un en güzel sokaklarını polisten kaçarken öğrendim

1 Mayıs’ta Taksim’de, Beşiktaş’ta, polisin biri bir yandan öbürü diğer yandan kıstırınca, tuhaf binaların tepelerinden İstanbul’un en güzel manzaralarını gördük. Şehrimizi polisler ve devlet eliyle tanımı olduk. Dediğim gibi yazdığım şeyler iyi hatırlansın diye halkın tarafındayım. İnsan kendisini sevdiğinde bu genişletilmiş bencillik olur der Marx. Başkalarını sevmek zorundasın, sevmenin hakkını verebilmek için. Sevmek de sadece başını okşamakla olmuyor, emek vermek gerekiyor. Düşmüşse elinden tutmak gerekiyor. Bir ülkeyi sevmek yalnızca ırmağın akışına ölmekle olmuyor, o ülkenin deresini sevmekle oluyor. Ben de halkımı seviyorum. Elinden ne gelirse onu yapmak gerekirdi mücadele için. Kimisi
araba kullandı gece yarıları, kimi afişler yaptı, kimi öyküler, şiirler yazdı, kimi filmlerini çekti, kimi de sadece iyi bir insan oldu ki örnek olsun. Başkaları çocuklarına örnek gösterdi. Kitap üzerine kabaca söyleyeceğim şeyler bunlar.

Etiketler
Sigara