• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 23 °C

Deniz Feneri savcılarına beraat

Deniz Feneri savcılarına beraat
Cumhuriyet savcıları Nadi Türkaslan, Abdulvahap Yaren ve Mehmet Tamöz beraat etti.

Deniz Feneri e.V bağlantılı soruşturmayı yürütürken görevden alınan cumhuriyet savcıları Nadi Türkaslan, Abdulvahap Yaren ve Mehmet Tamöz, "resmi belgede sahtecilik ve görevde yetkiyi kötüye kullanma" suçundan yargılandıkları davada beraat etti.

Deniz Feneri e.V bağlantılı soruşturmayı yürütürken ''resmi belgede sahtecilik ve görevde yetkiyi kötüye kullanma'' iddiasıyla soruşturmadan alınan Cumhuriyet Savcıları Nadi Türkaslan, Abdulvahap Yaren ve Mehmet Tamöz hakkındaki davada savcılık makamı esas hakkındaki mütalaasında sanıkların beraatini talep etti.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin baktığı davanın Yargıtay Konferans Salonu'ndaki duruşmasına, sanıklar ve avukatlarıyla müdahil avukatları katıldı. Duruşmayı, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan ve bazı milletvekilleri izliyor.

Sanık Nadi Türkaslan ve avukatının soruşturmanın genişletilmesi talebini değerlendiren mahkeme heyeti, dinlenmesi istenen tanıklar ile getirtilmesi talep edilen belgelerin dava konusu suçların dışında kaldığı ve bu hususların araştırılmasının davanın çözümüne bir katkısı bulunmayacağı gerekçesiyle talebi reddetti.

Daha sonra esas hakkındaki mütalaasını okuyan Yargıtay Cumhuriyet Savcısı, sanıkların Deniz Feneri e.V bağlantılı davada, mahkeme kararının bir kısmını kapatarak ilgili yerlere göndermesine ilişkin, yapılan araştırmada suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığını belirterek, sanıkların beraatını talep etti.

Cumhuriyet Savcısı, söz konusu işlemde sahtecilik kastının bulunmadığının belgelerin durumundan açıkça görüldüğünü ifade etti.

Duruşmada, sanıklar esas hakkındaki savunmalarını yaptı.

'BÖYLE BİR DAVA BANA YÜZ KERE GELSE YÜZ KERE BÖYLE HAREKET EDERDİM'

Sanık Savcı Yaren, savunmasında Afrika'daki aç çocukların resimlerini kullanarak, "Yardım paraları buraya gitmesi gerekiyordu. Niye ben bu paralara, şirket mallarına el koydum? Evli kadın, evli adamlar, hovardalıklarını, metreslerini elinde tutmak için zekat paralarıyla bu şirketlere ortak alınmışlar" derken Türkaslan, savunmasında "Böyle bir dava bana yüz kere daha gelse yüz kere daha böyle hareket ederdim, buraya geleceğimi bilsem de" dedi.

Duruşmada, Nadi Türkaslan ve avukatının soruşturmanın genişletilmesi talebi reddedildi. Mahkeme heyeti, Adalet Bakanı Sadullah Ergin ve Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, HSYK Başkanvekili Ahmet Hamsici, HSYK Birinci Daire Başkanı İbrahim Okur'un bulunduğu tanıkların getirtilmesi talebini de bu hususların araştırılmasının davanın çözümüne bir katkısı bulunmayacağı gerekçesiyle reddetti.

-EVRAK KARIŞIKLIĞA NEDEN OLMAMASI İÇİN BU ŞEKİLDE GÖNDERİLDİ-

Davanın bugünkü duruşmasında esas hakkındaki mütalaasını sunan Yargıtay Cumhuriyet Savcısı, Savcı sanıklar hakkındaki suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığını belirterek, "Kanunen, hukuken, ahlaken ve vicdanen sanıkların bu suçu işlediği kanıtlanamamıştır" dedi.

