• BIST 108.615
  • Altın 144,981
  • Dolar 3,4955
  • Euro 4,1321
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 21 °C

Karagül Dumanlı'yı 'savunur gibi' yaptı ama...

Karagül Dumanlı'yı 'savunur gibi' yaptı ama...
Yeni Şafak yazarı İbrahim Karagül, medyaya yönelik operasyonu eleştirir gibi başladığı yazısını böyle sonlandırdı.

UFuat Avni'nin perşembe akşamı yazdığı operasyon, pazar günü gerçekleşti. Cemaate yakınlığıyla bilinen medya kurumlarında operasyon gerçekleştirildi ve çok sayıda isim gözaltına alındı.

Elbette gözaltına alınan isimler arasında en çok dikkat çekenler Ekrem Dumanlı ve Samanyolu TV Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca oldu.

Yeni Şafak Genel Yayın yönetmeni İbrahim Karagül de bugünkü köşesine 14 Aralık operasyonunu taşıdı. Yazısına "Bir gazeteciyi savunmak boynumuzun borcu" diye başlayan Karagül operasyona karşı çıkar'mış gibi' başlayan yazısını "paralel yapı"ya bağlayarak bitirdi. Karagül, "Dumanlı’nın gazetecilik tarafını sonuna kadar savunacağız. Bunda tereddüt etmeyeceğiz. Ama gazetecilik dışındaki rolü konusunda yanında olmayacağız. Tam tersine karşısında olmaya devam edeceğiz" dedi.

İşte Karagül'ün o yazısı:

Ekrem Dumanlı sadece gazeteci mi?

Bir gazeteciyi savunmak boynumuzun borcu. Basını, medyayı, düşünce ve ifade özgürlüğünü savunmak tartışılamaz bile. Bugünün dünyasında, hangi düşünceye mensup olduklarına bakmaksızın, bu değerlere hakkını vermeyenlerin, sahip çıkmayanların saygı duyulacak bir tarafı yoktur.

Dün Türkiye ciddi bir operasyona tanık oldu. İki yayın grubunun başındaki iki isim gözaltına alındı. Hidayet Karaca ve Ekrem Dumanlı. Biri bir televizyon grubunu yönetiyor diğeri de bir ulusal gazetenin başında.

Gazete yöneticisi olarak, gazeteci olarak, köşe yazarı olarak hiç düşünmeden, ilk refleksim karşı çıkmak olmalı. Medyaya, basına, gazeteciye yönelik her olayda hemen bütün gazeteciler aynı tavrı gösterir. Bu bizim için değişmez bir kuraldır. Kelle koltukta mücadele ederler, hiçbir koruma kalkanları yoktur, genelde açık tehdit altındadırlar çünkü.

Ama hepimiz biliyoruz ki, ortadaki sorun, medya, gazeteci sorunu değildir. Bu sözü, yarın şahsıma karşı nasıl kullanacağını bilerek yazıyorum. Ekrem Dumanlı da, Hidayet Karaca da, konuyu medya özgürlüğü çerçevesinde görenler de tartışmanın, sorunun, çatışmanın ne olduğunu pekâlâ biliyor.

Öyleyse samimi olma, açık yüreklilikle konuşma zamanı.

Fitne, komplo, tehdit, şantaj..

7 Şubat’ta başlatılan, 17 ve 25 Aralık’la açığa kavuşan bir mücadele yaşıyor Türkiye. Fethullah Gülen ve ekibinin, devlet olma projesini, bu amaçla yürüttüğü hükümeti devirme planlarını, yolsuzluk operasyonu kılıfıyla bu ülkenin Başbakanı’nı, bakanlarını, yüksek bürokratlarını, önemli işadamlarını, gazetecilerini, cemaat liderlerini, kanaat önderlerini tasfiye etme, yüzlerce insanı hapislere doldurma, önüne çıkacak ne varsa yok etme hesaplarını biliyor.

17 Aralık’ta başlattıkları açık savaşı bir ayda bitireceklerine, amaçlarına ulaşacaklarına inanıyor, bunu kendi aralarında konuşuyor, müthiş bir özgüvenle hareket ediyor, yeni hükümetin kadrolarını şekillendiriyor, Türkiye’yi avuçlarına aldıklarına inanıyorlardı.

Dokunmadıkları hiçbir cemaat, hedef almadıkları kanat önderi, haklarında dosya tutmadıkları gazeteci, nasıl yok edeceklerini planlamadıkları siyasetçi kalmamıştı neredeyse. İstihbarat kadrolarındaki güçleri üzerinden insanları dinlediler, fişlediler, mahrem hayatlarına müdahale ettiler. Şantajlar yaptılar, tehditler yaptılar, insanları sindirdiler, korkuttular, cezalandırdılar.

Öyle bir güç zehirlenmesi yaşıyorlardı ki, siyasi iktidar değil devlet iktidarını bile bir engel olarak görmüyorlardı. Karar verilmişti, harekete geç talimatı gelmişti, düğmeye basılmıştı. Artık Türkiye onlarındı, onlara tabi olmayan, itaat etmeyen, karşı çıkan herkes hedefti. Önlerinde potansiyel engel olabilecekler için bile dava dosyaları hazırdı. Yüzlerce belki çok daha fazla insanı gözaltına alıp yargılayacakları mekânlar için bile hazırlıklar yapmışlardı. Önlerinde Tayyip Erdoğan vardı. Ona diz çöktüremedikleri için en büyük hedef olarak onu seçmişlerdi.

