• BIST 107.202
  • Altın 145,263
  • Dolar 3,5161
  • Euro 4,1312
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 24 °C

Şimşek'ten Davutoğlu'na yanıt

Şimşek'ten Davutoğlu'na yanıt
"Demirtaş, bir “gazeteci”ye konuştu, bir iş takipçisine yahut herhangi bir zümreyi temsilen orada bulunan birine konuşmadı."

Bugün gazetesinde Seda Şimşek geçtiğimiz günlerde Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile röportaj yapmıştı. Röportaj sonrasında Başbakan Ahmet Davutoğlu, Demirtaş’ın ifadelerini eleştirmiş ve Demirtaş’ı uyardığını belirterek “Suriye ve Irak benzeri görüntülere sokakları terk etmeyiz. Paralel yapıyla örgüt ortak çalışıyor. Kimin kimlerle görüştüğünü biliyoruz. Elimizde bunların belgeleri var" ifadelerini kullanmıştı. Röportajı yapan Seda Şimşek ise Davutoğlu’nun eleştirilerine Bugün gazetesindeki yazısıyla yanıt verdi.

İşte Seda Şimşek’in Başbakan Ahmet Davutoğlu’na yanıtı:

“Bir gazeteci olarak, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’tan randevu istedim. Kendisine sormak istediğim sorular vardı. Randevu talebimi kabul ettiler ve sorularıma açık yüreklilikle cevap verdiler. Demirtaş, bir “gazeteci”ye konuştu, bir iş takipçisine yahut herhangi bir zümreyi temsilen orada bulunan birine konuşmadı. Bu tarz imalarda bulunmak kimsenin hakkı da haddi de değil. Kaldı ki, “paralel yapı” diye kastettiklerini “paralel yapı” olmalarından ötürü uçaklarına bindirme, yurtdışı ve yurtiçi seyahatlerine götürme, röportaj verme ayrımcılığının, bu imalarda bulunanların kendilerine ve yardımcılarına mahsus olduğu tecrübeyle sabit.

TOPRAK SAHALARDAN GELİYORUM

Bu röportajın önü arkası, sağı solu konusunda konuşabileceğim tek kişi Selahattin Demirtaş’tır. Üçüncü kişilerle tartışmam. Ben bir gazeteciyim. Ne AK Parti, CHP, MHP, HDP karşıtı veya destekçisiyim ne de Cemaat mensubuyum. Beşiktaş ve biraz da Antalyaspor taraftarıyım, tek iltisakım budur. Bir parti veya bir cemaat beni “gazeteci” yapmadı.

1993 yılında, Antalya’da Yeni İleri Gazetesi’nde amatör spor kulüplerinin karşılaşmalarını, faaliyetlerini takip etmek üzere spor muhabiri olarak gazeteciliğe başladım. Anlayacağınız yeşil bile değil toprak sahalardan geliyorum! Hayatımın hiçbir döneminde işim kolay olmadı. Kendi cürmüm kadar ve kendi itikadımca, hakkın ve hakikatin peşinden koşmaya çalıştım. Bugün bu satırları yazabiliyorsam her harfinde emek, alın teri vardır. Çalışmaktan, okumaktan, yazmaktan, düşünmekten ve fikir üretmekten başka hiçbir şey bilmem. Tek sadakatim mesleğimedir. Meslek büyüklerimden soru sormayı, araştırmayı, yalan haber yazmamayı öğrendim. İtibarım, yazdığım haberin güvenirliği ve kamuoyunu doğru bilgilendirmek benim tek kaygımdır.

İNADINIZA GÜLÜMSEYECEĞİM

Şimdi, Seda Şimşek okuyucuları bilmelidir ki, epey bir zamandır devam eden kavganın bir tarafı olmayı reddediyorum. Siyasilerin veya herhangi bir zümrenin kendi aralarındaki kavgalarının yahut başka odaklarla meselelerinin benim haber kaynaklarımla olan ilişkilerime zerrece zarar vermesine müsaade etmem. Dün birlikte kol kola, çok güçlü yürürken, benim gibi sadece emeği ile var olan belki yüz binlerce insanı hor görenler, mağdur edenler, mutlu olma, işimizi yapma hakkımızı gasp edenler, üzerimizden adeta bir silindir gibi geçenler, bugünlerde kavga ettiklerini veya savaştıklarını iddia ederken, yine birlikte dönüp dolaşıp beni ve benim gibileri giyotine gönderiyorlar. Ayıp!

İnadınıza gülümseyeceğim! İnadınıza kendimi kör ve karanlık kuyulara hapsetmeyeceğim! Ve inadınıza aklı, vicdanı hür bir birey olarak kalacağım!

