• BIST 106.638
  • Altın 145,346
  • Dolar 3,5163
  • Euro 4,1231
  • İstanbul 29 °C
  • Ankara 19 °C

AYM'den Hilmioğlu'na ret

AYM'den Hilmioğlu'na ret
AYM, Prof. Dr. Hilmioğlu'nun başvurusunu dayanaktan yoksun buldu.

ANKARA (ANKA) – Anayasa Mahkemesi, Ergenekon davası sanığı Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu’nun, hastalığı nedeniyle hayati tehlike içinde bulunmasına rağmen cezaevinde tutulması ve klişe ifadelerle tutukluluk halinin devamına karar verilmesinin yaşam hakkı ile kişi hürriyeti ve güvenliğini ihlal ettiğine ilişkin başvuruyu, ‘süre aşımı’ ve ‘açıkça dayanaktan yoksun olması’ nedeniyle kabul edilemez buldu.

Anayasa Mahkemesi’nin Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu’nun bireysel başvurusuna ilişkin kararının gerekçesi Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlandı. Hilmioğlu’nun rahatsızlığı nedeniyle tedbiren tahliyesine karar veren Yüksek Mahkeme, hastalığı nedeniyle hayati tehlike içinde bulunmasına rağmen cezaevinde tutulması ile klişe ifadelerle tutukluluk halinin devamına karar verilmesinin yaşam hakkı ile kişi hürriyeti ve güvenliğini ihlal ettiğine ilişkin başvuruyu kabul edilemez buldu. Hilmioğlu’nun sağlık durumuna ilişkin Adli Tıp Kurumu ve İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi’nin raporlarına yer verilen gerekçeli kararda, başvurunun gerekçesiz kararlarla ve sağlık durumu dikkate alınmadan tutukluluğun devamına karar verilmesi nedeniyle "kişi özgürlüğü ve güvenliğinin" ihlal edildiğine ilişkin kısmının "süre aşımı" nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verdi. Başvuruyu yaşam hakkı yönünden de değerlendiren Yüksek Mahkeme, AİHM’in hukuka uygun olarak özgürlüğü kısıtlanan herkesin insan onuruna uygun tutukluluk koşullarına sahip olma hakkı bulunduğu, alınan tedbirlerin uygulanma koşullarının kişiyi sıkıntıya ya da tutukluluğa bağlı kaçınılmaz üzüntü seviyesini aşacak yoğunlukta bir ümitsizliğe sokmaması gerektiği şeklindeki kararına atıfta bulundu. Kurul raporları dikkate alındığında Hilmioğlu’nun hastalığının her şart ve durumda, cezaevinde bulunma nedeniyle tek başına yaşamsal risk oluşturacak bir nitelik taşıdığının belirtilmediğinin ifade edildiği gerekçede, rahatsızlığın geri dönülmez bir noktaya ulaştığı yönünde bir tespitin de bulunmadığı kaydedildi. Gerekçede, raporlarda mevcut hastalık nedeniyle ortaya çıkabilecek muhtemel risklerin varlığından bahsedildiği, ‘sağlık açısından, cezaevi koşulları yerine fiziksel, psikososyal şartların daha sağlıklı olduğu ve her türlü tıbbi imkâna kolayca ulaşabileceği bir ortamda izlenmesinin uygun olacağı’ bilgisine yer verildiğine dikkat çekildi.

-HAYATİ RİSK TESPİTİ YOK-

Hilmioğlu’nun rahatsızlığının cezaevi şartları veya yetkililerin uygulamalarından kaynaklanan nedenlerle kötüleştiği ve bu nedenlerle doğal olarak özgürlükten yoksun bırakılma nedeniyle ortaya çıkan ızdırap ve acının ötesinde bir ızdırap ve acıya maruz kaldığı yönünde bir delil ortaya konulmadığının ifade edildiği gerekçede, “Başvurucunun tedavi veya kontrollerinin ihmal edilmesi nedeniyle hastalığının ilerlediği yönünde bir tespit de bulunmamaktadır” denildi.

Gerekçede, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesinde kaldığı sürece Hilmioğlu’na hastane tedavisi yapılmadığının bildirildiği, raporlarda, cezaevi koşullarının başvurucu yönünden uygun olmadığı veya hastalık sebebiyle başvurucu bakımından "kesin bir hayati tehlikeye " neden olacağı yönünde bir olgunun yer almadığına dikkat çekildi. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesince düzenlenen ilk iki raporda doğrudan cezaevi şartlarıyla bağlantılı somut bir neden belirtilmeksizin Hilmioğlu’nun tutukluluğunun devamının veya transfer edilmemesi gereken bir ortama gönderilmesinin kesin bir hayati tehlike teşkil edeceğinin belirtilmediğine işaret edilen gerekçede, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesince düzenlenen sağlık kurulu raporunda da başvurucunun cezaevinde bulunmasının sağlık durumu nedeniyle hayati risk oluşturacağına ilişkin bir tespit ve değerlendirmenin yer almadığının vurgulandı.

