• BIST 107.202
  • Altın 145,263
  • Dolar 3,5161
  • Euro 4,1312
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 28 °C

Eski Star yazarından AKP'ye salvo

Eski Star yazarından AKP'ye salvo
Mustafa Akyol, madenci ölümleri ile kadın-erkek eşitsizliğini fıtrata bağlamanın dini istismar olduğunu söyledi

MURAT ŞEVKİ ÇOBAN / TARAF - Kadın ve erkek eşit midir? Bunu tartışmak elbette abesle iştigal olacaktı. Peki, bir liderin “Kadınla erkek eşit değildir” demesi ne anlama geliyor? İktidarının neredeyse gün aşırı kadına yönelik tanım ve tarifleri neden kaynaklanıyor? Muhafazakâr kesim, Cumhurbaşkanı’nın sözlerini nasıl algılıyor? Gazeteci- yazar Mustafa Akyol’la İslami modernleşme, kadın ve din üzerine konuştuk. Söz, Akyol’da.

Cumhurbaşkanı’nın “Kadın- erkek eşit değildir” şeklindeki görüşünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Cumhurbaşkanı, kadın ve erkeğin biyolojik farklılıkları olduğunu, bu nedenle kadınların ağır işlerde çalıştırılmaması gerektiğini söyledi. Erkeklerin kahvede otururken, kadınların tarlada çalıştığına vurgu yaptı; bu konularda haklı olduğunu düşünüyorum. Fakat “Kadınla erkek kanun önünde eşittir, toplumsal rolleri de eşit olmalıdır” demeliydi. AK Parti reformlarının manası da budur; 12 yıllık icraatıyla kadının toplumda öne çıkmasını savundu. Ama “Kadınla erkek eşit değildir” diyerek adalete vurgu yapması, bence özensiz ve hatalıydı.

Neden?

Kadınlarla erkeklerin biyolojik farklılıkları olduğu zaten aşikâr. Fakat tarih boyunca bu farklılıklara işaret eden ve kadının aklen de erkeğe göre daha zayıf olduğu, sosyal rolünün de daha düşük profilli olması gerektiğini düşünen bir anlayış var. Siz, eşitliği değil, adaleti öne çıkarırsanız bu hiyerarşik düzeni meşrulaştırmanın da ilk adımıdır. Birisi de “Adalet kadının evinde oturmasıdır” diyebilir. Adaleti de eşit olmayan bir zemine taşımış oluyorsunuz böylelikle. Türkiye kadın meselesi konusunda bu kadar problemli bir toplumken, herkesin bu konuda konuşurken daha dikkatli olması gerekir.

Türkiye’nin kadın meselesinde bu kadar problemli olmasında dinin payı ne?

Türkiye’de yaygın bir şiddet kültürümüz var. Kadına, çocuğa, devlet tarafından vatandaşa, polis tarafından halka şiddet çok yaygın, çokça kullanılıyor. Sokakta kavga çıkınca herkesin izlemesi, siyasetin bile sözel olarak şiddetten beslenmesi bu ülkenin korkunç bir realitesi. Dolayısıyla kadına karşı şiddetin, dinî muhafazakârlığın ürünü olduğunu düşünmüyorum. Ama dinî muhafazakârlar da kadına yönelik şiddeti meşrulaştıran bazı anlayışlara, hatta metinlere sahipler.

Orta Doğu’nun genelinde bir kadın sorunu olması tesadüf mü sizce?

Bu dinden değil, binlerce yıllık bir birikimi olan erkek egemen anlayıştan kaynaklanıyor. Bu erkek egemen anlayış, bana sorarsanız İslam’ın özünde olmamakla birlikte, İslam medeniyetinde de çok güçlü bir şekilde geleneğe yerleşmiştir. Uydurma hadisler veya İslam’ın ilk dönemlerindeki ulemanın kendi toplumsal kültürleri içinden yaptıkları yorumlarla dinî metinlere girmiştir. “Kadının iyisi koyun gibi olandır,” “Üç şey namazı bozar: Kadın, köpek ve eşek” gibi korkunç hadisler var. Ben bunların doğru olmadığını, o dönemin kültürünü yansıttığını düşünüyorum. Kadın meselesine değinirken, 10’uncu yüzyılda yaşamış bir âlim kadının eşit olmadığını söylüyor çünkü onun dünyası böyle. Bizim dinin özünü korurken, bu gelenekleri ve kültürel kodları dinden ayrı tutmamız ve tartışmamız gerekiyor.

AK Parti reformlarıyla kadının öne çıkmasını savundu, dediniz. Kızlı- erkekli, kadının kahkahası, zina, “Kız mı kadın mı belli değil” gibi tartışmalar bir batında aklıma geliyor. Bunlar birbiriyle çelişmiyor mu?

Çelişiyor ama Türkiye zaten bir çelişkiler ülkesi. 12 yıllık AK Parti iktidarına bakarsanız, hukukî düzeyde kadına yönelik çok iyileştirmeler yaptıklarını görürsünüz. Zina tartışması olduğunda, AK Parti geri adım attı. Aslında AK Parti bir taraftan evrensel demokrasi standartlarını ülkeye getiren parti olmak istiyor. Bir taraftan da kendi kültürel muhafazakârlığıyla bunun arasında bir çelişki olduğu için, bu farklar sürekli temayüz ediyor. Evrensel demokrasi, insan hakları, hukuk, özgürlükleri tahkim etmek istiyor ama bu paradigma da kendi kültürel dokusuyla çok fazla uyuşmuyor. Bu uyuşmazlığın nasıl yansıdığını da görüyoruz işte.

