16 Mayıs 2018 09:15

Trump'ın Kudüs kararının perde arkası

Trump'ın Kudüs kararının perde arkası
Trump’ın Kudüs kararının arka planında seçim kampanyasına mali destek sağlayan İsrail yanlısı bağışçılara borcunu ödeme isteği de var. Bu kararla borcunu ödemiş oldu
+ A -

Paylaş

ÖMÜR ŞAHİN KEYİF/BİRGÜN- ABD’nin İsrail Büyükelçiliği’ni Tel Aviv’den Kudüs’e taşıması, beklendiği gibi yeni bir şiddet dalgasına yol açtı. Washington merkezli Eğitim ve Halkın Gelişimi için Kudüs Fonu yöneticilerinden Mohamed K. Mohamed, ABD yönetiminin kaosa yol açan kararını eleştiriyor.

Mohamed, Kudüs’ün anlaşmalarla sağlanan statüsünün değiştirilmeye çalışıldığını vurguluyor ve bu değişikliğin kağıt üzerinde İsrail işgalini meşrulaştırmaya yönelik olduğunu belirterek, “Kudüs; Filistin - İsrail meselesinde, en hassas konulardan biri. Bu güne kadar, ABD’nin pozisyonu Doğu Kudüs’ün işgal altında bir bölge olduğu ve şehrin statüsü sorununun Filistinliler ve İsrailliler arasındaki görüşmelerde çözümlenmesi yönündeydi. Neredeyse tüm dünya bu pozisyonu benimsedi ve İsrail’in Doğu Kudüs’ü işgalini yasa dışı olarak değerlendirdi. İşgal altındaki bölgenin yasal statüsünü İsrail lehine değiştirmeye yönelik herhangi tek taraflı hareket, pek çok BM kararını ve uluslararası yasayı deliyor. Elçiliğin taşınması hamlesi, yüz binlerce Filistinli’nin anayurtlarından edilmesinin 70’inci yıl dönümünde geldi. Bu düşmanca hareket, barış ve başarılı bir çözüm konusunda cesareti kırıyor” diyor.

Mohamed, yaşanan katliam karşısında ABD tarafındaki sessizliği de eleştiriyor: “Onlarca kişi öldü. Özellikle ABD’de hiç kimse, İsrail’in tüm bu insan hakları ve BM kararları ihlallerine tek kelime etmedi. ABD, İsrail’in tarafını tutmaya devam ediyor, İsrail’e daha fazla silah, daha fazla askeri mühimmat, finansal ve politik destek veriyor.”

İsrail’i ödüllendiriyor

Mohamed’e göre, ABD’nin İsrail’e desteği, uzun yıllardır baskı ve şiddet altında yaşayan Filistinlileri yollarından döndüremeyecek. Mohamed, Trump’ın İsrail’le ilişkisini ise şöyle yorumluyor: “Trump İsrail’e karşı aşırı şekilde dost olduğunu kanıtladı. Bu yılın başında verdiği bir röportajda, elçiliği taşıma kararının, başkanlığının en yüksek noktası olduğunu iddia etmişti. Bir Amerikan başkanının görevinin en üst noktasının yabancı bir ülkeye hizmet etmek olması çok tuhaf. Ülkenin kendi içinde pek çok sorunu varken neden İsrail’i mutlu etmeye çalıştığını bilmiyorum. Bu utanç verici.”

Mohamed, Trump’ın politikalarında ABD sermayesinin rolünü ise şöyle değerlendiriyor: “Trump’ın kampanyasına finansal destek sağlayan İsrail yanlısı kişilerin bu politikalarda etkisi olabilir. Örneğin, Sheldon Adelson’ın çok miktarda para akıttığına eminim. Öte yandan Trump’ın etrafındaki kişilerin de etkisi var. Örneğin Trump’ın iflas avukatı şu anda ironik şekilde ABD’nin İsrail Büyükelçisi. Yani pek çok esin kaynağı var, ideolojk ya da Adelson örneğinde olduğu gibi parayla ilgili. Kararının büyük kısmının bununla ilgili olduğunu düşünüyorum, onlara yani kampanya bağışçılarına bir şekilde borçlu.”

‘Ne olacak’ sorusunun cevabı ise Filistin tarafı için oldukça karanlık. Bu karanlığı yaratan da eşitsiz muamele. Mohamed bunları şöyle dile getiriyor: “İsrail dünyanın en büyük uluslararası hukuk ve BM kararları ihlalcilerinden biri. Fakat ABD, bütün bu davranışlarına rağmen İsrail’i ödüllendirmeye devam ediyor. Söz konusu başka bir ülke olsaydı, duruma ağlıyor, ülkeyi kınıyor olurduk, fakat konu İsrail olunca, onlara silah vermeye devam ediyoruz. Yani İsrail her zaman bir istisna ve başka hiçbir ülkenin alamadığı özel bir muamele görüyor.”