• BIST 107.202
  • Altın 145,447
  • Dolar 3,5161
  • Euro 4,1312
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 16 °C

'Hayat hep bir savaş gibi'

'Hayat hep bir savaş gibi'
Ünlü oyuncu Fırat Çelik, rol aldığı çalışmalar ve hayatıyla ilgili samimi açıklamalarda bulundu.

Söyleşi: Ömür Şahin Keyif / BirGün

Melis Tezkan ve Okan Urun’dan oluşan biriken’in ilk kez mayısta İstanbul Tiyatro Festivali’nde sahnelenen oyunu Tatyana, Çehov ve Suvorin’in ‘Tatyana Repina’ adlı oyunlarından esinleniyor.

1881’de sahnede intihar eden oyuncu Evlalia Kadmina’nın hikâyesi üzerinden muhafazakarlığın, parayla şekillenen dünyayla nasıl kol kola girdiğini ve önce kadınları ezmeye çalıştığını anlatan oyunda, Meral Çetinkaya’nın görkemli performansıyla canlandırdığı Tatyana ise tek başına direniyor. Fırat Çelik, oyunda Tatyana’nın gözünü para bürümüş sevgilisi Peter’i canlandırıyor.

Fırat Çelik’le oyun vesilesiyle buluştuk, Star televizyonunda yayınlanan dizisi Gönül İşleri’ni ve şubatta gösterilmesi beklenen Ömer Faruk Sorak filmi ‘8 Saniye’yi de konuştuk. Çelik’e büyüdüğü Paris’i, beş yıldır yaşadığı İstanbul’u, çocukluğunun bir bölümünü geçirdiği Dersim’i de sorduk...

Bir söyleşinizde ‘Gerçekleri yansıtan bir ayna gibi olmak isterim’ demişsiniz. Oynadığınız oyundaki Tatyana da böyle bir karakter. Bu açıdan nasıl bir bağ kuruyorsunuz Tatyana’yla?

Günümüzde herkes bir maske takıyor maalesef. Kimse gerçek kimliğini göstermiyor, sistem de öyle... Tatyana herkesin yüzüne gerçekleri fırlatıyor. İlk okuduğumda, bu metin benim düşüncelerimi çok doğru ifade ediyor, demiştim. Tatyana’nın verdiği mücadeleyi ben de vermek istiyorum her gün... Gerçek bir kadın o; acı çeken, bocalayan, aşk ve sanat için yaşayan...

1800’lerin sonunda geçen hikâyelerden oluşan oyunun bugünün sistemine de bir eleştiri oluşunu nasıl yorumluyorsunuz?

Her zaman eleştirmek gerekiyor. Bizim ülkedeyse insanlar fazla eleştirmiyor. Kötüye kötü demiyoruz. Bazen oyunu izleyenlerin metinden koptuğunu fark ediyorum. Bu da iyi bir şey, çünkü zaten şu anda günümüzü takip etmek o kadar zor ki... Bir iletişimsizlik var ilişkilerde; para, hırs, kıskançlık var... Oyun da bu iletişimsizliği anlatıyor aslında...

'GÜNÜMÜZ MASKELERLE DOLU'

İzleyiciyi rahatsız ediyor mu bu?

İki izleyici Vera ve Peter’in kabin sahnesinde gitti mesela oyundan, ilk defa. Ben daha erken bekliyordum. Biriken’in yapmak istediği de bu, bütün gerçekleri anlatmak... Oynadığımız sahneyi kimse anlamadı mı? Bu aslında iyi bir şey… Zaten günümüzü de anlamıyoruz, çünkü günümüz sahtelikle, maskelerle dolu... Bizim vermek istediğimiz de o soğukluk...

Gerçekten anlamadığını mı düşünüyorsunuz bazen izleyicinin?

Aslında o kadar basit ve bariz bir metin ki; günümüzü anlatıyor. Hırs, para menfaat, kâr; etrafımız zaten onlarla dolu... Ama bu bir oyun neticede, seveni de olabilir sevmeyeni de...

Geçmişte her şey daha iyiydi, diye mi düşünüyorsunuz?

Zaman ilerledikçe her şey daha da hızlanıyor. Hayat zaten hep bir mücadele ve savaş gibi. Her şeyi çok hızlı tüketiyoruz, bir anlamı kalmıyor. Sanki ben Paris’teyken hayat daha sakindi ve her şey daha değerliydi. Ya da ben büyüdüm, büyüyünce de her şey hızlandı…

Madem orada daha belirli ve sakin bir hayatınız vardı... Kendinize bunu neden yaptınız?

Hayatta her zaman donanım ve tecrübe kazanmak iyidir. İstanbul’a gelmek beni olgunlaştırdı, çok tecrübe kazandım. Hiçbir zaman ‘Ah keşke gelmeseydim’ demedim, evet bazen şikâyetçi olabiliyorum, ama bu beş sene hem mesleki anlamda hem de hayata bakış anlamında çok şey kattı bana. Kendimi zorlamayı seviyorum, yoksa hayat sıkıcı..

Meral Çetinkaya’yla sahnede olmak nasıl?

Gurur duyuyorum. Tatyana’nın bu pisliğin içinde yalnızlığıyla baş başa verdiği bu mücadeleyi o kadar iyi veriyor ki sahnede... Tüylerim diken diken oluyor bazen…

'UYUŞTURUCU GİBİ'

Çok eleştiriyorsunuz, siz böyle maskeli ortamlara hiç girmiyor musunuz?

Bana iyi geliyor o ortamlara girmemek. Olayın rengi çok belli ortada zaten, katılmıyorum...

