• BIST 108.615
  • Altın 144,934
  • Dolar 3,4945
  • Euro 4,1285
  • İstanbul 28 °C
  • Ankara 27 °C

Erdel Eren'in son mektubu

Erdel Eren'in son mektubu
Erdal Eren'in idam edilişinin ardından 34 yıl geçti. Erdal Eren tüm yurtta yapılacak etkinliklerle anılacak.

17 yaşındaki Erdal Eren, "Asmayalım da besleyelim mi?" diyen 12 Eylül cuntacıları tarafından yaşı büyütülerek idama götürüldü.

ODTÜ Öğrencisi Sinan Suner'in MHP'li Bakan Cengiz Gökçek'in koruması Süleyman Ezendemir tarafından vurularak öldürülmesini protesto etmek için sokağa çıkan Erdal Eren, bu eylemin ardından bir askerin vurulduğu gerekçesiyle gözaltına alındı.

Tek bir kanıt dahi olmamasına rağmen 12 Eylülcüler tarafından idama mahkum edildi.

Daha henüz 17 yaşında olan Erdal, darbeciler tarafından yaşı büyütülerek 13 Aralık 1980'de idam edildi.

İdam edilişinin üzerinden geçen 34 yıla rağmen Erdal hâlâ 17 yaşında ve mücadeleye devam ediyor.

Aradan 34 yıl geçti. Erdal Eren ve ona yapılanlar unutulmadı. İdam edilişinin 34. yılında Erdal Eren düzenlenecek olan etkinliklerle anılacak. 

Peki Erdal Eren 10 Nisan 1980 tarihinde annesine yazmış olduğu mektupta neler söylüyordu?

17 yaşında darağacına götürülen Erdal Eren'i saygıyla anıyor ve son mektubunu tekrar yayınlıyoruz.

İşte o mektup ve mektubun orijinali:

“10 - 4 - 1980

Perşembe.

Sevgili Anneciğim!...

Uzun zamandır mektup yazamadım. Kusura bakma.

Ancak Salı günkü Demokrat Gazetesi’nde yayınlanan bir devrimcinin mektubu cezaevindeki tüm devrimcilerin yaşamlarını, duygularını yansıttığından bu mektubu size gönderiyorum.

Mektup şöyle:

Ana!...

Neden mi burdayım? Neden mi evimde değilim? Neden istediğim zaman yatıp kalkamıyorum? Niye istediğim kitabı, evdeki kanepeye oturup okuyamıyorum, düşünemiyorum, yazamıyorum? Ne mi arıyorum dört duvar arasında?

“O sözler ki kalbimizin üstünde dolu bir tabanca gibi ölüp ölesiye taşırız. O sözler ki bir kere çıkmıştır ağzımızdan, uğruna asılırız.”

Baharın, karın altından fışkırdığı bugünlerde içeride olmak, çiçek kokusunu alamamak, geniş yeşilliklerin güzelliğini görememek insanda anlatılması zor bir duyguyu yaratıyor. Ama bu duygu öyle karamsarlığın, yılgınlığın, bitkinliğin ve vazgeçmişliğin bir belirtisi olmuyor. Aksine, bu duygu beni daha biliyor, daha hırçınlaştırıyor, bir yerlerden uzaklaştırıyor, bir yerlere yakınlaştırıyor. “Ne yapmalı?” “Nasıl savaşmalı?” sorusuna cevaplar arıyorum günlerce.

Sizi de düşünüyorum. İçeriye düşmeden önce anlatmak istediklerimi ama anlatamadıklarımı herhalde şimdi daha iyi anlayacaksınız. Bizi anlamayan analara, babalara, bacılara, eşe, dosta, herkese ama herkese anlatın daha vakit varken. Henüz geç kalmamışken. Vaktim az da olsa var ve eğer biz değerlendirmesini bilirsek yeter de artar bile. Bu işi hep beraber yürütürsek ancak kazanabiliriz.

Omuz, omuza, bir birinden güç alarak, bir birine güç vererek. Ve anam, bu savaşı ne pahasına olursa olsun kazanmalıyız, kazanacağız. Kazanacağız ki çiçekli, mutlu günleri hep beraber görelim, senin torunların görsün ve torunlarının çocukları görsün.

Biz karşımızdakiler gibi bir avuç değiliz. Biz halkız. Bak sana bizden olanları iyiyi, güzeli, haklarını isteyenleri sayayım. Ben varım, babam var, sen varsın, kardeşlerim var, ablam bacım var, sonra köydeki dayılarım, şehirdeki amcalarım ve onların akrabaları, komşuları var, onların arkadaşları, onların oğulları, kızları, benim okul arkadaşlarım, onların arkadaşları, onların akrabaları, amcaları, dayıları var ve yine onların… saymakla bitiremeyeceğim kadarız biz.

Gördün mü ak saçlı boncuk gözlü anacığım saymakla bitiremiyorum. Yeter ki omuz verelim birbirimize. Yeter ki destek olalım ortak mücadelemizde.

Gelecek görüşte bana özgürlüğü, özgürlüğün tohumlarını getir. Ve demir parmaklıklara bütün bu yazdıklarımı düşünerek gözyaşlarını, mahzun bakışlarını bırakmadan git. Boynun bükük olmasın. Giderken gözün arkada kalmasın. Arkana bakma. Dışarıda da hep öyle ol.

Sana ve soranlara devrimci selamlar.

Anne. Benim anlatmak istediklerimin hemen, hemen hepsi bu mektupta var. Bu da cezaevindeki tüm devrimcilerin düşüncelerinin, yaşamlarının ve mücadelelerinin aynı olduğunu gösterir.

Bu yazdıklarımın yanı sıra sağlığınıza da dikkat edin ki yaşamın zorluklarına göğüs gerebilesiniz.

Size, akrabalara ve tüm arkadaşlara devrimci selamlar. Ellerinizden öperim. Erdal”

NOT: Mektup ilk kez Evrensel gazetesi tarafından yayınlanmıştır.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Memur-Sen zam kararını açıkladı21 Ağustos 2017 Pazartesi 18:01
  • Batman Belediyesi eş başkanları hakkında gözaltı kararı21 Ağustos 2017 Pazartesi 17:55
  • Ankara'da FETÖ operasyonu21 Ağustos 2017 Pazartesi 17:31
  • Sedat Peker: LGBT'yi Fethullah Gülen'in kurduğu ortaya çıktı21 Ağustos 2017 Pazartesi 17:22
  • Vicdansızlığın bu kadarına da pes!21 Ağustos 2017 Pazartesi 16:12
  • Diyarbakır'da feci kaza: 3 ölü, 1 yaralı21 Ağustos 2017 Pazartesi 15:34
  • THY uçağı acil iniş yaptı!21 Ağustos 2017 Pazartesi 15:06
  • ByLock'tan tutuklanan MBD Genel Başkanı hakkında yeni gelişme21 Ağustos 2017 Pazartesi 14:49
  • Yılanın ısırdığı işçi hastanelik oldu21 Ağustos 2017 Pazartesi 14:22
  • Ülkücü başkanın istismar görüntüsüne Peker de isyan etti21 Ağustos 2017 Pazartesi 13:52
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2017 Gerçek Gündem | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.