Sanık Nadi Türkaslan hakkındaki resmi belgede sahtecilik suçunun irdelenmesinde, sanığın mahkeme kararını iki maddelik bir kısmanı beyaz bir kağıtla kapatarak, fotokopi çektirerek uygulamaya gönderdiğinin anlaşıldığına dikkat çeken Savcı mütalaasında, "Sahtecilik için gerekli unsurlar yasada sıralanmıştır. Belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya kamu görevlisinin cezalandırılacağı belirtilmiştir. Suçun oluşması için belgenin aldatma yeteneğinin olması gerekir. Aldatma yeteneğinin olup olmadığı iddia edilen muhatabın kişisel durumuna göre değil objektif ölçülere göre değerlendirilmelidir, belli sayıda güç ve kişiyi kandırabilecek nitelikte olmalıdır. Eylemin kabaca icra edilmesinde aldatma yeteneği yoktur. Sahtecilik olması için çoğu insan için ilk bakışta anlaşılmayacak derecede aldatıcı vasıfta olması gerekir" dedi. Savcı mütalaasında evrakta sahtecilik suçunu şöyle değerlendirdi:

"Atılı suça ilişkin evrak, kararın aslı ile incelendiğinde açıkça kararın bir bölümünün kapatılarak suret elde edildiği görülmekte, kararın hüküm kısmının görülmediği anlaşılmaktadır. Somut evrak gören herkesin bunu anlayabildiği açıktır. Ceza hukuku kriterleri açısından bakıldığında bu husus ortada sahtecilik kastı bulunmadığını göstermektedir. Sanığın o bölümü kasten gizleyip, hukuken tedbir konulmasına mümkün bulunmayan şirket mallarına tedbir konulmasını sağlama kastıyla hareket etmesi halinde, pek tabii kolayca başkaca çok zor anlaşılacak aldatma yöntemleri kullanabilecek durumdayken, üzerinde oynama yapılmadan görünür şekilde kapatarak tedbir uygulanması için göndermesi, kanunen hukuken, aklen ve vicdanen, sanığın iş bu fotokopiyi karışıklığa neden olmaması için bu şekilde gönderdiği savunmasının aksinin kanıtlanamadığı sonucuna yol açmaktadır.

-SUÇLARIN MADDİ VE MANEVİ YASAL UNSURLARI OLUŞMADI-

Görevde yetkiyi kullanma suçunu da değerlendiren savcı mütalaasında, suç oluşturan eylemi icra etmenin yanında sonuç olarak eylemin kişilerin mağduriyetine, kamunun zararına ya da haksız kazanca neden olması gerektiğini ifade etti. Savcılık, somut olayda, sanık Türkaslan'ın bir mahkeme kararını kapatarak talimat verdiği, diğer sanıkların da bu eylemi devam ettirerek bu suçu işlediklerinin belirtildiğini anımsatarak, şu değerlendirmede bulundu:

"Her ne kadar kararları uygulatan makamların bu kararların bir bölümünü kapatması etiği tartışılabilir olsa da Türkaslan'ın eyleminin bir suç teşkil etmeyen uygulaması ile diğer sanıkların bu uygulamayı sürdürmek eylemleri görevi kötüye kullanma olarak anlaşılmamıştır. Sanıkların eylemleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde zarara neden olmadıkları belirlenmiş, suçun unsurlarının oluşmadığı anlaşılmıştır."
Savcılık, sanıklar Türkaslan, Yaren ve Tamöz'ün üzerlerine atılı suçların maddi ve manevi yasal unsurları oluşmadığı kanaatine varıldığını belirterek beraatlarını talep etti.

-BURAYA GELECEĞİMİ BİLSEM YİNE AYNI ŞEYİ YAPARDIM-

Savcının mütalaasını sunmasının ardından sanık savcılar esas hakkındaki savunmalarını yaptı. Sanık savcı Nadi Türkaslan, kendisinin görevini yaptığı için, birilerinin de görevlerini yaptığı için yargılandığını belirtti. Pişmanlık duymadığını dile getiren Türkaslan, "Hukuk ne gerektiriyorsa yaptığım, belki yapılamayacakları yaptığım için buradayım. Kimseye yanaşmadım, kimseden menfaat gözetmedim, kimseden bir şey beklemedim, kimseden de korkmadım. Bu dosya yüz kere önüme gelse, yüz kere bunu yaparım, her seferinde buraya geleceğimi bilsem de. Ben görevimi yaptığım için birileri de görevlerini yaptığı için buradayım" dedi.