Yakamı o tarafa bu tarafa çekiştirme, beni etiketleme yahut yaftalama gayreti içinde olanları elimin tersiyle itiyorum. İster “gazeteci” ister “politikacı” kılıklı olsun, tepeden inme hiçbir unsur bana “gazetecilik” dersi veremez. Kimseden talimat almam. Hiçbir mühendisliğe alet olmam. Bana röportaj ya da demeç veren hiç kimseye tuzak kurmam. Hepinize çok acayip gelebilir (!) ama sadece işini düzgün yapmaya çalışan “bağımsız” bir gazeteciyim.

BUGÜN Gazetesi’nde 2009’dan beri haftalık röportajlarım, 2011’den beri de köşe yazılarım yayınlanıyor, sonradan bulunup çıkarılmadım, Tercüman’dan miras kaldım. Herhangi bir idari temsil görevim yok. Bugün, BUGÜN Gazetesi’nde çalışırım yarın bir başka gazetede…

MESLEĞİN HAYSİYETİ

Gerçi mesleğimin geldiği içler acısı hali gördükçe, Alev Alatlı’nın deyimiyle “paçozluk” gazeteciliğe her geçen gün biraz daha sirayet ettikçe, bizim gibilere ekmek olmadığını fark etmiyor değilim. Lâkin o vakte kadar mesleğimin, kalemin, haberin ve yazının haysiyetini hiç değilse kendi adıma korumaya çalışacağım.

Bugün, hazır bana yer ayrılmışken, Selahattin Demirtaş ile görüşmemden sayfaya sığmayan bazı bölümleri de aktarayım.

BELGE ORTAYA KONULMALI

Demirtaş’a MGK’da, KCK ile paralel yapının birlikte tehdit kabul edilmesini nasıl değerlendirdiğini de sormuştum. Şunları söyledi:

“Türkiye’de tam bir ‘deja vu’ durumu yaşanıyor. 10 yıldır Türkiye’de bir iç düşman algısı yaratılıyor. MGK, daha önce iç ve dış düşman tespitlerinde sürekli değişiklikler yaptı. Bunu siyasi konjonktüre, hükümetin ihtiyaçlarına göre güncelledi. Bir paralel devlet örgütlenmesi varsa bu belgesiyle, bilgisiyle ortaya konulmalı, savcılara teslim edilmeli, inandırıcı delillerle somutlaştırmalı. Kim suç işlemişse bunlarla ilgili adli tahkikatı, yargılamayı başlatmak bir hukuk devletinden beklenendir. Bunlar yapılmıyor. Hükümetin intikamcı bir tavırdan çıkıp adaleti esas alması lazım. Cemaat’in de buna açık olması lazım. Geçmişte yapılan yanlışları biliyorum. Kimse şimdi bize ‘Cemaat hiçbir şekilde bu KCK operasyonlarının ve benzerinin içinde değildi’ demesin.”

İRONİK BİR DURUM

“Paralel yapı iddialarını KCK üstüne alınmıyor mu” soruma ise Demirtaş, “Cemaat, devlet içerisinde, devlete paralel ikinci bir devlet gibi örgütlenme suçlamasıyla karşı karşıya ama KCK devlet dışı bir örgütlenmedir. İkili bir iktidar yarışı var orada. MGK şüphesiz ki karar alırken bütün bunlarla mücadeleyi kastediyor olabilir. Bir zamanlar KCK’ya karşı mücadele etmiş bir yapı, şu anda KCK ile aynı suçlamayla karşı karşıya. İronik bir durum” cevabını verdi.

FELAKET SENARYOSU ÇİZMEK İSTEMİYORUM

Türkiye’de seçimlere sağlıklı bir ortamda gidilip gidilemeyeceği tartışmalarını hatırlattığımda Demirtaş, “Keşke aklıselim bir süreç işlese de bir sükûnet ortamında seçimlere gidebilsek. Bizim arzuladığımız bu. Bence şu anda ciddi bir kaygı durumu yaratılmamalı. Şu müzakerelerin seyri inşallah olumlu olur. Türkiye’yi, bölgeyi etkileyebilecek barış atmosferine girmek için çaba sarf etmek lazım. Bir siyasetçi olarak felaket senaryosu çizmek istemiyorum” dedi.

HAYALİM ORTA DOĞU KONFEDERASYONU

Demirtaş, bu söyleşi sırasında nasıl bir Orta Doğu hayal ettiğini de anlattı: “Bu yüzyılda, bu coğrafyada hiçbir halk, bir tek gün yüzü görmedi. Adamlar okyanuslar ötesinden gelmiş senin coğrafyanı, özgürlüğünü, geleceğini dizayn etmeye çalışıyor. Sen birbirini öldürmeye çalışıyorsun. Bu dönemde cesur hamleler gerekiyor. Türk-Kürt stratejik ittifakı gelişirse, bu diğer halkların da yararına olur. Hıristiyan’ı, Yezidi’si, Müslüman’ı, Şii’si, Sünni’si, bütün etnik kimlik ve inançların, birbirleri arasına sınır koymadan yaşayabildiği coğrafya, sınırların anlamsızlaştığı bir Orta Doğu konfederasyonu en ideal olandır.”

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2017 Gerçek Gündem | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.