• BIST 106.816
  • Altın 145,637
  • Dolar 3,5223
  • Euro 4,1300
  • İstanbul 29 °C
  • Ankara 25 °C

İstanbul plansız şehir oldu

İstanbul plansız şehir oldu
AKP’nin şehircilik anlayışı: Daha planlı ve sağlıklı bir kent yaratma anlayışı olan planları çöpe atmak.

İstanbul İl Genel Meclisinin 2012 yılı Kasım ayı Meclis toplantılarının 08 Kasım 2012 Perşembe günkü birleşiminde, "8 Kasım Dünya Şehircilik Günü" nedeni ile gündem dışı söz alan ve Meclis kürsüsünde meclis Üyelerine hitap eden CHP İl Genel Meclis Üyesi ve Grup Sözcüsü Erhan Bozan, İstanbul'da şehircilik ilkelerinin ve şehircilik anayasasının hiçe sayıldığını ve çöpe atıldığını söyledi. Konuşmasında şehircilik ilkelerine ters düşen projeleri ve yapıları slayt gösterisi ile meclis üyelerine seyrettiren CHP'li Erhan Bozan, İstanbul'un Anayasası olarak kabul edilen ve yüzlerce akademisyeni, Şehir planlamacılarını, mühendisleri, mimarları, uzman ve araştırmacıyı kadrosunda barındıran İstanbul Metropolitan Planlama ve Kentsel Tasarım Merkezinin (İMP) aylar, yıllar süren bir çalışmaları sonunda İstanbul un geleceğini planladıklarını ve AKP'nin şehircilik anlayışının daha planlı ve sağlıklı bir kent yaratmakta olan bu planları çöpe attığını bir kez daha hatırlattı. İstanbul'da yapılan yanlış şehircilik uygulamalarından birçok örneklerini slâyt gösterimi ile sunan ve gerçek şehircilik anlayışının uygulandığı ve benimsendiği bir İstanbul özlemini arzu eden CHP İl Genel Meclis Üyesi Erhan Bozan'ın konuşma metni şöyle;

"Sayın başkan, değerli bürokratlar ve siz değerli meclis üyeleri, sanırım sizler çoğunluğunuz Anadolu'nun çeşitli kentlerinden İstanbul'a gelmiş, örneğin: tarihi Kaleiçi çarşısıyla, Olimpos, Aspendos, Phaselis, Perge gibi birçok antik kentin ev sahibi Antalya'dan, ya da Truva ve Assos gibi antik kentlerin mirasçısı Çanakkale'den, ya da şehzadeler şehri unvanını kazanmış, Osmanlı mimarisinin en güzel örnekleri ahşap evlerinin Yeşilırmağın kıyısına nakış gibi işlendiği Amasya'dan, ya da Selçuklunun başkenti Ulu Camiinin, Gök Medresenin, Çifte Minareli Medresenin Sivas'ından, ya da yine Selçuklu'nun başkentlerinden tam merkezinde Alaattin Tepesi ve Camisini yüzük taşı gibi taşıyan, gönül dünyamızın merkezinde yer alan, dünyaya felsefesiyle hoşgörünün ışığını yayan Mevlana Hazretleri'nin Türbesi ve Camisini bir mücevher gibi taşıyan Konya'dan, ya da tarihimizin kara sayfası Rus işgalinin belki de tek olumlu tarafı olarak nitelendirebileceğimiz, bu işgal dönemindeki Rus mimarisinin mirasını geniş bulvarlarında taşıyan Kars'ından, ya da Mimar Sinan'ın eşsiz eserlerinin başkenti, Selimiye Caminin Rüstempaşa Kervansaray'ının, Uzunköprü'nün ev sahibi Edirne'den, evet böyle zengin şehirleri bağrında barındıran Anadolu'nun dört bir köşesinden, bu zengin şehirlerden bu kadim şehre İstanbul'a gelmiş olanlar veya benim gibi bu şehirde kültür hazinemiz, mimari hazinemiz İstanbul'da doğmuş olan siz değerli meclis üyelerim hepinizin Dünya Şehircilik Gününü kutluyor ve en derin saygılarımı sunuyorum"

"Ve ne mutlu size diyorum, çünkü böylesine zengin bir coğrafyanın ev sahiplerisiniz, sakinlerisiniz. Bu coğrafyada doğmuş, bu topraklarda doğmuş olan hiç kimseyi bahtsız sayamayız aslında. Hiçbir toplumu ve hiçbir coğrafyayı küçümsemek istemem ama Anadolu'nun bu zengin geçmişinde hayata gözlerini açmış olan herkes tabii ki çöllerdeki Bedevi topluluklardan çok daha şanslı sayılmalıdır. Birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış, adı güzel, iklimi güzel, insanı güzel bu Anadolu coğrafyasında yaşadığımız için ne mutlu bizlere. Şu ana kadar çok iyimser olduğumu düşünebilirsiniz. Ama maalesef aslında değilim, aslında çok kötümserim. Çünkü öte yandan, başka bir bakış açısıyla da vay halimize, yazık bize. Şehirlerimizin bugünkü hali, hâlihazırdaki durumlarından dolayı da vah bize vay halimize"

