• BIST 107.202
  • Altın 145,263
  • Dolar 3,5161
  • Euro 4,1312
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 28 °C

Gazeteci Kazim: Haber almamız engelleniyor

Gazeteci Kazim: Haber almamız engelleniyor
Alman Der Spiegel dergisinin Türkiye muhabiri Hasnain Kazim, Türkiye’de gazetecilerin üzerinde baskı olduğunu söyledi.

ZİVER ERMİŞ / KÖLN - Alman Der Spiegel dergisinin uzun yıllar Pakistan muhabirliğini yapmış olan Türkiye muhabiri Hasnain Kazim, Türkiye’de gazetecilerin üzerinde Taliban’ın yaptığından daha fazla baskı olduğunu söyledi. ZAMAN ve STV yöneticilerinin tutuklanmasını “Pek Müslümanca değil” şeklinde değerlendiren Kazim, Türkiye’de basın özgürlüğü ve demokrasinin tehlikede olduğunu, “Paralel Yapı” iddiasıyla ilgili ise hiç bir delil gösterilemediği için buna inanmadığını kaydetti.

Alman Der Spiegel dergisinin Türkiye temsilcisi Hasnain Kazim, Türkiye’de gazetecilerin üzerinde, Taliban’ın Pakistan’da gazetecilere yaptığından daha büyük bir baskı olduğunu kaydetti. Pakistan asıllı, CNN gazetecilik ödülü sahibi Alman gazeteci Hasnain Kazim Türkiye’den önce yıllarca Pakistan’da görev yapmıştı. Türkiye’de genel yayın yönetmenlerinin göz altına alınmasıyla basın özgürlüğü ve demokrasinin tehlikeye girdiğini vurgulayan Kazim, hükümetin ise “Paralel yapı” olduğu, gözaltıların bu yüzden yapıldığını iddia ettiğini hatırlatarak, “Hükümet uzun bir süredir ‘paralel yapı’ iddiasında bulunuyor ama şimdiye kadar hiç bir delil gösteremedi. Ben inanmıyorum” dedi.

Kazim, Türk-Alman Ticaret ve Sanayii Odası’nın (TD-IHK), IHK Köln binasında gerçekleştirdiği “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 100. Günü: Yeni Türkiye ve Medyanın Rolü” konulu 7. Türk-Alman Gazeteciler Yuvarlak Masa Toplantısı’na konuk oldu. 30 civarında Türk ve Alman gazetecinin Kazim ile konuyu tartıştığı toplantının moderatörlüğünü TD-IHK’dan Sebastian Sönksen yaptı. TD-IHK Müdürü Suat Bakır’ın da katkılar yaptığı toplantıda selamlama konuşmasını ev sahibi IHK Köln Müdürü Alexander Hoeckle yaptı.

"YABANCI GAZETECİLER OLARAK HABER ALMAMIZ ENGELLENİYOR"

Konuşmasına “Türkiye’yi sevidiğinin” altını çizerek başlayan Kazim, ancak özellikle yabancı gazeteciler olarak zor şartlarda çalıştıklarını, özellikle hükümetle ilgili konularda bilgiye direk ulaşmalarının pek mümkün olmadığını kaydetti. Kazim, “Oysa yapılan güzel şeyleri de yansıtmak isteriz. Örneğin Erdoğan’ın basın sözcüsü beni arayıp bizim bu konuda duruşumuz, görüşümüz şudur dese memnun olacağım. Ama bunu yapmıyor, biz aradığımızda ‘hayır’ veya biz size maille göndeririz diyor, ancak bir şey göndermiyorlar. AKP ile neredeyse hiç basın ilişkimiz yok” dedi.

"TALİBANDAN DAHA ÇOK, 10 BİNİN ÜZERİNDE TEHDİT ALDIM!"

“Bir şekilde edindiğimiz bilgileri yazdığımızda da çekiçi başımızda hissediyoruz” ifadesini kullanan Kazim, Soma’daki maden kazasından sonra yazdığı haberleri ve yaşananları anlattı. Erdoğan’ın Soma’da gününde olmadığını kaydeden Kazim, konuşmadan sonra madencilerin öfkelendiğini, kendisinin de haberinde bir madencinin ifadesi olan, “Şeytan görsün yüzünü Erdoğan” beyanını tırnak içinde naklettiğini hatırlattı. Başlığa çekilen bu ifadenin kendisine ait olmadığı halde Türk medyası tarafından böyle yansıtıldığını, ardından Köln’de konuşan Tayyip Erdoğan’ın da öyle yansıttığını kaydeden Kazim, “Erdoğan da ya anlamadı, veya bana karşı bir atmosfer oluşturdu” dedi. Soma haberinden sonra yoğun tehdit aldığını aktaran Kazim, fotoğrafı da yayınlanarak sosyal medya ve mail üzerinden kendisine 10 binin üzerinde tehdit aldığını, “kafanı keseceğiz” gibi tehditlerle karşılaştığını aktardı. Bu derece baskı ve tehditi yıllarca çalıştığı Pakistan’da Taliban’dan bile görmediğini kaydeden Kazim, bir süre Türkiye’yi terk ettiğini hatırlattı. Ancak tüm bunların Türkiye’de tanınılırlığını da arttırdığını kaydetti.

