• BIST 108.700
  • Altın 145,028
  • Dolar 3,4996
  • Euro 4,1230
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 27 °C

Sena Kaleli'den kadınlara mesaj

Sena Kaleli'den kadınlara mesaj
CHP'li Sena Kaleli 5 Aralık Türk Kadınına Seçme ve Seçilme Hakkı verilişinin 80. yıl dönümü dolayısıyla bir açıklama yaptı.

CHP Bursa Milletvekili ve Parti Meclis Üyesi Sena Kaleli, 5 Aralık 1934’de yürürlüğe giren Türk Kadınına Seçme ve Seçilme Hakkı verilişinin 80. yıl dönümü dolayısıyla yazılı bir açıklama yaptı.

Açıklamasında, “Bir kadına neyi, nasıl, ne kadar yapacağını erkekler söylememelidir” diyen Kaleli, “Bir kadının sorumluluktan kaçması mümkün değildir, sorumluluklarının hatırlatılmasına gerek yoktur. Eşitlik, farkındalık, toplumsal cinsiyet eşitliği gibi, kavramları unutturmaya çalışarak kadının varlığı ve var olması engellenemez” ifadelerini kullandı.

Ölüm kavramı ve kadın olgusunun ‘fıtratla’ açıklanmaya başlandığına dikkat çeken Kaleli, “Kendi insani ve siyasi sorumluluklarını unutan anlayış, birçok konuyu ya başkalarını suçlayarak, ya da sorumluluklarını ilahi alana devrederek, gelenekselleştirdiklerini din algısıyla belirleyici olmaya başladı” dedi.

Sena Kaleli’nin 5 Aralık Kadınlara Seçme ve Seçilme Hakkı Verilişinin 80. yıl dönümü dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, şu ifadeler yer alıyor:

KADININ SEÇME SEÇİLME HAKKI

1930’lu yıllardan itibaren kadın; Belediye Başkanlığı, Muhtarlık, Milletvekili, seçme ve seçilme hakkının yanı sıra, Atatürk’ün kadına verdiği değer ve önem sayesinde, kendi tercihlerini ve taleplerini oluşturacak zemine kavuşurken, bugün kadının fıtratı, mekanik bulunan eşitlik anlayışı sorgulanmaya başlandı.

Ölüm kavramı, kadın olgusu ‘fıtratla’ açıklanmaya başlandı. Kendi insani ve siyasi sorumluluklarını unutan anlayış, birçok konuyu ya başkalarını suçlayarak, ya da sorumluluklarını ilahi alana devrederek, gelenekselleştirdiklerini din algısıyla belirleyici olmaya başladılar.

Erkek egemen kültürü sürdürmek isteyen bu anlayış, dini suistimal ve istismar etmeyi bir alışkanlık haline getirdi.

Cumhurbaşkanı’nın “Kadının fıtratı gereği erkekle eşit olması mümkün değildir” açıklamasından sonra, Başbakan, “Mekanik eşitlik anlayışı, hayatın tamamlayıcılık ilişkisini yok eder” diyerek, kadına ailenin tamamlayıcı bir parçası rolünü biçti. Bunu da bir lütuf değil, hak olarak verdiğini ifade etti.

Bunları söylerken de ortada insani, cinsiyete dayalı gelişmişlik endeksi yüksek olan ülkelerdeki intihar olaylarını gösterdi. Her söylemde şiddet, inceden tehdit, korkutma bulunan, zaten erkek tarafından onaylanma endişesi içindeki kadınların ezik, düşük benliğine seslenerek geriletme hedefi ve kendilerini onaylatma ihtiyacı ortaya çıkıyor.

Bu söylemler, özgür tercihlerin, kadının özgüveninin üzerinde bir baskıdır. Kadın doğuştan güçlüdür, erkeğe göre yaşama tutunma oranı yüksektir. Kendine biçilen rolün ötesinde bir enerjiye ve güce sahip olmasına rağmen, kötülüklerin anası gibi bir rol benimsetilmek istenmektedir.

Bir kadına neyi, nasıl, ne kadar yapacağını erkekler söylememelidir. Bir kadının sorumluluktan kaçması mümkün değildir, sorumluluklarının hatırlatılmasına gerek yoktur. Eşitlik, farkındalık, toplumsal cinsiyet eşitliği gibi, kavramları unutturmaya çalışarak kadının varlığı ve var olması engellenemez.

Bir yandan muhafazakar anlayış, diğer yandan apartmanlarda modern yaşam tercihiyle, kültürel kodlar değişmeden, akıl, bilim, sanat, estetik, doğa, çevre duyarlılığıyla alternatif bir kültür yaratmadığınız ve bu yaşamı besleyemediğinizde, herkesi marjinal, solcu, terörist, feminist, hain, şerefsiz olmakla suçlar, tepkileri anlamaz darbeci olmakla itham edersiniz.

Vesayeti kaldıracağım derken başka vesayetler yaratır, çoğunluğunuza güvenir, yarattığınız hegemonik bloku arkanıza alır, yasaları değiştirerek çözüm arar, her daim mağdur edebiyatıyla güç tahkim eder, AB’ye sırtınızı döner, darbe yasa ve kurumlarını işinize geldiği gibi kullanmaya devam eder, çelişki ve çifte standarttan kurtulamaz, eleştirdiklerinizin beterini yapar, her yaptığınızı meşrulaştırır, otoriterliğinizi diktatörlük boyutuna taşırsınız.

Bu durumda endişeli toplum varlığını sürdürür, birlikte yaşama iradesi ortadan kalkar, her toplumsal muhalefet darbe algılanır, 20.yüzyılda şikâyet ettiğiniz her şeyi 21. yüzyıla mühür bende anlayışıyla taşıdığınızda toplumsal barış bozulur, hak ve özgürlükler konusunda samimi ve inandırıcı olamazsınız.

Fıkıh, kelam, gelenek bugüne uyarlanmadığında 9 yaşında çocuğu ergen kabul eder, vecibelerini yerine getiriyorsa yapması gerekenler bunlar diye zorlarsınız. Erken yaşta cinselliği çağrıştıran uygulamalarınız, erken yaşta çocuk gelinler yaratır, eğitim sisteminiz çocuk işçiliğe cevaz verir. Çocukluğunu yaşayamayan toplumda işte o zaman intihar oranlarını arttırırsınız. Ruhunu kaybeden insanlardan da uygar, gelişmiş bir ülke bekleyemezsiniz. İslamiyet’in ilk yıllarında bilimde, sanatta yapılan keşifleri, gelişmeleri mumla ararsınız.

Cumhurbaşkanı’nın ODTÜ Üniversitesi yöneticilerine ”Siz böyle mi çocuklar yetiştiriyorsunuz, bu ülke bunlarla batar. Bunlar solcu, terörist, ateist” dediğiniz çocukların, İngiltere merkezli Times Higher Education (THE) tarafından oluşturulan ve 'BRICS ve Ekonomisi Yükselen Ülkeler 2015' listesinde, 100 üniversite arasında en iyi 3. üniversite olduklarını, komünist Çin’in 2. sırada yer aldığını bir cevap olarak alın lütfen. ODTÜ Üniversitesi yöneticileri ve öğrencilerini kutlayın, biz de onlara başarılar diliyor, sorgulayıcı, tepki verebilen ve üretenler oldukları için saygılarımızı ve sevgilerimizi ifade ediyoruz.

Sorgulayan, düşünen, hakkını arayan, talep eden kadın barışın, üretimin, dönüşümün anahtarıdır…

Etiketler:
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2017 Gerçek Gündem | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.