Özdil onlara seslendi: Oy kullanmanızı istemiyorlar!

Sözcü yazarı Yılmaz Özdil, "18-25 yaş arasındaki gençlerin yüzde 70'i son referandumda “hayır” oyu kullandığı için, sizin gibi gençlerden inanılmaz korkuyorlar." dedi.

Özdil onlara seslendi: Oy kullanmanızı istemiyorlar!

Yılmaz Özdil'in "Gençlerin oy kullanmasını istemiyorlar" başlıklı bugünkü yazısı şöyle:

2000 doğumlular…

*

Siz dünyaya geldiğinizde… Kafamıza henüz çuval geçirilmemişti. Bir milyon Iraklı katledilirken, asrın liderimiz henüz Amerikan askerlerinin sağlığı için dua etmemişti. İstanbul'un göbeğinde henüz sinagoglar, banka, konsolosluk havaya uçurulmamıştı. Soykırımı tanıyan ülke sayısı henüz 9'du, 29'a çıkmamıştı, asrın liderimiz soykırım için henüz taziye mesajı yayınlamamıştı. Milletin malı mülkü, bankalar limanlar telefonlar, henüz babalar gibi satılmamıştı. Henüz BOP eşbaşkanı olmamıştık. Bir yandan “van münüts” şovu yapıp, beri yandan “Yahudi cesaret ödülü” alınmamıştı. Denktaş sırtından hançerlenmemiş, yes be annem denilmemişti. Dandik trenlere hız yaptırılıp, 41 insanımız öldürülmemişti. Pırlantanın kadevesi sıfırlanmamıştı. “Hamdolsun AB'ye girdik” diyerek, güpegündüz havayi fişekler fırlatılmamıştı. “Alt kimlik, üst kimlik” denilmemişti. Hukuk ulemaya sorulmamıştı. Danıştay basılmamıştı. 23 Nisan, 19 Mayıs gibi milli törenlere yasak gelmemişti. 10 Kasım'da Suudi Kralı'na madalya takılmamıştı. İngiltere Kraliçesi'nin şövalyesi olunmamıştı. Beyaz Saray'a yalvarıp, “Tayyip Erdoğan'ı delikten süpürmeyin, kullanın” denilmemişti. Eşek ithal edilmemişti. Saman ithal edilmemişti. Gemicikler alınmamıştı. Apronda deve kesilmemişti. Hrant Dink öldürülmemişti. Madımak'ta insanları diri diri yakanlar zamanaşımından yırtmamıştı. Deniz Feneri rezaleti yaşanmamıştı. Şu anda 4 lirayı geçen dolar, henüz 1.3 liraydı. Seçimlerdeki parmak boyası kaldırılmamıştı, mezardan seçmen fışkırmamıştı. Akp'ye oy vermeyenlere “kanı bozuk” denmemişti. Akp'li belediye başkanı fıkra ayaklarıyla, Atatürk'e “ibne” dememişti. Şehide kelle, Apo'ya sayın denmemişti. Özel yetkili mahkemeler kurulmamış, kumpaslara göz yumulmamış, PKK tanık TSK sanık yapılmamış, genelkurmay başkanı “terörist” ilan edilmemiş, donanma lağvedilmemiş, Türkiye bağırsaklarını temizliyor denmemiş, Atatürkçüler hapse atılmamıştı. CIA ajanının “Yeni Türkiye” isimli kitabı piyasaya sürülmemişti. Milli takımın bayrak rengi forması, turkuaz yapılmamıştı. Fenerbahçe başkanı hapse atılmamıştı. Muhsin Yazıcıoğlu öldürülmemişti. PKK açılımı yapılmamıştı, üniformalı teröristler Habur'da törenle karşılanmamıştı. Bülent Arınç'a suikast yalanıyla kozmik odaya girilmemişti. Deniz Baykal'a kaset komplosu kurulmamıştı. Mavi Marmara bile bile ateşe atılmamıştı. “Mezar ev”lerle tanınan Hizbullahçılar serbest bırakılmamıştı. İnsanlık Anıtı ucube diye yıkılmamıştı. Ha nükleer santral kurmuşsun, ha evine tüp bağlatmışsın, ikisi de aynı denmemişti. “PKK'yla masaya oturduğumuzu iddia edenler şerefsizdir” denmemiş, PKK'yla masaya oturulmamış, İmralı ve Kandil'le müzakere yapılmamıştı. Barzani, Akp'nin onur konuğu olmamış, Türkiye seninle gurur duyuyor sloganı atılmamış, Ankara'ya Kürdistan bayrağı dikmemişti. Nevruz'da Apo'ya “ulusa sesleniş” konuşması yaptırılmamıştı. Şehitlere “bi kaç Mehmet” denmemişti. Cephanelik patlamamış, 25 şehit varken “Hindistan'da Pakistan'da olur böyle şeyler” denmemişti. TBMM tarafından Vahdettin'i anma töreni yapılmamıştı. Abdülhamid'e onursal doktora verilmemişti. Atatürk'le İnönü'ye “iki ayyaş” denmemişti. Zübeyde hanıma “genelevde çalışıyordu” denmemişti. Nutuk suç delili olmamıştı. TC silinmemişti. “600 yıllık