Bu uyuşmazlığı tarif eder misiniz?

AK Parti’yle beraber muhafazakârlar, liberal demokrasi trenine atladılar. Fakat bunu ne yeterince düşündüler, ne de müzakere ettiler. “Bizim kültürümüz, değerlerimiz, dinimiz buna uygun mudur” diye düşünmediler. Şimdi AK Parti iktidar ve bu trene ihtiyaç da azaldı. Buna bağlı olarak; demokrasinin de sadece seçim boyutuyla ilgileniyorlar. Devletin gücünün sınırlanması, hukukun üstünlüğü, güçler ayrılığı gibi prensipleri artık önemsemiyor. Dolayısıyla AK Parti’nin kültürel dünyasındaki muhafazakârlığın liberal demokrasiye uymayan yönleri, aşırılıkları artık daha çok temayüz ediyor. Bu, daha çok söylem düzeyinde oluyor. Bülent Arınç kadın kahkahasını uygun bulmadığını söylediğinde, ülkede kanun çıkmıyor sonuçta.

Fakat kürtaj konusunda düzenleme hayata girdi...

Yalnız, kürtaj bütün bunlardan farklı olarak daha tartışmaya açık bir alan bana kalırsa. Kürtajda tek mesele kadın bedeni değil, aynı zamanda oluşmakta olan yeni bir insanın hayatı da sözkonusu. Dolayısıyla Batı’da da tartışmalı bir alan olmayı sürdürüyor. Kürtaj yasaklanmalı, demiyorum ama bunlardan bağımsız olarak daha çetrefil bir konu. AK Parti’nin kültürel bagajları, toplumun diğer kesimlerini rahatsız edecek algıları ortaya çıkıyor. Ülke yöneten insanların, toplumun hassasiyetlerini gözeterek, sözlerinin yankısını düşünerek konuşmaları lazım. Bunun zıddı nedir? Toplumun her alanına dair görüş bildiren lider tipidir. Biraz Atatürk’tür yani. Türk şoförü, Türk kadını, Türk çiftçisi, Türk futbolcusu şöyle olmalıdır gibi her alanda bir hedef gösterir. Şimdi muhafazakârların aynı istikamete yönelmemesi lazım ama öyle bir yöneliş var. Toplumun kültürü de böyle çünkü.

AK Parti cephesinden sürekli kadına yönelik söylemler duymamız, kültürel bagajından mı kaynaklanıyor yani?

AK Parti’nin ve Türkiye’deki muhafazakâr kesimin kültürel kodlarından kaynaklanıyor. Unutmayalım; AK Parti’yi daha da muhafazakâr bir pozisyondan eleştirenler de var. Milli Gazete’yi okursanız, AK Parti döneminde yaşanan gelişmeleri sürekli eleştiriyorlar. Müslümanların kapitalistleşmesi, başörtülü kadınların şık giyinmeye başlamasına tepkili bir muhafazakârlık var. AK Parti çok önemli bir aktör ama mesele ondan ibaret değil. Mesele bence şu: Türkiye’nin muhafazakârları modern dünyada nasıl var olacaklar?

Nasıl var olacaklar?

Bence bu toplumun içinde sekülerleşmek zorunda değiller. Fakat dini yeniden yorumlamak durumundalar, buna mecburlar. Yorumlamazlarsa, çok fazla kültürel çatışmaya şahitlik ederiz. Geleneksel din yorumunda çok otoriter yönler var. Şöyle diyelim; geleneksel din yorumunda, ideal bir toplumda içki yasak olmalıdır. Burada bazı insanlar içiyor, bazı insanlar içmiyor. Sizin de “O, kişinin yaşam tarzıdır. Kendisini bağlar” şeklinde bir yorumu kabullenmesi gerekiyor. Fakat içkiye yasak koymasalar da içki kullanan insanları olabildiğince marjinalize etmeye çalışıyorlar. Vergi politikaları bile buna yönelik. Reklam yasakları, tüketime yönelik sınırlamalar var. Bunlar, AK Parti’nin test edildiği alanlar. Kendi değerlerini kamu güçleriyle yaygınlaştırmak mı istiyorlar yoksa başkalarının değerlerine de saygı duyuyorlar mı?

Sizce?

AK Parti başkalarının değerlerini, yaşam tarzlarını kabul eden bir parti olarak ortaya çıktı. İslami referansları olan siyasetçiler olarak, özgürlükçü ve otoriterlikten uzak bir siyasi perspektif ortaya koymuşlardı. Fakat bu dönüşümü yeterince tartışmadığı için, şimdi AK Parti’nin üzerindeki vesayetler de sıyrıldığı, AB’yi de artık umursamadığı için kendi değerlerini topluma dayatma eğiliminde olduğunu söyleyebiliriz. Kızlı- erkekli evler meselesi bunun tipik bir örneğidir. Kamu gücüyle kendi değerlerini topluma daha ne kadar yansıtacak, bilmiyorum. Ama böyle bir trend var.

Etiketler:
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2017 Gerçek Gündem | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.