-METRESLER ZEKAT PARALARIYLA ŞİRKETLERE ORTAK YAPILDI-

Sanık savcı Abduvahap Yaren ise savunmasında, Deniz Feneri yardım paralarının yoksullara değil şirket ortağı yapılan metreslere gittiğini iddia etti. Afrika'daki aç çocukların fotoğrafları göstererek, "Yardım paraları buraya gitmesi gerekiyordu" diyen Yaren sözlerine şöyle devam etti:

"Niye ben bu paralara, şirket mallarına el koydum? Evli kadın, evli adamlar, hovardalıklarını, metreslerini elinde tutmak için zekat paralarıyla bu şirketlere ortak alınmışlar. Niye? Cinsel istismara devam edebilmek için, şantaja devam etmek için. İşte bunum için mal varlıklarına el koyduk."
Devletin kendilerine Almanya'ya gitmeleri için görev verdiğini kaydeden Yaren, "Belgeleri bulduk. Isparta, Burdur, Trabzon'da ve Türkiye'nin her yerinden yardım yapıldığı iddia edilen bu insanları dinledik. 600 kişinin biri bana 'Deniz Feneri e.V bana yardım yaptı' demedi. Yüzde 80'i 'Bu imzalar sahte. Bana yardım yapılmadı' dedi. Yüzde 20'si ise 'Buradaki imza bana ait ama bana bu miktarda yardım yapılmadı' dedi. Adama 20 dolar yardım yapılmış ama 400 euro yardım yapılmış gibi belge düzenlemiş. Sözleşmiş gibi hepsi yalan mı söylediler? Soruşturma belli bir aşamaya geldiği zaman bizi aldılar, delillerin tamamına ulaşılması engellendi" dedi.

Yaren'in katılan Avukatı Hakan Yıldız'a "Şurada oturan avukat" ifadesi tepkiye neden oldu. Yıldız'ın itiraz etmesi üzerine Yaren, "Otur yerine burası mahkeme. Senin laf cambazlığı yaptığın medya değil" dedi. Savcı ile Avukat arasındaki sözlü tartışma Mahkeme Başkanı Hüseyin Eken'in müdahale etmesiyle son buldu.

-MESLEKTAŞLARIMA KIRGINIM-

Sanık savcı Tamöz de beraatını isteyerek "Ben bir Cumhuriyet savcısıyım. İdealler uğruna bu işe başladım. Bir Cumhuriyet savcısının bir sanık olmasından utanıyor ve üzüntü duyuyorum. Bu olaya rağmen vatan, millet ve bayrak sevgimi yitirmedim. Ama kırgınım. Kırgınlığım suçun unsurlarının oluşmadığını bildiği halde buraya getiren meslektaşlarıma" dedi. Tüm sanıklar beraatlarını talep ederken, ceza verilmesi durumunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmamasını istedi.Katılan Avukatı Hakan Yıldız, savcılık mütalaası ve sanıkların savunmalarına cevap vermek için süre talebinde bulundu.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nde görülen davanın karar duruşmasında, Mahkeme Başkanı Hüseyin Eken, dava dosyasında incelenmesi gereken başka bir husus olmadığını belirterek, kararı okudu.

AYRI AYRI BERAAT ETTİLER

Eken, sanıklardan Türkaslan'a yüklenen ''kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve görevi kötüye kullanma'' suçları ile diğer sanıklar Yaren ve Tamöz'e yüklenen ''görevi kötüye kullanma''suçlarının Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2 . maddesi (c) bendi uyarınca yasal unsurlarının oluşmadığı anlaşıldığından, sanıkların üzerlerine atılı suçlardan ayrı ayrı beraatlerine karar verildiğini bildirdi.

Eken, karara Yargıtay Ceza Genel Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere itiraz edilebileceğini bildirdi.

''Görevi kötüye kullanma'' suçundan verilen beraat kararının oy birliğiyle alındığını açıklayan Eken, sanık Türkaslan'a yüklenen ''kamu görevlisinin resmi belgede sahtecilik'' suçuna yönelik beraat kararının ise, Daire Üyesi Ahmet Turan Doğan'ın, bu suçun nitelik değiştirerek ''görevi kötüye kullanma'' suçuna dönüştüğü ve bu suçtan mahkumiyet hükmü kurulması gerektiği yönündeki karşı oyu ve oy çokluğu ile alındığını kaydetti.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2017 Gerçek Gündem | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.