imparatorluğun 90 yıllık reklam arası sona erdi” denmemişti. Dersim için özür dilenmemişti, Seyid Rıza şehit ilan edilmemişti, Sabiha Gökçen ırkçı-soykırımcı ilan edilmemişti. Uludere'de 34 kaçakçı F16'larla öldürülmemişti. Atatürk ilkeleri ders kitaplarından çıkarılmamıştı. “Kindar gençlik” yetiştirilmiyordu. İlkokulda türban takılmıyordu. Suriye'de iç savaş körüklenmemişti, sınırlarımız folofoş olmamıştı, topraklarımız IŞİD kampı olmamıştı, dört milyon Suriyeli bize girmemişti. Türk toprağı terkedilmemişti, Süleyman Şah türbesindeki boş sandukalar sırtlanarak, götün götün kaçılmamıştı. Reyhanlı, Suruç havaya uçmamıştı. Gezi Parkı direnişinde çocuklar öldürülmemişti. Camide içki içtiler yalanı söylenmemişti. Başörtülü bacıma saldırdılar yalanı söylenmemişti. Hazreti Muhammed'e Akp amblemli nüfus cüzdanı çıkarılmamıştı. Ayakkabı kutusunda dolarlar yakalanmamıştı, yatak odalarında para sayma makineleri yakalanmamıştı, pişkin pişkin “günah işleme özgürlüğüne müdahale ediliyor” denmemişti, Hayırsever Rıza bey yoktu. Milletin orasına koyan müteahhitler yoktu. Valiler vatandaşa “gavat” demiyordu. Kızılay'ın Türk'ü silinmemişti. “Türk yok” denmemişti. Andımız kaldırılmamıştı. Öğrenciler zorla imam hatip'e kaydedilmiyordu. “Tayyip Erdoğan, Allahu tealanın bütün vasıflarını üzerinde toplamış bir lider” denmemişti. Camide seçim propagandası yapılmamıştı. Miting kürsülerinde Kuran'ı Kerim'le oy istenmemişti. Belediyenin önüne Kabe maketi kurulmamıştı. Madenler taşeronlaştırılmamıştı, köle düzeni kurulmamıştı, Soma'da tarihimizin en ağır faciası yaşanmamıştı, “olağandır, fıtratında var” denmemişti, taziyeye gidip cenaze sahibine tokat atılmamıştı, yerlerde tekmelenmemişti. Şehit babası, asrın liderimize hakaret etti diye hapse mahkum edilmemişti. Barzani'nin peşmerge konvoyları, tam cumhuriyet bayramımızda, topraklarımızda resmi geçit yapmamıştı. Musul konsolosluğumuz basılmamıştı. Kürtaja katliam, sezaryene cinayet denmemişti. TÜSİAD başkanı, vatan haini ilan edilmemişti. Dünyanın en pahalı benzinini kullanmıyorduk. 58 başbakanın 80 senede yaptığı borcun üç misli borç yapılmamıştı, cari açık 83 kat artmamıştı. Ermenekli şehit madencinin babası Recep amcanın cızlavetleri yırtıkken, Recep beye 1.150 küsur odalı saray yaptırılmamıştı. Milliyetçilik ayaklar altına alınmamıştı. Ne mutlu şehit ailelerine denmemişti. Medya yandaş değildi, “öldürmeye Etiler'den Cihangir'den Nişantaşı'ndan başlayacağız” denmiyordu. Feto'ya “ne istediniz de vermedik” denmemişti, fetocular bizzat Akp iktidarı eliyle devleti ele geçirmemişti, 15 Temmuz darbe girişimi yaşanmamıştı. Olağanüstü hal ilan edilmemişti. Mustafa Kemal tarafından saraydan alınıp halka verilen egemenlik, halkın elinden alınıp saraya verilmemişti.

*

2000 doğumlular…

1 milyon 300 bin kişisiniz.

*

Akp iktidara gelmeden önce dünyaya gelen son kuşaksınız.

*

18-25 yaş arasındaki gençlerin yüzde 70'i son referandumda “hayır” oyu kullandığı için, sizin gibi gençlerden inanılmaz korkuyorlar.

*

Öylesine korkuyorlar ki, hiç olmazsa iki milyon gencin yaşı tutmasın diye, hiç olmazsa iki milyon genç oy kullanmasın diye, seçimi öne çektiler.

*

Seçim zamanında olsaydı, hem 2000 doğumluların tamamı oy kullanacaktı, hem de 2001 doğumlu 1 milyon 350 bin genç oy kullanacaktı.
Seçim haziran 2018'e alınınca, hem 2000 doğumluların yarısı elenmiş oldu, hem 2001 doğumluların tamamı tasfiye edilmiş oldu.

*

2000 doğumlular…
Sembolik sorumluluğunuz var.
Yukarıdaki kepazeliklerin tamamını düzeltmek için… En genç seçmensiniz, ama aynı zamanda, Türkiye'nin son şansı sizsiniz.

Etiketler
Erken Seçim Referandum Yılmaz Özdil