-TEDAVİ VE KONTROLLERİ YAPILIYOR-

Hilmioğlu’nun yargılama sürecinde İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi Hepatoloji Servisi başta olmak üzere çeşitli sağlık kurumlarında yatarak tedavi ve kontrollerinin yapıldığı bilgisine yer verilen gerekçede, şu değerlendirmeye yer verildi:

“Başvurucu, iki ay aralıklarla bir üniversite hastanesinin hepatoloji servisinde hastalığıyla ilgili kontrollerinin yaptırılmamasını yaşam hakkının ihlali olarak ayrıca ileri sürmüş ise de, bu kontrollerin yapılmasına ilişkin idari mercilerin hareketsiz kalması nedeniyle idari veya yargısal bir şikâyet yaptığına ve bu kapsamda bir sonuç alamadığına ilişkin delil sunmamaktadır. Bireysel başvuru kapsamındaki talebin de hastalık nedeniyle sağlık kurumunda tedavi edilme değil, "mahkûmiyet kararına bağlı olarak" cezaevinde tutulmanın sonlandırılması yani serbest bırakılma olduğu görülmektedir. Raporlarla tespit edilen sağlık durumuna rağmen ‘mahkûmiyet kararına bağlı olarak’ cezaevinde tutulmasının, insanlık dışı veya aşağılayıcı bir ceza/muamele olarak değerlendirilmesine neden olabilecek bir olgunun da bulunmadığı, bu nitelikte değerlendirilebilecek somut bir duruma ilişkin şikâyet olmadığı görülmektedir.”

-AÇIKÇA DAYANAKTAN YOKSUN-

Başvurucu, cezaevinde tutulma nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği şikâyetine ilişkin olarak gerek cezaevi koşullarından gerekse yetkililerce yapılan uygulamalardan kaynaklanan somut bir delil sunulmadığının belirtildiği gerekçede, “Suç isnadına veya mahkûmiyet kararına bağlı olarak özgürlüğünden yoksun bırakılan bir kimsenin sağlık gerekçesiyle serbest bırakılması için hiçbir ‘genel zorunluluk’ bulunmadığı, hasta bir kişinin cezaevinde tutulmasının, ancak cezaevi şartları veya uygulanan tedbirlerin kişiyi olağanın üzerinde sıkıntıya sokacak nitelikte olması halinde insanlık dışı veya aşağılayıcı bir muamele olarak nitelendirilebileceği ve bu kapsamda da somut bir delil olmadığı dikkate alındığında, kronik hastalığı olan başvurucunun ‘mahkûmiyet kararına bağlı olarak’ cezaevinde tutulmasına ilişkin şikâyetlerinin somut bir olguya dayanmaması nedeniyle yaşam hakkı kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir” denildi. Yüksek Mahkeme, Hilmioğlu’nun ‘kişi özgürlüğü ve güvenliğinin’ ihlal edildiğine ilişkin şikâyetini ‘süre aşımı’, ‘yaşam hakkının’ ihlal edildiğine ilişkin şikâyetinin ise ‘açıkça dayanaktan yoksun olması’ nedeniyle kabul edilemez buldu.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Mahkeme başkanını sinirlendiren Fidan - Aksakallı sorusu17 Ağustos 2017 Perşembe 15:48
  • Atalay Demirci'nin tahliye kararına itiraz17 Ağustos 2017 Perşembe 15:30
  • Tahliye edilen Atalay Demirci: Tek pişmanlığım...17 Ağustos 2017 Perşembe 15:24
  • Aleviler 564 yıllık geleneklerini Kazdağları'nda yaşatıyor17 Ağustos 2017 Perşembe 15:18
  • 'Her şey bir anda oldu'17 Ağustos 2017 Perşembe 15:14
  • 100 milyon dolarlık davada gelişme17 Ağustos 2017 Perşembe 15:09
  • Saray o istifayı doğruladı17 Ağustos 2017 Perşembe 15:00
  • Referandum ironisine ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik’ soruşturması17 Ağustos 2017 Perşembe 14:52
  • Fuhuş şebekesi reklamı böyle yapmış17 Ağustos 2017 Perşembe 14:40
  • Ayvalık’ta kokteyl eleştirisi17 Ağustos 2017 Perşembe 14:27
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2017 Gerçek Gündem | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.