Oyun kilise sahnesinden başlayarak muhafazakârlığın kadınlar üzerindeki baskısını anlatıyor. Dindar adam da kazanova da kadına aynı yerden bakıyor...

Ama ondan sonra Kuzma’nın bir kilise sahnesi de var, o da Çehov’u özetliyor: Ben kaç senedir burada çalışıyorum...

"Kaç senedir burada çalışıyorum Tanrıyı bir kere görmedim...” diyor Kuzma.

Kim, nasıl, ne anlarsa...

Son dönemde siyaset sahnesinden de kadınlara karşı çıkışları konuşuyoruz...

Ataerkil bir toplumda yaşadığımız için kadınların mücadele vermesi de zor. Siyaset takip etmiyorum, yoruldum. Çünkü içler acısı şeyler oluyor. Menfaat, siyaset, menfaat, siyaset... Sanat nerede, neşe nerede? Bu uyuşturucu gibi bir ezber... Kadına şiddet her gün üçüncü sayfalarda, bir şeyler yapmamız lazım.

'HALA ÇOK ÇALIŞIYORUZ'

Oyundaki hikâyeyi diziye çekebilir misiniz?

(Gülüyor) İmkânı yok.

Diziyle tiyatro arasında sizin için nasıl bir ayrım var?

Değişiyor. Sahnede olmak ilaç gibi geliyor. Ama televizyonu da çok önemsiyorum. Her ikisinde de oyunculuk yapıyorum. Savunduğum fikirler; hayata bakış açım var. Tiyatroda da televizyonda da yer aldığım işleri bu bakış açısıyla seçiyorum.

Dizi, cinsiyetçi olduğuna ilişkin eleştiriler almıştı, hatta Sevda’nın Tibet’in tecavüzünden kurtulma sahnesine ilişkin yazı bile yazıldı...

Çok samimi bir şekilde, hiç haberim yoktu bu tepkiden... Okurum eleştirileri tabii ki.

Dokuz yaşında Paris’e yerleştikten sonra, Dersim’e hiç gittiniz mi?

Zaman buldukça gidiyorum... Ailem her sene gider. Dayılarım teyzelerim... Hepsi orada. Çok yoğun olduğum dönemlerde fırsatını bulup, kaçıp, orada nefes almayı çok seviyorum. Ovacık Gözeleri var, Dersim dört dağın içinde hakikaten... İyi geliyor... Gitmek gerek, herkese tavsiye ederim.

DERSİM DÖRT DAĞ İÇİNDE

Oradaki yıllarınızı nasıl hatırlıyorsunuz?

Ayrıldığımda sekiz mi yoksa dokuz mu yaşındaydım, çok hatırlamıyorum. Sadece şunu söyleyeyim, kolay bir dönem değildi. Flu aslında, bazen rahmetli dedemin olduğu bazı kareler hatırlıyorum... Dersim’e geri gittiğimde babama ‘Biz sekiz yaşıma kadar burada mı yaşadık’ demiştim. Bir şey kalmamış... Tüylerim diken diken olmuştu. Orada sadece hatıralarla örülmüş bir bağ var...

Neden zor zamanlardı?

Aslında Stuttgart’ta doğdum, iki yaşından sonra Dersim’e döndük. Amcam Paris’te yaşıyordu, sonra biz de Paris’e gittik. O dönem Almanya’da çalışmak, yaşamak zordu; ailem sürekli bir valizle, hayat mücadelesi vererek, çocukları için daha iyi bir gelecek, daha iyi yer peşindeydiler... O yüzden en büyük kahramanlarım annem, babam.

Babanız inşaat işçisiymiş. Siz de birlikte çalışmışsınız. Anlar mısınız o işlerden?

Yok, hiç anlamam. Ben bir sene çalıştım babamla. Çok fazla bir şey yapmıyordum, sadece destek oluyordum. Kolay bir iş değil... Biz okula gidiyorduk, babam tek başına çalışıyordu, kalabalık aileydik, altı kişi, zaman ilerledikçe onun da yorulduğunu hissediyordum, ‘Bu işler böyle olmayacak’ dedim, ‘Babama destek olmam lazım’... 17 ya da 18 yaşındaydım, aynı zamanda okula gidiyordum.

Kendi müziğinizi kaydediyorsunuz. Biz de dinleyebilecek miyiz bu kayıtları?

Tabii ki. Bir dizi ya da bir sinema filminde belki... Albüm ya da single gibi bir planım yok. Yaptığım bir işe hizmet etmesini isterim, o şekilde başka kapılar da açılacaktır.

En çok neye şaşırdınız İstanbul’a geldiğinizde?

Çok dinamik, çok canlı, yaşayan bir şehir. Paris’te her şey çok belli; işten dönersin, arkadaşlarınla bir şeyler içersin, sonra bir sinemaya, tiyatroya, sergiye gidersin. Orada hayat o kadar belli ki. Burada her an her şey başına gelebilir. Sürprizlerle dolu.

Kendinizi güvende hissetmeniz zaman aldı mı?

Aldı. En zorlu dönemim ilk senemdi, o güveni zor yakaladım.

30 yaş sendromunuz geçti mi?

En kötü yaşım 29’du, 2009’du, ilk geldiğim sene. Zaman ilerledikçe kaygılar da sen de büyüyorsun, anne babalar yaşlanıyor... Bu düşünceyi hep diri tutuyorum. Biliyorum, böyle bir şey olacak bir gün ve bununla nasıl mücadele edeceğim? Bu dünyada misafiriz ve bir gün gideceğiz...

Etiketler:
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2017 Gerçek Gündem | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.