"Şehircilik açısından, mimari kültür açısından bu kadar önemli tarihi şehirlere sahip bir coğrafyanın insanları olmamız elbette bize ayrıca bir sorumluluk yüklemekte. Şehirlerimizin en yaşanılır şehirler olması, şehirlerimizin şehircilik açısından en önde olması gerekiyor. Bu gerçeğe rağmen, şehirlerimizin bugünkü haline baktığımda da, acaba "Dünya Şehircilik Gününü" kutlamaya hakkımız var mı diye düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum. Çok mu karamsarım değerli meclis üyeleri. O zaman bu karamsarlığı dağıtalım biraz. O nedenle benim gibi karamsar meclis üyelerimize seslenmek isterim öncelikle. Sanırım onların çoğu bu tarafta oturuyor. Değerli karamsar meclis üyelerimiz zannetmeyin ki bu ülkede hep kötü şeyler oluyor. Bakın bu ülkede olağan üstü iyi şeyler de oluyor. Şimdi size bir örneğini anlatayım izninizle"

"Örneğin 2005 yılında, İstanbul Büyükşehir Belediyesi şehircilik biliminin çeşitli disiplinlerinden bilim adamlarını, akademisyenlerini, meslek sahiplerini bir araya getirdi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı BİMTAŞ bünyesinde 2005 yılında Başkan Kadir Topbaş'ın önerisiyle İstanbul Metropolitan Planlama ve Kentsel Tasarım Merkezi (İMP) oluşturulmuştu. Yüzlerce akademisyen, uzman ve araştırmacıyı kadrosunda barındıran İMP'nin kuruluşundaki amaç, daha planlı ve sağlıklı bir kent yaratmaktı. Şehir planlamacılarını, mühendisleri, mimarları, değerli Prof. Hüseyin Kaptan önderliğinde bir araya getirdi, onlara çok geniş de bir çalışma mekânı verdi. İstanbul Tepebaşı'ndaki eski Tüyap Fuar Merkezi binasını kendilerine tahsis etti ve çalışın burada İstanbul'un geleceğini planlayın dedi. Aylar yıllar süren bir çalışma sonunda İstanbulun geleceğini planladılar. Ve ortaya bir plan çıkardılar"

"İstanbul'u yeniden planladığı iddia edilen 1/100.000 ölçekli İstanbul Çevre Düzeni Planı da İMP tarafından hazırlandı. Ve bu plan İstanbul'un Anayasası olarak kabul edildi, öyle nitelendirildi. Yani sonuç olarak birkaç yıl süren bu çalışmalar meyvesini verdi ve ortaya iste böyle bir eser çıktı. Buna da İstanbul'un anayasası denildi. Hatırlıyorum o tarihlerde, Sayın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de bir toplantıda bu tabiri kullandı. Demek ki neymiş bu ülkede iyi şeyler de oluyormuş. Bizim de altına imza atabileceğimiz çok değerli çalışmalar gerçekleştiriliyormuş. Şimdi salonun bu tarafına seslenmek isterim. İyimserlerin tarafına. Her zaman bize pembe tablolar çizen sizlere seslenmek isterim değerli meclis üyeleri ve sorarım size nadiren de olsa böyle olumlu çalışmalar sonucunda ortaya çıkan bu eserlere ne olur sizce? Bunlara uyulur mu? Hak ettiği önem verilir mi? Kararlar alınırken bu anayasa uyulur mu? Ne olur ben size söyleyeyim. Bu eserler çöpe atılır. Bu rapor sümen altı edilir. İstanbul bu rapora göre yönetilmez. İstanbul'un kaderini değiştirecek ölçekte büyük projeler bu kitapta yoktur. Onca bilim adamı bunları öngörmemiştir. Hiç bahsetmemiştir bile. Çünkü bu eserde İstanbul'a 3. Köprü öngörülmemiştir. Ve içinden çılgın projeler geçmez bu raporun. Milyonluk yeni kentlerin yaratılması da yoktur bu raporda. Bunların hiçbirisini öngörememiştir onca bilim adamı? Ne demişlerdir? 3. Köprünün İstanbul'a faydadan çok zarar getireceği görüşünde birleşmişlerdir, Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ta bu görüşe destek vermiştir, hatta planın bu şekliyle de 13 Şubat 2009'da Büyükşehir Meclisi'nden geçmesini sağlamıştır. Gerçek şehircilik anlayışının uygulandığı ve benimsendiği bir İstanbul özlemi ile hepinize saygı ve sevgiler sunuyorum"

"8 Kasım Dünya Şehircilik Günü" nedeni ile gerçekleştirdiği konuşmasında gerçek şehircilik anlayışının uygulandığı ve benimsendiği bir İstanbul özlemini arzu eden CHP'li Erhan Bozan konuşmasında Şehir Plancılarının görüşlerinde yer verdi:

"İstanbul'un intiharı"

*Murat Yalçıntan (Şehir Plancısı): İki şehir, korumaya çalıştığımız ormanlık ve su havzalarımızın yok edilmesi anlamına geliyor. Kuzeye yapılacak her proje İstanbul'un intiharı anlamına gelir. 1960 ve 70'li yıllar boyunca Paris'te birçok uydu kent yaratıldı, bugün hepsi çöküntü alanları. Başbakan'ın saydığı Kayabaşı, Başakşehir, Taşoluk uydu kent örnekleri. Çalışma alanlarıyla ilişkileri yok.

"Bütün planlar çöpe gitti"

*Tayfun Kahraman (Şehir Plancıları Odası İstanbul Şube Başkanı): 3. köprü açıklanırken yeni yerleşim alanlarına müsaade edilmeyeceği söylendi. Projenin dönüşü olmayan büyük kayıplar getireceği ortada. 2009'da 400 mimar Büyükşehir'e bir plan hazırladı. Bu planda kuzeydeki ormanları ve su havzalarını korumaya yönelik kırmızıçizgiler belirlenmişti. Hepsi çöpe atılıyor. Nüfus 20 milyona ulaşacak. Su krize başlayacak.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2017 Gerçek Gündem | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.