ZAMAN ve STV yöneticilerinin gözaltına alınmasından sonra Türkiye’de durumun çok gergin olduğunu belirten Kazim, Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olunca önce bir sakinleştiğini, ama sonra tekrar bunu bırakıp agresifleştiğini aktardı. Erdoğan için yazın yapılacak genel seçimlerin çok önemli olduğunu dile getiren Kazim, “Seçimleri kazanabilirse kendisi yönetmek isteyecek. Kabineyi yöneteceğini açıkladı. İstediğini yapıyor, sözünü geçiriyor. Bence Gezi ruhu da öldü” dedi.

"PARALEL YAPI YÖNÜNDE HİÇ BİR DELİL GÖSTERİLEMEDİ, BEN İNANMIYORUM"

“Eleştirel yazılar yazdıkları için insanların tutuklanması kınanması gereken bir şeydir” diyen Kazim, hükümet tarafının ise “paralel yapı” olduğu, tutuklamaların onun için yapıldığını savunduğunu hatırlattı. Kazim, “O zaman anlayabilirim, ama öyleyse bir delil gösterin. Ben hiç bir delil görmedim. Hükümet var diyor ama daha hiç bir delil gösteremedi. Hiç kimse görmedi. Ben inanmıyorum, Çünkü bu iddia uzun süredir var ama delil yok” diye konuştu.

"ZAMAN’DAN İSENİZ ENDİŞE EDİN"

Türkiye’de hiç basın özgürlüğü olmadığının söylenemeyeceğini ancak Avrupa’da anlaşılan manada bir basın özgürlüğü olmadığını kaydeden Kazim, gazeteciler bazı haberleri yaparlarsa ya şu an olduğu gibi işlemlere tabi tutulduğunu veya işlerini kaybettiklerini hatırlattı. Türkiye’de medyanın da toplum gibi bölündüğü, bir çoğunun enformasyon verme yerine ateşe benzin döktüğü eleştirisi yapan Kazim, Türkiye’de sansür olduğunu ifade etti. Almanya’da üç Türk ajanının yakalandığı bilgisi gelince, Almanya’daki ZAMAN çalışanları olarak endişe etmemiz gerekip gerekmediğini sorduğumuz Kazim, “ZAMAN’dansanız evet” cevabı verdi. Ancak Kazim, Alman istihbaratı BND ile Türk istihbaratı arasında son dönemde bir mücadelenin söz konusu olduğunu, tutuklamaların onunla ilgili olabileceğini de ekledi.

"TUTUKLAMALAR PEK MÜSLÜMANCA DEĞİL, DEMOKRASİ TEHLİKEDE"

ZAMAN’ın tutuklamalarla Türkiye’de basın özgürlüğü ve demokrasinin tehlikeye girip girmediğini sorması üzerine Kazim, Müslüman kökenli bir insan olarak bu tutuklamaları pek müslümanca bir tavır olarak görmediğinin altını çizdi. Basın özgürlüğünü çok önemli bulduğunu kaydeden Kazim, “Demokrasi de tehlikede mi?” sorumuza, “Tabiki. Ve bu büyük bir problem. Otoriterleşme demokratik açıdan bir problemdir” dedi. Kazim, ekonomistlerin de Erdoğan’ın AB karşıtı açıklamalarından endişe duyduklarını bildirdi.

Bir gazetecinin Kazim’e, 23 Haziran’da Hürriyet gazetesinde yayınlanan, “Gazeteciler Türkiye’de Taliban’ın yaptığından daha büyük baskı altında” yönündeki demecini hatırlatması üzerine Kazim, Soma haberi sonrası aldığı, aralarında ‘kafanı keceğiz’ gibi ifadelerin de olduğu 10 binin üzerinde tehdidi hatırlattı, bunun Taliban’ın yaptığından daha kötü olduğunu kaydetti. Bu dönemde kendisi aleyhine kampanya yürütüldüğünü belirten Kazim, ancak direk devlet görevlilerinden hiç bir tehdit görmediğini, hatta koruma teklif edildiğini de vurguladı.

"DIŞ BASININ ELEŞTİRİLERİ GEZİ İLE OTORİTERLEŞMEDEN SONRA BAŞLADI"

Bazı Türk gazetecilerin, yabancı basının yoğun eleştirilerinin Türkiye’nin ekonomik kalkınmasına denk gelmesinin manidar olup olmadığını, bunun hedef alınmış olabileceğini belirtmesi üzerine Kazim, Türkiye’nin kalkınmasının hedef alınması yönünde ne Merkel gibi bir isimden, ne de bir müdürlerinden direktif almadıklarını kaydetti. Türkiye’nin önceki yıllarda da kalkındığını hatırlatan Kazim, oysa yabancı basının yoğun eleştirilerinin Gezi olayları ve sonrasında başlayan otoriterleşme ile başladığının altını çizdi.

"AK SARAY ERDOĞAN’IN SARAYI"

AK Saray’ın Erdoğan’ın sarayı şeklinde neden yansıtıldığı eleştirisine ise Kazim, saray yapılırken Erdoğan’ın Başbakanlık olacağını açıkladığını, ancak Cumhurbaşkanı olduktan bir süre sonra Cumhurbaşkanlığı sarayı yapıldığını hatırlatarak, “Yani Erdoğan’ın sarayı” dedi. Kazim, Soma sonrası yazdığı “Erdoğan Cehenneme git” gibi bir başlığı yine atıp atmayacağı sorusuna ise “Evet” cevabı verdi. ZAMAN ve STV’nin tutuklamalarla ilgili demeç teklifine ise Kazim şu anda bunu istemediğini bildirdi.

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2017 Gerçek Gündem | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.