İnanılmaz derecede kirli bir iftira, fitne ve dezenformasyon süreci başlattılar. Özellikle darbe senaryosu geri tepince sahip oldukları medya üzerinden, gazete ve televizyonlardan dünyanın en çirkin kampanyalarını yaptılar. Bir yıldır, duymadığımız hakaret ve küfür kalmadı. Akla hayale gelmeyecek yöntemler kullandılar. Türkiye entrikanın, fitnenin en ileri noktasını gördü.

Türkiye karşıtı lobiye dönüştüler

17 Aralık sonrası az da olsa gazetecilere yönelik kumpasların farkına vardık. Eğer başarılı olsalardı bugün onlarca gazeteci hapiste olacaktı. Kendi polis, savcı, hakim üçlemesinin kurbanları olarak yıllarca hapiste çürüyeceklerdi. O güne kadar “cemaat” olarak gördüğümüz bir yapının Türkiye tarihinde tanık olmadığımız, sistem içinde örgütlenen bir istihbarat ağı olduğunu, sistem içinden bir darbe teşebbüsü yapıldığını gördük.

Para transferleriyle, sivil ve askeri bürokrasisiyle, medyasıyla, sosyal örgütlenmeleriyle, dışarıdaki ortaklarıyla bir Türkiye projesi uygulamaya konulmuştu. Biz içeriyi tartışsak da ortada ulus üstü bir organizasyon, cemaat üzerinden bir Türkiye projesi uygulanıyordu. Darbe teşebbüsü suya düşünce aynı ekibin dünyaya yayılan organizasyonuyla Türkiye karşıtı en büyük lobiye dönüşebildiğini, dünya başkentlerinde hatta Afrika’da bile Türkiye’yi karalama kampanyaları yürüttüğünü gördük. Böyle olunca da Türkiye ile hesabı olan her güç ve çevre onlara destek olmaya başladı.

Gözaltına alınan medya mensupları işte bu yapının, çevrenin medyasını yönetiyordu. Hatta en güçlü ayağını oluşturuyordu. Devletin ve ülkenin mahremiyeti istihbarat ağları tarafından takip ediliyor, medyaları üzerinden servis ediliyor, bilgiler dışarıdaki bazı adreslere aktarılıyordu.

Bir gazetecinin devletle hesaplaşmasının ilk örneği

Gözaltına alınma gerekçeleri de, bir başka cemaate yönelik kumpas iddiaları oldu. Fethullah Gülen’i eleştiren bir risale çevresine bunun bedeli ödetilmiş, mensupları içeri tıkılmıştı. Gülen konuşmuş, gazetesi haber yapmış, televizyonu dizi çekmiş, savcısı soruşturma açmış, polisi harekete geçmiş, hakimi de mahkum etmişti. Evlerde bulunan el bombalarında bile polislerin parmak izi bulunmuştu.

Daha kaç örnek, kaç olay, kaç kurgu ya da kumpas böyle emir komuta zinciri içinde yapılmıştı? Mesela bu ekibin şike olaylarındaki etkisi ne olmuştu? Bilmiyoruz, zamanla, soruşturmaların seyrine göre öğreneceğiz. Öyle zannediyorum ki, darbe girişimine ilişkin dosyalar, soruşturmalar da olacak. Çünkü o konulardaki yargı süreci henüz başlamadı.

Yazılacak çok şey var. Asla bir kasıt, kötü niyetle değil, Türkiye’de aslında neler yaşandığını öğrenmek, görmek için. Bir gazetecinin, medya mensubunun ifade hürriyetinin çok ötesinde devletle hesaplaşmaya girişmesinin ilk örneğidir bu olay. “Cemaat” adı altında örgütlenen bir yapının devlet iktidarını kendi denetimi altına alma girişiminin de ilk örneğidir.

Hükümete, askere, diğer cemaatlere, gazetecilere, işadamlarına, yargı mensuplarına, aydınlara, kanaat önderlerine ve hemen her çevreye bir şekilde kumpas kuran, onlarla ilgili bir gizli ajanda uygulayan bir yapı ile o yapının medya kurumlarıdır söz konusu olan.

Gazeteciliği silaha dönüştürmek

Ekrem Dumanlı, gazetesinde meydan okuyabilir, hatta şov yapabilir, gazetecilik örtüsü altında bir dokunulmazlık arayabilir. Hiçbir gazeteci, gazete yöneticisi, yazarı, çizeri, mesleğinin kendisine verdiği gücü ve imkanı başka şeyler için bir örtü olarak kullanmamalı. Gazeteciliği silaha dönüştürürsek, bir güç/iktidar savaşının uzantısı haline getirirsek o zaman gazetecilik dışında cümlelerle konuşmak zorunda kalırız.

Dumanlı’nın gazetecilik tarafını sonuna kadar savunacağız. Bunda tereddüt etmeyeceğiz. Ama gazetecilik dışındaki rolü konusunda yanında olmayacağız. Tam tersine karşısında olmaya devam edeceğiz.

Bu ayrımı belirleyecek olan da biz değiliz.

Göreceğiz.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2017 Gerçek Gündem | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.